Nicelik & Nitelik: Apayrı şeyler mi?

Genel kanının aksine benim kanaatim, toplumsal değişimlerin niteliğe dayalı gözüken sebeplerinin,esasında nicelikle ilgili olabileceği yönünde. Açmaya çalışayım…

Toplumsal İlişkilerin Niteliksel Yapısı, İlişkilerin Niceliğinden Doğrudan Etkileniyor

Toplumsal fenomenleri açıklamak için doğa bilimlerinden örnek vermek her zaman risklidir ama bunu masum bir analoji, mekanizmanın nasıl işlediğini anlamamıza yardımcı olacak bir örnek olarak görün bu seferlik. Evrendeki dört temel kuvvetten kütle çekimi diğer üçünün yanında çok güçsüz, etkisiz gözükür; hatta ufak ölçeklerde ihmal edilebilir ama kümülatif etkisi ile büyük ölçekte gezegenlerin yörüngesine belirler, kara deliklere sebep olur.

Analojiden çıkıp, doğrudan konumuz ile ilgili örneklere geçecek olursak gene benzer bir mekanizma ile karılaşacağız: İnsanlar arası ilişkileri en küçük birimleri kullanarak düşünsek dahi; esas değişen nicelik iken, sonuçta gözlemlenen değişim nitelikseldir.

Tek kişi, iki kişi ve üç kişilik toplumsal birimleri ele alalım. Tek kişi iletişemez, kendi içine dönük bir zihinsel sürece sahiptir. İki kişi iletişebilir, dışa dönük zihinsel süreçlere de sahiptirler ve ‘başkalarının zihinleri’ gibi kritik felsefi sorunlarla yüzleşirler. Subjektif ile objektif bu aşamada birbirinden ayrılır. Üç kişiden itibaren başka bir boyuta geçeriz, artık üç ayrı birey, içe dönük üç zihin, dışa dönük dört farklı iletişim biçimi vardır. Bu farkı ilişki biçimlerini insanlar farketmiş, toplumsal hafızaya kaydetmiştir. Mesela iki kişinin bildiği sır değildir ama üç kişi girince işin içinde, sırrı kimin açığa vurduğu dahi bilinemez.

Daha büyük gruplara baktığımızda gene belli niceliksel eşiklerin aşılmasıyla, niteliksel farklılıklar ortaya çıkabileceği görülür. Mesela 150 kişiden büyük sosyal gruplarda bireyler birbirilerini bire bir tanımayabilir, grup bütünlüğünün devam edebilmesi için grubu bir arada tutacak bireyler üstü ögelere ihtiyaç duyulur. Bu genellikle soyut bir ögedir: totem, ortak ata, bayrak, din, marka gibi…

Buradan hareketle, pratik etkileri olan şu çıkarımlarda bulunabiliriz:

Teknolojinin topluma etkisi tartışmalarında ‘…eskiden de vardı, teknoloji sadece miktarını arttırdı’ argümanları genelde geçersizdir. Evet, eskiden de sahte-haber (fake-news) sorunu mevcuttu vardı ama İnternet’in çarpan etkisinden beslenen post-gerçek haber ekonomisi, bugün geldiğimiz noktadan toplumun ve bireyin enformasyonla ilişkisini yapısal olarak değiştiriyor, zira siyasal iletişimde hakikate yer bırakmıyor (gereksiz, önemsiz kılıyor). Çok fazla aktör, aşırı kaotik bir yapı olması hasebiyle, kaostan beslenenleri güçlendiriyor.

Zeynep Tüfekçi Hoca’nın ‘İnternet İyi Mi, Kötü Mü?’ yazısından

Zeynep Tüfekçi Hoca’nın dediği gibi, aletlerimiz ‘sadece alet’ değildir, neyi nasıl yaptığımızı doğrudan etkilerler. Evet, her zaman savaşıyorduk ama sopa ve taşla savaşmak, nükleer silahlar kullanarak savaşmakla aynı şey değil, insanlığa etkileri bakımından muazzam farklılıklar barındırıyorlar.

Enformasyonel alana dönecek olursak, Webster’ın enformasyon toplumunu açıklarken kullandığı kalitatif — kantitatif değişim argümanı da bu şekilde değerlendirilebilir. Webster’a göre, enformasyon toplumunda enformasyon miktarı çok olduğu için değil, temel toplumsal ilişkiler enformasyondan beslendiği ve teorik bilgiye önem atfedildiği içi içinde yaşadığımız topluma enformasyon toplu deriz. Buna katılmamak elde değil ama biraz daha yukarıdan baktığımızda, buradaki kalitatif değişimin de esasında kantitatif kaynaklı olduğunu görebiliriz. Zira temelde değişen tek şey enformasyonun miktarıdır ancak bu çokluk, hayatımızda kapladığı yer, ilişkilerimizi belirleme gücü, değiştirme gücü şeklinde tezahür eder. Biz de bunu kalitatif bir değişim olarak algılarız.

Webster Hoca’nın ilgili makalesinin abstract’ı…

Son olarak, metod açısından bize söyleyeceği bir şey olabilir kalitatif — kantitatif argümanının. Karmaşık insan ilişkilerini kalitatif metodlarla açıklamak elzemdir ve etkilidir. Ancak, kantitatif bir boyut eklemeden toplumsal fenomenler büyük ölçekte kavranamayabilir. Bu konu üzerine düşünmekte fayda var.