Sen Yapma Kardeş

Her koşulda, herkesten gelen eleştirileri okuyup değerlendirmeye özen gösteririm. Çok sert cevaplar verdiğim kişilerin eleştirilerini bile.

Herkese de bunu tavsiye ederim zira birbirimizi anlamanın en temel yollarından birinin bu olduğuna inanıyorum. Hani karşındakinin söylediği senin tüm inancınla ve ideolojinle taban tabana zıt olsa bile bir şey alırsın ondan. En kötü tanımış, onun ve onun gibilerin nasıl düşündüğünü idrak edebilmiş olursun. Bu da bir birikimdir. Erdemdir.

Ama hayatı boyunca görüşlerini net olarak ifade etmemiş, hep yuvarlak konuşmuş, ortada kalmış, ülke gündemine hep suya sabuna dokunmayan yorumlar yapıp ekmeğine zeval gelmesin diye herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışmış, politik olmayı kaypak olmakla aynı şey sanmış kişilerin yorumlarını genelde okumadan geçiyorum. Herkese de bunu tavsiye ederim.

Özellikle son zamanlarda sosyal medyada çok çok fazla karşılaşır olduk bu durumla. Bir şekilde 3–5 takipçiyi peşine takan “aman takipçilerimi kaybetmeyeyim” “aman hep ılıman takılayım çok etliye sütlüye bulaşmayayım da virallerime zeval gelmesin” derdine düşüyorlar. Bu noktaya kadar yine kızmıyorum. Fakat hem alenen böyle kaypak olup hem de her toplumsal olayda kendince büyük büyük laflar edebildiğini sanıp fikrini açıkça ortaya koymaya başladıklarında şalterlerim atıyor. Hayır bir de asıl konuşman gereken yerde konuşmuyorsun be kardeşim. Anca nazının geçtiği tanıdığın eşine dostuna sarıyorsun. Kendi küçük dünyanda kendi kısır düşüncelerinle dünyayı değiştireceğini falan zannediyorsun. Yapma arkadaşım. Sen git komiklik yap, caps yap, Instagram’da story paylaş, Cem Yılmaz’dan espri arakla ama sen sakın memleketin derdini kendine dert edinmiş insanlara yorum yapma.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.