Eşyanın Metafiziği

21 Mart 1998

Edebiyata ilgisinin olmadığı çok belli. İmla kurallarına özen göstermiyor. Belki de ilgilidir. İşini sevmiyor olabilir. Belki de bir arzuhalci olmak hayali vardı hep ya da Kemeraltı’nda bir tatlıcısı olsun istemişti. Opel’i ile işi gidip gelmek…

22 Mart 1998

Fikret Kızılok’un Gönül şarkısı kendi ismine yazıldı sanıyor mudur? Yazarken mırıldanıyor mudur onu? Masası mesai saatlerinde güneş alıyor mu?

23 Mart 1998

Kelimeleri okunmuyor. Yerli yersiz noktalama işaretleri var. Zor uyandı belki de. Belki de uyanamadı. Ev telefonundan aradılar. Apar topar çıkarken şemsiyesini unuttu. Islandı biraz yağmurda. Otobüste gözlüklerinin camları buğulandı. Çamaşırları balkonda unuttu.

24 Mart 1998

Geniş bir zamanı vardı bugün. Öğlen yemeği sonrasi bir türk kahvesi içti lokantada. Salıncakta sevgilisini sallayan kızı seyretti sigarasını içerken. Dönünce işleri bir kez daha gözden geçirdi belli ki. Kurşun kalemle notlar almış. Sarı küçük kağıtlara açıklamalar yazmış.

27 Mart 1998

Kelimeleri sarmaşıklar gibi ele geçirmiş kağıdı. Büyük harfler küçük harflere göz kulak oluyor. Kırsaldan kente göç etmiş kelimeler. Bir tiyatro oyununa gitmiş dün gece adeta bir burjuva özentisi gibi. Gece korkmadan yürümüş sokakta. Çalgıcılara bir milyon bahşiş bırakmış gibi.

28 Mart 1998

Gözlerini kaşıyor. Gözleri mürekkep yalıyor. Öyle sıcak ki sıcaktan makyajı akacak kadar. Hiç makyaj yapmayacak kadar sabırsız olabilir. Hiç makyaj yapmayacak kadar kayıtsız. Kolonya ikram edilmiş bugün. Bir damla avuçlarına, bir damla sayfaya.

29 Mart 1998

Yazarken öyle bastırmış ki sanki kelimeler bir arka sayfaya düşecek. Sevgilisi gece boyunca gözlerine bakmamış gibi öfkeli. Sevgilisinin gece boyunca gözlerine bakmamış gibi. Kebaplar geç gelmiş gibi. Çayı soğumuş gibi. Beklerken üşümüş gibi.

30 Mart 1998

Mürekkebi bitmiş anlaşıldı. Sevgilisi yok. Yeni kaleme başlama hevesi var. Sayfalar portakal kokuyor. Rakamlar vitaminli. Akşama patates cipsi yiyecek olmanın heyecanı var.

31 Mart 1998

Kilodunu ters giyiyor mudur o da benim gibi arada? Bir kilo akasya, bir kilo kuşkonmaz alıp gidiyor mudur eve? Büfeden litrelik kola ikram ediyor mudur patronu? Bugün çok yoruldun diyor mudur? “Sen kilo mu verdin?” diyor mudur?

2 Nisan 1998

Hatalı kelimelerin üzerine beyaz ojesini sürüp yeniden yazıyor. Örneğin; 5 porsiyon yerine, 5 porselen yazmış dalgınlıkla. Sayfayı ışığa tutup arkasından okuyunca anlaşılıyor.

3 Nisan 1998

Defter geç geldi bugün. Harfler italik geldi. Bir sinema filmine bilet aldı belki sevgilisi onun için. Dolgu topuklularını ve belden kalın kemerli mini elbisesini giyip gidecek. Çıkmadan tuvaletini yapacak. İmbat eserken adamın omzuna düşen kendi saç telini alıp yere bırakacak. Ben mesaiye kalacağım.

4 Nisan 1998

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.