okuma

buraya yazmanın en güzel tarafı kimsenin okumayacağını biliyor olmak. öte yandan birisinin okuma ihtimali üzerine belli bir ciddiyet oranında yazmak. inanın dün böyle değildim. daha da kimsenin okuma ihtimali olmayan bir yere yazdım. ve gerçekten kimse okuyamadı. ben de daha sonra okuyamadım. yazdıklarım herhangi bir söz gibi uçtu gitti. kelime olma, cümle olma hayallerini gerçekleştiremediler.

ufak bir belirtiden bir kanıya varmazsın. benim böyle bir insan olduğumu düşünmek zorunda hissediyorsan kendini, düşünebilirsin. düşündüğün için suçlanacağın bir dünya henüz yaratılmadı. biz dünyaları yaratırken çok titiz davrandık. her duygudan ve ara tonlardan yerletiştirmeye çalıştık. aslında dünya sadece istanbul’dan ibaret. geriye kalan bölümleri truman show olarak düşünebilirsin. (wake up)

kafanda soru işaretleri olduğunu biliyorum. ancak hepsinin bir cevabı da olduğunu bilmeni isterim. bütün sorularına cevap alabileceğini söylemiyorum. uyanmak güzel ancak bunca zamandır uyuduğunu bilmek, insan acı veriyor. hissettiğini düşündüğün şeyleri aslında hissetmediğini fark etmek. grinin 50 tonu diye bir kitabın hiç olmadığını fark etmek, insanı biraz olsun rahatlatabilir. ya da diğer kötü şeylerin hiç yaşanmadığını fark ettiğin zaman rahatlayabilirsin. tabi ki iyi şeylerinden olmadığını anladığın zaman da üzüleceksin. yani kısacası işin özü başka bir uyku hali.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Derin bir yerde’s story.