Bir aşk hikayesi

Furkan’la Selay bir gün bir ortak arkadaş sayesinde buluşmuşlar.O arkadaş Selay’ın Tuğçe isimli bir arkadaşıymış.O arkadaş sayesinde tanışıp birbirlerine aşık olmuşlar.Furkan’la Selay sık sık telefonlaşmaya başlamışlar.Yağmurlu bir günde dışarı çıkmışlar.O gün iyice birbirlerine aşık olmuşlar.O yağmurlu Salı günü her ikisinin de hayatında çok önemli bir yer tutar.Her ikisi de Taksim’de yağmur altında yürüyüp şehrin tadını çıkarmışlar.O gün de çok kişi yokmuş İstiklal’de.Her ikisi de özgürlüğün tadını çıkarmışlar.İşte o gün o gündür her ikisi için de.
 Bir gün gelmiş.O zaman da birlikte Altınoluk’a gitmişler.Bir Haziran günüydü o gün.Haziran sıcağında yılın stresini atarlarken birlikte güzel resimler çekip aşklarını cümle aleme gösterdiler sosyal medyada.Cümle alem onları kıskanmış.Her ikisinin de aşkı Leyla ile Mecnun’un aşkı gibi olmuş.Furkan Mecnun misali aşıkken,Selay da Leyla gibi narin,bir o kadar da gülüşü güzel olan bir kız olmuş sevgilisinin yanında.Birbirlerine devamlı birlikte yaptıkları yolculuklardan kahve sohbetlerinden bahseder olmuşlar.İkisi de kahve düşkünü oldukları için adları kahveciye bile çıkmış.
 Altınoluk’ta güzel zaman geçiren ikili sonra da Bodrum’a geçmişler.Herkesin içinde aşklarını o derece tutkulu ve romantik yaşayan ikilimize dönüp bakar olmuş herkes zamanla.Kıskanılan çift olmuş bizim çift.Onları çekemeyenler fesatlık krizi yaşamışlar.O derece.Bu destansı bir aşktı.Furkan Selay’sız.Selay da Furkan’sız yapamıyordu.O derece.Her ikisi de ılık bir yaz akşamı birlikte başbaşa romantik bir akşam yemeği yemişler.Şamdanlar,mumlar altında.Her ikisi de aşklarına romantik bir anlam yüklediler o derece.Sosyal medyada resimlerini paylaştılar.Ve de dikkat çeken resimlerden biri oldu.
 Yazı romantik bir şekilde geçirdi çiftimiz.Yeniden istanbul’a döndüklerinde birlikte yaşamaya başladılar.Artık Eylül ayı gelmiş nişanlanmaya karar vermiştiler.Hızlıca gelişen bir aşktı bu;bir nisan gününde iyice birbirlerine kapılan çiftimiz nişanı da yapacaktı.Eş dost herkesi çağırdılar.Nişanı Hilton otelinin en lüks salonunda yaptılar çiftimiz.Her ikisi de lüks ve şatafat düşkünüydü.Evlerine en gösterişli aksesuarları koydular.Zaman geçti ve nişanı taktılar.Eş dost herkes mutluydu.Düğünü de aynı gösterişte hatta 40 gün 40 gece yapmaya karar verdiler.Her ikisi de işi gücü bırakıp evlilik hazırlıklarına giriştiler.Evlilik için her türlü hazırlığı yaptılar.İstanbul’un iki deli aşığı artık evlilik için çırpınıyordu.Düğün için yılbaşı olan 1 ocak gününü seçtiler.Düğünü o tarihte yapmanın düğünlerini unutulmaz bir hale getireceğini düşündüler.Düğün vakti gelmiş Selay’ın içini bir tuhaf hüzün kaplamıştı.Çünkü ailesinden temelli ayrı bir hayatı olacak olması onu düşündürdü ama Furkan onu hep teskin etti.Hep düğünü hayal ettiler bir şekilde düğünü de İstanbul’un en yüksek binasında yaptılar.Düğünü böylece unutulmaz kılacaklarını hayal ettiler.Düğünleri o kadar güzel oldu ki herşeyin 9 ayda hızlı gelişmesine bir o kadar şaşırdılar,bir o kadar da eğlendiler.Çiftin düğünlerine de eş dost bir eğlendiler,bir eğlendiler.Herkes göbek attı,o derece.Romantizm romantik şarkılarla doruğa çıktı.O anda çiftimiz mutluluk gözyaşları döktü.Düğün de peri masalı şeklinde devam etti.40 gün,40 gece.Balayı için önce Paris,sonra da Londra’ya gittiler.Her ikisini de o derece etkileyen yerlerdi bu yerler.Hatta Paris’ten de ev almaya karar verdiler.İyi giyinimli gösteriş düşkünü olan çiftimiz artık modayı yakından da takip edip yurtdışında moda olanı Türkiye’ye getirip Türkiye’de onları giyen zarafet abidesi çiftimiz olacaktı.Ve de bu aşk Kayahan’ın şarkısındaki gibi siyah beyaz bir film gibi sonsuzluğa uzanacaktı.

Bu evliliği 2 çocukla taçlandırdılar.İkisi de çocukları olunca sıkı sıkı çocuklarına sarıldılar.İkisinin de çocukları erkek oldu.İki çocuk da evde top oynadılar ve de dışarda arkadaşlarıyla.Çocuklarının adlarını Batu ve Mert koydular.Her iki çocuk da hareketli,enerjik ve bir o kadar da neşeli çocuklar oldular.Öğretim hayatlarında da başarılı çocuklar oldular.Genel olarak çocuklar arkadaşlarıyla uyumlu ve çevrelerinde sevilen ve sayılan çocuklar oldular.Çocuklar da genellikle herkes tarafından davranışlarıyla takdir gören çocuklar oldular.

SON

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Onur Cüneyt Hamzaoğlu’s story.