Fed ve TCMB’nin anlattıkları

17 Haziran 2017/Dünya

Geride bıraktığımız hafta içerisinde dışarıda en önemli gündem maddesi olarak Fed’i, içeride ise TCMB’yi izledik. Her ikisinden de piyasa beklentilerinin dışında bir para politikası duruşu beklenmiyordu. TCMB, beklendiği şekilde duruş sergiledi. Esasen Fed de faiz politikası açısından bekleneni gerçekleştirdi. Ancak ayrışma bilanço konusunda oldu.

Çarşamba akşamı itibarıyla ABD’de uygulanacak olan federal fonlama aralığı 25 baz puanlık artışla %1-%1.25 aralığına çekildi. FOMC üyelerinin ekonomik projeksiyonlarında da ağırlıklı sürpriz yok. Enflasyon ve işsizlik oranları aşağı yönde revize edilirken, büyümede hafif çapta yukarı oluşum söz konusu. Ekonominin sağlığı konusunda Fed’in temsilcileri ile piyasa işlemcileri olan bizler arasında belirgin bir ayrışma var. Karar alıcılar, 2017 için ABD’de GSYH büyümesini %2.2 seviyesinde beklerken, çekirdek PCE denilen Fed’in enflasyon göstergesinin de %1.7 olacağını tahmin ediyorlar. Enflasyon konusunda yön açısından konsensüs olduğunu söyleyebiliriz. Soru işaretleri, ilk çeyrek büyümesi ve açıklanan veriler sonrasında büyüme noktasında yoğunlaşıyor.

Başkan Yellen’a göre, büyümede ilk çeyreğin dönemselliğinin ardından ivmelenme var. Enflasyondaki düşüş de tek seferlik gelişmelere ve ölçümlere bağlanıyor. Gelişmeler yakından izleniyor denirken, kısa vadeli veri gerçekleşmelerine de tepki vermekten kaçındıklarının altı çiziliyor. Öte yandan esas sürpriz ise bilanço cephesinden geldi. Aralarında bizim de Grup olarak yer aldığımız birçok kesimde bu toplantıda bilanço küçültme operasyonuna dair detay verilmesi beklenmiyordu. Beklentiler çoğunlukla Eylül toplantısındaydı. Buna göre, koşulların izin vermesi halinde, yıl sonunda operasyon başlatılacak. 3 ayda bir kez güncelleme şeklinde; hazine tahvillerinden 6 milyar dolar, MBS kısmından ise 4 milyar dolarlık vadesi gelen kıymet yeniden yatırıma dönüştürülmeyecek. Her iki kalem için de 12 ay sonrasında 30 milyar dolar ve 20 milyar dolar seviyelerine gelinmesi hedefleniyor. Bu da basit hesapla 1 yıl içerisinde 150–200 milyar dolarlık bir varlık azalışı anlamına geliyor. Bilanço için telaffuz edilmiş bir resmi rakam şu an için yok. Williams ve Bullard’ın sunumlarından 2–3 trilyon dolar arasının öne çıktığını biliyoruz. 2008’deki 900 milyar dolar seviyelerine çekilme beklememeli. Zira, yıllar içerisinde her bilançonun kendi dinamiğinde büyüme zorunluluğu var. 2018’de Fed’in elindeki tahvillerden vadesi dolacak olanların büyüklüğü 425 milyar dolar. 1–5 yıl arası vade 1.1 trilyon dolar, 5y sonrası ise 985 milyar dolar. Faiz artışı döngüsünde yer alan bir merkez bankasının hedeflediği getiri eğrisi, uzun tarafta yukarı yönlü hareket edilmesidir. Bu nedenle uzun vadelilerde değişiklik olabileceğini düşünmek mümkün. Ancak, unutmayalım ki, bahsettiğimiz senaryo, Fed’in beklentilerine paralel ekonomik gelişimle doğrudan alakalı. Şayet senaryo beklendiği gibi gerçekleşirse, Fed’in kredibilitesi çok ciddi artmış olacak. Tersi durum da geçerli tabi ki.
Kısa vade için Fed’in yatırımcılara verdiği mesaj net; normalizasyona devam ediyoruz. Süreç kademeli olmaya ve iletişime açık kalmaya devam edecek. Hiçbir şey için geç kalınmış değil. Döviz borçlusu konumundaki ülkeler ve yatırımcılar için sürece hazırlanmak hala daha mümkün. Yeter ki yol planı olsun.

Bu noktada TCMB’den de bahsetmek gerekiyor. Enflasyon görünümünde tüm kesimlerce kabul edilmiş bir düşüş gözlenmeden ortalama fonlama maliyetinde zayıflama olmasını beklemek sağlıklı bir düşünce değil. Yaz aylarında TÜFE bir miktar gerileyebilir. Ancak sonbahar riski devam ediyor. Ayrıca yılın son çeyreğinde Fed’in de hamle yapması olası. Portföy ayarlamalarını bu gündem başlıkları altında yeniden gözden geçirmekte fayda olabilir.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Orkun Godek’s story.