Mayıs enflasyonu ve sonrası

7 Haziran 2017/ Dünya

5 Haziran günü TÜİK tarafından Mayıs ayına ait enflasyon verileri açıklandı. Farklı anketlerde konsensüs sağlanmamış olsa da genel olarak piyasa işlemcilerinin beklentileri dahilinde bir gerçekleşme olduğu söylenebilir. Bizim ise beklentimizin 0.20 % puan kadar aşağısında gerçekleşme izlendi. Aylık artışa rağmen yıllık kalemde sınırlı geri çekilme gözlendi ve 2016’nın aynı dönemine göre tüketici fiyatları endeksi %11.72 seviyesinde oluştu.

Yılın ilk 5 ayında kümülatif enflasyon performansı %6.05’lik artışa işaret ediyor. Bir önceki yılın aynı döneminde söz konusu rakam %3.12, 2015’te ise %5.19’muş. 2016’da yaşanan kur şokunun ardından fiyatlar genel düzeyinin beklentilerinde de farklı vadelerde yukarı yönlü seyir izlenmişti. Son TCMB beklenti anketine göre 12 ay sonrasına dair enflasyon beklentisi %8.41, 24 ay sonrasına dair ise %7.93’te bulunuyor. Bahsettiğimiz rakamların hepsi kendi normallerinin üzerinde oluşumlar, hepsi beklentilerin bozulmasını ifade ediyor.

Buraya kadar olan kısım yaşanmışların çekilen resmini gösteriyor. Birazdan bahsedeceklerim ise kısa dönem beklentilerinden oluşuyor. Baz etkisi nedeniyle yaz döneminde yıllık enflasyonda aşağı yönlü seyir gözlenmesi yüksek ihtimal. Aşağı yönlü seyir olacağı demek, örneğin gıdada çok ciddi arz fazlalığı olmadıkça ya da TL’de öngörülemeyen bir değerlenme gözlenmedikçe aylık enflasyon gelişmelerinin sıfır ya da negatif olacağı anlamına gelmiyor. Ya da tek hane yıllık rakamların izleneceğini de düşünmeyelim. En azından şimdilik. Yine yükseliş olacak ancak hesaplamadan dolayı yıllık kalem gerileyecek. Bizim, piyasa işlemcilerinin ve TCMB’nin de genel beklentisi, yılın son çeyreğinde bir tur daha enflasyon yükselişinin olabileceği şeklinde. Bu da her ne kadar kısa vadede zirveden dönüş olmuş olabilir düşüncesini yüksek sesle tartışmamıza imkan tanısa da yine de bir kez daha yenilenme riskinin olduğu gerçeğini masadan kaldırmıyor.

Daha önce de bu köşede birçok kez aynı rakamlardan bahsetmiştim; yıllık ortalamalar üzerinden yaptığım hesaplamaya göre uzun bir süredir Türkiye’nin TÜFE ortalaması %8’ler düzeyinde bulunuyor. Şu an konuştuğumuz gerçekleşmelerin hepsi enflasyon hedeflemesinin de, olası para politikası uygulamalarının da sorgulanmasına zemin hazırlıyor. Bu nedenle TCMB, 12 Ocak tarihinden bu yana, eleştirilere açık olan fakat bir şekilde TL borçlanmayı maliyetli hale getiren, kur işlemlerinde volatiliteyi azaltan, TL’ye nispeten istikrar kazandıran para politikası uygulamasını devreye sokmuş durumda. Mevcut gelişmelerin devam etmesi halinde –dış koşulların sabit olması, ekstra bir şokun gelmemesi- enflasyon görünümünün de en azından para politikası uygulamasından olumlu etkilenebileceğini, risklerin yukarı yönden ziyade aşağı yönde olduğunu belirtmek/tartışmak mümkün.

İSO ortaklığı ile açıklanan PMI verileri de enflasyonda maliyet kısmının hız kestiğini gösteriyor. Bu gelişmede kurun etkisi yok demek neredeyse imkansız. İthalat ile gerçekleşen üretimde kur gelişmelerinin payı da önemli oluyor. Göz ardı edilmesi rasyonaliteyi azaltıyor.

Enflasyon görünümüne bir olumlu katkı da ithalatçı konumda olduğumuz enerji fiyatlarından geliyor. Dış piyasa koşullarında şu an için talebin küresel çapta beklenmedik ölçekte artmamış olması, bizim gibi ithalatçı konumda olan gelişmekte olan ülkeleri olumlu yönde etkiliyor. Fiyatların $50 seviyelerinde seyretmesi, içeride kur cephesinin de volatilite azalışıyla birleşince enflasyona olumlu yönde katkı sağlıyor.

TL’deki değerlenme, TCMB’nin uyguladığı sıkı para politikası, Trump’a yönelik beklentilerin törpülenmiş olması ve Fed’i de zorlayabileceği fikri, yavaşlayan ABD ekonomisi gibi başlıkların katkısıyla içeride getiri eğrisinin uzun vadelerinde zirve değerlerinden geri çekilmeler yaşandı. 10 yıl vadeli gösterge kıymetin faizi Ekim 2016 sonuna göre 37 baz puan yükselirken, 2 yıl vadelide performans 181 baz puan seviyesine işaret ediyor. Kısa taraftaki etkinin neredeyse tamamı TCMB kaynaklı. Bu nedenle enflasyonda kayda değer bir çekilme olmadan TCMB politikasında da gevşeme görme ihtimalimiz düşük. Bu da bizi eğrinin kısa tarafındaki yüksek seviyelerin bir süre daha korunabileceği fikrine yakınlaştırıyor. Unutmadan, risk algısı kaynaklı geri çekilmeler olmaz demekten ziyade kalıcılığını sorguladığımızı belirtmek isteriz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.