Kanalıma Hoşgeldiniz!
Merhaba arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz diyenlerin kâr amacı olduğunu yazan bir tweet okudum. Bence bu bir klişe ya. Çok sempatik hem de. Ayrıca burası kanal sayılmaz. En son geçen sene 9 Temmuz’da yazmışım Medium’a. Zaten sonra Medium’un Türkçe yayını kapatıldı falan. Sık takip ettiğim için üzücü oldu. Ama artık kendi çapımda fikirlerimi beyan etmek için kullanmaya karar aldım. Ne zamandır aklımda ama insanlar senin fikirlerini neden önemsesin? diye kendimi sürekli vazgeçiriyordum.
https://open.spotify.com/track/7utyUj2Clh0t5M77IA78u0

Evet ,aynen görseldeki yazıyla vazgeçiyordum. Sonra kendi kendime de olsa yazmaya karar verdim.
Öncelikle Haziran 2017'de biten üniversiteden sonra çok zamanım oldu. Birçok kitap okuma ve birçok film izleme fırsatı buldum. İzlediklerimden birkaçını önereceğim bu yazımda. Öncelikle hiçbir şekilde spoiler olmayacak bu yazıda. Ben filmin önemli bir anını gösteriyordur diye fragman bile izlememeye gayret ediyorum. Size de bu konu hassas davranacağım.

Öncelikle bugün akşam izlediğim Dunkirk filmi hakkında konuşacağım. Benim gibi oyuncu kadrosu ve konusu hakkında bilgi sahibi olmadan,fragman izlemeden gidecekseniz filmin sonunda OMG o sen miydin 😮 diye şaşıracaksınız. Konu olarak her yerde yazan şeyleri yazmak istemedim. Ancak İngiliz yapımı dizilerin ve filmlerin sıkıcılığı aşikar. Örneğin Taboo’da 4. bölüme kadar tahammül edebilmiştim. Keza ingiliz tarihi anlatan kitaplar da aynı derece sıkıcı. Ama bu film ilk 15 dk’da ilgiyi topluyor. Son zamanlarda evde film izlerken 5–6 kere durdurduğum oluyordu. Ama bu filmi izlerken hiç sıkılmadım diyebilirim. Gerçi burada Christopher Nolan’ın kalemi devreye giriyor. Kara Şövalye, Interstellar, Inception gibi başyapıtların yönetmeni. Açıkçası benim sonuna kadar sıkılmadan izlediğim tek savaş filmi bu oldu. Yazının burasına kadar başka var mıydı diye düşündüm ama yok. Er Ryan’ı Kurtarmak beni çekmemişti o kadar. Ama bu bence gayet iyiydi. Vizyondayken kaçırmayın derim.

İzleyip etkilendiğim sonuna kadar sıkılmadığım başka bir film ise Me and Earl and Dying Girl filmi. Dostluk gibi kutsal bir yapı üzerinde oynanan filmde çocuk oyuncular başrol. Başrolde siyah ve beyaz iki arkadaşın çocukluktan gelen dostluklarıyla verilen mesaj (GÖRÜLDÜ) . Filmin sonu şaşırtıcıydı. Beklediğim gibi bitmedi. Gözlerim doldu. Ama bunun bir önemi yok. Ben Turkcell reklamlarında bile duygulanan biriyim. Ama beklediğim gibi bitseydi önerdiğim bir film değil sıradan bir film olurdu. IMDB kaç puanlanmış bilmiyorum,önem vermiyorum ama fırsat bulursanız listenize ekleyin derim.

Yazımı bitirmeden önce kitap da önermek isterim. Jean-Christophe Grangé’ın neredeyse her kitabını okudum. Bu listenin içinde son iki kitabı Lontano ve Kongo’ya Ağıt da var. Öncelikle Grangé ilk kez devam kitabı yazmış. Kongo’ya Ağıt Lontano’nun devamı. Yine spoiler vermeden yazacağım. Kitap karakterlerinin ayrı ayrı hikayeleri ele alınıyor. Ben yazarın tarzını beğendiğimden bok tasvir etse hoşuma gidiyor ama eminim sizin de hoşunuza gidecek. Bambaşka bir duyguya kapılıyorsunuz. Onlarla birlikte yaşıyor gibi.Kitapta karakterin biri sigara yakıyor sizin de o an yakasınız geliyor. Betimlemeler olağanüstü. Hikaye,kurgu zaten harika. Lontano biraz durağan gelmişti anca Kongo’ya Ağıt 600 sayfa olmasına rağmen çok akıcı bir kitap. Çevirisinin iyi olması da önemli bir faktör tabii ki. Kitapyurdu’ndan 23TL gibi bir fiyata almıştım. Almayı düşünürseniz kitapmetre.com’dan fiyat karşılaştırma yapıp alabilirsiniz. Eğer isterseniz siz de bana önerilerde bulunabilirsiniz. Herhangi bir hatam olduysa af olsun. Buraya kadar geldiyseniz teşekkürler !
