abi bu nefret biraz fazla değil mi ya.
kon kun
1

her şey istediğimiz gibi olamaz hayatımızda da, acı çekmeyi hayat tarzı haline getirme yükümlülüğümüz olmadığını ben çok geç anladım. öbür türlü de yaşanıyormuş. tabii bunu anlayabilmek ve içselleştirebilmek için dilimden ülkemden uzakta senelerce yaşamak gerekti.

bu nefret fazla değil mi? içimden az bile demek geliyor olsa da bunca zaman sonra kafayı az bişey toparladığımı kendime kanıtlamam gerek: evet fazla. insanın kendinden yiyen, bir türlü iyileşmeyen, ya bulaşan ya da yapayalnız bırakan birşey bu nefret.

ancak nefret, cesaretin tehditkar halinden başka birşey değil benim için. Çünkü benim hayatıma bilfiil kastetmiş köpekleri kovalamazsam gün gelir etrafımı sararlar.

bu yüzdendir ki, benim bulunduğum otobüste kimse bağıra çağıra kur’an o-ku-ya-maz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.