Fiyatlamalar için kısa not

Orkun Godek
Jul 21, 2017 · 3 min read

Malumunuz olduğu üzere, yaz dönemi, iş hayatının geneline yayılmış tatil süreci ve izinlerin kullanılması anlamına geliyor. Bu nedenle ben de yaklaşık 1 haftadır yorucu geçen yılın ardından yıllık izin hakkımı kullanıyorum. Adı mesleki deformasyon mu olur yoksa sevdiği işi yapmanın getirdiği saygı durumumu bilmiyorum ama bir şekilde haber akışından da uzak kalamıyorsunuz. Ancak görünen o ki, fiyatlamaların izin yapmak gibi bir isteği yok. Her zaman olduğu gibi akışkanlık olağan hızı ile devam ediyor. Çok sayıda soru ve geri dönüş alıyorum. İlgilenen, fikrimi merak eden herkese teşekkürler. Ben de bu nedenle oluşan son resimle ilgili fikirlerimi paylaşmak istedim.

Nisan-Mayıs döneminden bu yana tüm dünya yatırımcılarının konuştuğu ortak başlık ‘eurodaki yükseliş ve sürdürülebilirliği’ temasına dayanıyor. Haksız da değiller. 1/1 seviyelerine gelebilir denilen/dediğimiz euro/dolar paritesinde ciddi bir dönüş söz konusu. Treni yakalayan da, hangi duraktan olursa olsun yakalamak isteyen de, erken inip tekrar binmek isteyen de hareketi sorgulama iç güdüsü içerisinde. Bu noktada fikrim uzun zamandır aynı; trendin olduğu ortamda rüzgara karşı pozisyon almak anlamsız. Seviyeler arasında stop loss noktalarını belirleyerek rüzgarın esmesini takip etmek daha doğru ve mantıklı. Yükselişi, gelinen seviyeleri ‘bu kadar da olmaz ki ama’ şeklinde sorgulamanın kimseye faydası yok. Evet, şahsi kanaatime göre de bu denli yükselişin anlamını açıklamak artık zorlaşıyor. Ancak koşulları da iyi incelemek gerekli.

Bu koşullardan en önemlisi hareketin çıkış nedenini belirlemek; Fransa seçimleri. Sonrasında ise Euro Bölgesi ve Birleşik Devletler ekonomileri arasındaki son açıklanan ekonomik verilerin gösterdiği ayrışmayı unutmamak gerek. Ve son olarak da esas tetikleyici olan Başkan Trump’lı dönem. Neden Başkan’dan bahsetme gereği duyuyoruz? Zira, Kasım 2016'dan bu yana dünya üzerinde gerçekleşen tüm fiyatlamalar bir şekilde kendisi ile ilintili de o yüzden. Kampanya sürecindeki vaatleri, oluşan beklentiler, yapmak istedikleri, yapamadıkları ve bir sonraki adımda da yapamayacaklarının daha da iyi anlaşılır olacağı. Evet, euronun değerlenmesi ile başlayan süreç artık Amerikan dolarının zayıflaması ile devam ediyor. Bu kısım önemli; oğlu, damadı ve kampanya yöneticisinin seçilmişler önünde ifade vereceği bir Başkan Trump profili söz konusu. Para biriminin zayıflaması doğal. Dikkat edin; Fed’i, normalleşme sürecini, makroyu ve olası bilanço operasyonunu henüz konuşmuyoruz!

Ekran başında olanlar, birebir trade imkanına sahip olanlar benden daha iyi görüyor olabilirler ama bir de benim uzaklardan kendimce gördüğüm diğer önemli husus da küresel tahvil fiyatlaması. Almanya 10 yıllık tahvilinde henüz aşağı yönde çözülme yok. İlginçtir yukarı yönde gitme momentumu da azaldı. Nedir? Eylül ayı ve ECB beklentisi kendisini hissettirmeye devam etmektedir. Hazır yeri gelmişken; ECB’den ‘hard tapering’ beklemek de bankaya, bölgeye ve atılan bunca adıma haksızlık ya, o başka yazının değerlendirmesi olabilir. Ancak şu bilinsin ki, pahalı euro, ECB ve bölge ülkelerinin son istediği şey. Fed’in ise zayıf dolar durumundan şikayeti olduğunu sanmıyorum.

Net/net: ABD 10 yıllığının %2.40'lardan 20 bp kadar çözüldüğü, paritenin 1.16'yı aştığı ortamda Türk lirasının sepet bazındaki görünümü pek de sağlıklı değil. Neden mi? Cümleye başlarken sıraladığın iki finansal aracın da olası geri dönüşlerinde TL’deki muhtemel zayıflamanın daha sert olabileceğini düşündüğüm için. MSCI EM endeksinde uzun zamandır görülmeyen seviyelere gelindiği ve-fakat TL’nin değerlenme konusundaki isteksizliği de bir köşede uyarı mekanizması olarak dursun. Ek katalizör ne olabilir? Uzun zamandır kendi oyun alanımda oynayıp bozduğum tahvil piyasası gelişmeleri ve tabi ki enflasyon görünümü.

Daha fazlası mı? Kimseyi şu sıcak günlerde sıkmaya gerek yok. 1 hafta sonra kaldığımız yerden devam ederiz :)

Selam ve sevgilerimle.

)
    Orkun Godek

    Written by

    Strategist, Galatasaray