Anneler Günü

-Geç geç ayakkabıyla geç.

Babam, zor kullanarak insanları rahat ettirmeyi seven bir insan. Müzik setinde Erkin Koray cd’si koymuş. Seni her gördüğümde çalıyor. Yatağı duvara yaslıyoruz. Daha bazayı kurmamış, bizi beklemiş. Saçları bir türlü dökülmek bilmeyen arkadaşı Şenol Amca yatağın muşambasını yırtarken bana Koray’ı soruyor. Klimacıda başladı.

Babamın evi tava ciğeri kokuyor. Saldırgan bir mahallede oturduğumuz zamanlardan kalma bir alışkanlık. Sehpanın üstünde, sigara dumanının çıkması için arada bir açılan pencereden esen cereyanla uçmasın diye küllüğün altına sıkıştırılan düşük su faturasının üstünde başka bir adamın ismi yazıyor.

Herkesın kızıl gözlü çıktığı, Koray’ın annemin kucağından pastaya uzanmaya çalıştığı fotoğraf mutfaktaki aspiratöre bantlanmış.

Bazayı monte etmeye başlıyoruz. Vidalar kaybolmasın diye birlikte tutuluyorlar. Şenol Amca işin ortasında tuvalete gidiyor. Babam sigara yakıyor. İlk fırtını üfledikten sonra “Sifon çalışmıyor.” diye bağırıyor. Şenol Amca ellerini kumaş pantolonunun arka ceplerine sile sile çıkıyor tuvaletten.

Kuruluma devam ederken tam denk gelmeyen parçalar çıkabilir. Onları avcumuzun ayasıyla vurarak yerine oturtmalıyız.

-Bekar evlerinde koridora pek de önem verilmez diye biliyorum dedi Şenol Amca.

Yatak başını takarken Türk sanat müziğindeki en güçlü sesleri sıralıyoruz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.