ŞEKERİN SAĞLIĞIMIZA OLAN ETKİSİ NEDİR?

Araştırmacılar yıllarca, tükettiğimiz şeylerde yağ miktarını sınırlamamızı önerdi; fakat son tıbbi araştırmalar, şekeri gerçek bir sağlık düşmanı olarak adlandırmaya başladı.
Bazı kardiyologlar yağı sınırlandırmak yerine, hastalarına tam yağlı süt ürünleri ve doymuş yağ kullanmaları yönünde tavsiyelerde bulunmaya başladı. Öbür taraftan, sağlıkçılar ve bazı gönüllüler şekere karşı eleştiriler getirerek, şekerli içeceklere vergi koyulmasını önerdiler. Son verilere göre, şeker içeren sıcak bir içecekte, günlük alınması gereken şekerin iki katından fazlası bulunabilmekteymiş.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir araştırmada, şekerde bir ölçünün olmaması (yiyeceklere-içeceklere eklenen şeker ya da bal, meyve suyu gibi şeylerin içerisinde doğal olarak bulunan şeker) özellikle de şekerle tatlandırılan içecekler, ihtiyacımızdan fazla enerji yüklüyor vücudumuza. Yine bu ölçüsüzlük sağlıksız bir beslenme alışkanlığı kazandırıyor, kilo aldırıyor ve diyabet, kalp krizi gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara yakalanma tehlikesini arttırıyor.
Şeker kullanımının, çocuklardaki kalp hastalıkları ve diyabet hastalığıyla da bağlantısı var. Çocuk obezite uzmanı, yazar ve ‘’şekere hayır’’ savunucusu Doktor Robert Lustig ‘’İlave şeker, çoğu kaloriye nazaran diyabete 11 kat daha fazla neden olabilir.’’ diye belirtiyor.
Şekerin kanserle de ilişkisi bulunmaktadır. 2013’te insülin direncinin kanserle ilişkisini sağlam bir biçimde ortaya koyan bir çalışmaya göre şeker tüketimi, insülin seviyesini yükselten bir hormonun (Gastric Inhibitory Polypeptide) oluşumunu tetikleyebiliyor.
Tüm bu saydığımız etkilerin dışında hepimizin bildiği gibi aşırı şeker, dişlerin ömrünü de azaltmaktadır.
Şeker Tüketimi Artışta mı?
19. yüzyıl öncesine kadar şeker, çok nadir bir maldı. Fakat endüstriyel devrimle birlikte gelen yeni tekniklerle, 1800'de çeyrek milyon ton olan şeker üretimi 1900’de 8 milyon tonu bulmuştu.
O günden beri şeker üretimi katlanarak artmaya devam ediyor. 1993 yılına gelmeden, dünyada 110 milyon tondan fazla şeker üretildiği tahmin ediliyor.
Şeker tüketimi de buna paralel artmaya devam ediyor. Dünya olarak yıllık şeker tüketimimizi 2009’a nazaran neredeyse 20 milyon ton arttırdık. Aşağıdaki tablodan da seyir görülebilir
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yetişkinler günde 25 gramdan, yani altı buçuk çay kaşığından fazla şeker tüketmemelidir. Buna rağmen, son araştırmalar, ortalama şeker tüketim limitlerinin çok çok aşıldığını belirtiyor.
Yine bir çalışmaya göre dünya şeker tüketiminin neredeyse yarısı, Asya kıtası tarafından yapılıyor. ABD halkının da şekere karşı büyük bir zaafı bulunuyor. Yapılan bir anketin sonuçlarına göre ortalama bir ABD’li tüketici, günde 126 gram yani önerilenden 5 kat daha fazla şeker tüketiyor.
Latin Amerika ülkeleri de ciddi birer şeker tüketicisi. Bir Brazilyalı günde ortalama 152 gram, bir Meksikalı 100 gramdan fazla şeker tüketiyor. Latin Amerika’daki bu yüksek şeker tüketimi, şekerli içeceklerin bölgedeki popülerliğine bağlanıyor.
Şekerli içecekler, özellikle çocuklarda şeker tüketiminin en büyük müsebbibi olarak gösteriliyor. 11–18 yaş aralığındaki gençler, ilave şeker tüketiminin yüzde 40’ını içeceklerden alıyor. Yetişkinlerin yüzde 25’lik ilave şeker tüketimi, çocuklarınsa yüzde 30’luk tüketimi şekerli içeceklerden geliyor.
Şeker Vergisi’ne İhtiyacımız Var mı?
Başta şekerli içecekler olmak üzere, şeker tüketimini azaltma girişimleri için dünya genelindeki hükümetler şekerli içeceklere ilave vergi gibi bazı stratejiler oluşturdu.
Meksika hükümeti şeker tüketiminde yüzde 12’lik bir azalma sağlayabilmek için şeker ilaveli içeceklere yüzde 10 ‘’şeker vergisi’’ koydu. Fransa ve Şili benzer vergiler getirirken; Endonezya, Hindistan ve Filipinler bu tip bir vergi getirebilmenin yollarını arıyor.
Britanya Kanser Araştırmaları ve Britanya Sağlık Forumu’nun raporuna göre Britanya’da şeker ilaveli içeceklere getirilecek ilave vergi, 3.7 milyon insanı önümüzdeki 10 yıl obeziteden kurtarabilir. Anketlere göre vergi, halkın yarısından fazlası tarafından destekleniyor.
Ekonomiler İçin Ne İfade Eder?
Aşırı şeker tüketiminin neden olduğu hastalıklar dünya genelinde birçok yerde sağlık sistemi üzerinde çok ciddi maddi külfetler oluşturabiliyor.
ABD’de obezite ve aşırı kilodan kaynaklı vak’alar toplam sağlık harcamalarının yüzde 10’u kadar bir maliyet artışına neden oluyor.
McKinsey raporuna göre 2012’de Britanya’nın obeziteden kaynaklanan ekonomik kaybı 49 milyar Euro olarak ifade ediliyor.
Bu rapora göre şekerli içeceklerden alınacak ilave vergi, Britanya’da sağlık ve sosyal bakım harcamalarını yılda 10 milyar Euro kadar azaltabilir.
Türkiye İçin Ne Söylenebilir? (Bu kısım benim tarafımdan eklenmiştir.)
Kabaca yaptığım bir araştırmaya göre Türkiye’de günlük şeker tüketimi, kişi başına 68 gram. Yani Dünya Sağlık Örgütü’nün 25 gram tavsiyesini aşıyor.
Obezitede ise durum hiç iç açıcı değil. 2003'te 15 yaş ve üzeri nüfusun % 43.4' ü aşırı kilolu ve obez olarak tanımlanırken, sürekli bir artış göstererek 2012'de % 52'ye ulaşılmış.Diğer ülkelerle karşılaştırınca obezite konusunda ilk sıralarda yer alan ülkelerden biriyiz Yani demek ki bizim için de bir şeylerin yolunda gitmediği görülüyor.
Ayrıntılı ve verilere dayalı başka bir çalışmada, Türkiye için bu konunun önemi ele alınmalıdır ve şekerli ürünlerden vergi alınıp alınmaması tartışılmalıdır. Sigaraya, sağlık harcamaları için külfet oluşturuyor diye getirilen ekstra vergi ve diğer önlemlerin, şekerli ürünler için de getirilip getirilemeyeceği tartışılmalıdır.
Bu yazı ilk olarak 14.03.2016 tarihinde paylaşılmıştır.
Bu yazı, Dünya Ekonomi Forum’unun web sayfasında yayınlanmış olup tarafımca Türkçe’ye çevrilmiştir. Türkiye ile ilgili başlık da benim tarafımdan eklenmiştir.
Yazının Orijinali: http://www.weforum.org/agenda/2016/02/is-sugar-really-that-bad-for-you?utm_content=buffer79630&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer
