Neden Karadağ’a yerleşiyorum?

4r

Burada sizlere Karadağ’a taşınma kararı alamama neden olan faktörlerden, Karadağ’ın doğal, insani ve fırsatlarla dolu güzelliklerinden bahsedeceğim. Hadi alın çayınızı, kahvenizi konu uzun…

Ne zaman bu kararı aldığımdan bahsetmek istiyorum. Beni tanıyanlarınız bilirler; İstanbul’a üniversite okumak için geldim. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım’dan mezun olduktan sonra 6 ay Atatürk Havalimanında operasyon memurluğu yaptım, ardından 2 sene boyunca dijital reklam alanında çalıştım. 2016 yaz başlarıydı ki işten, günün önemli bir bölümünü yolda geçirmekten, aktivitesizlikten, sosyalleşememeden iyice sıkılmıştım birde askerlik gelip çatmıştı. Eğer bu durumdaysanız ve etrafınızda ‘’yap-kurtulcular’’ varsa dikkat edin çünkü ben tamam artık gidiyorum diye kendi kendime konuşuyordum ki Şekil 2'de görüldüğü üzere darbe girişimi oldu.

‘’Istanbul, Turkey, July 15, 2016. REUTERS/Stringer TPX IMAGES OF THE DAY’’

Tarihe kara bir gün olarak geçen 15 Temmuz darbe girişimi gecesini yaşadıktan sonra değil askerlik yapmak bu ülkede gelecek planlamamaya karar vermiştim. Darbe gecesi bir hastane ziyaretindeyken zaruri olarak Bostancı’daki akrabalarımda kalmak zorunda kalmıştım. Sabah Bakırköy’e deniz otobüsüyle geçerken güneş gözlüklerinin arkasında gizli gözyaşı döken ve hiçbir şeyin bundan sonra eskisi gibi olmayacağını bilen insanlardan sadece biriydim. O günden sonra bende yaşayacak alternatif bir ülke arayışı hasıl oldu. ABD ve Kanada tabiki ilk akla gelenlerdi ama oturum vs almak zordu ve potansiyelini yakalamış bir ülkede manevra kabiliyetim daha az olacağını düşündüm. Bir ara Uruguay’ı internetten araştırmaya koyulmuştum ki bu durumdan Haluk abime söz ettim. O da ‘’Oğlum o kadar uzağa gitmene gerek yok Karadağ diye bir ülke var hem çok güzel hem de çok gelişecek oralar; şimdiden git bir köşe kap’’ dedi. Allah Allah dedim Karadağ’da neymiş ilçe ismi gibi ülke mi olur derken kimsenin oraya bizim gibi Karadağ demediğini anlamam uzun sürmedi. Ülkenin kendi dilindeki adı Crna Gora, İngilizce karşılığı ise Montenegro’ya tekabül ediyor.

Montenegro ile yakından tanışma

Bu tarihten sonra benim Montenegro’yu araştırmalarım, Montenegro’yu planlamaya dönüştü. Haluk abimin marifetiyle, aracı bir kurum vasıtasıyla oturma ve çalışma iznine başvurdum. Resmi işlemleri halletmek ve biraz ülkeyi tanımak adına eylül 2016'da 4 günlüğüne Karadağ’a gittim. İlk iki günüm yağmurlu havadan ve başkent Podgorica’da takılmamdan dolayı pek keyifli geçmedi açıkcası. Bu tabiki kötü bir durum yaşadım anlamına gelmiyor. İnsanların bazıları çok sıcak kanlı iken bazılarıda farkedilir derecede umursamaz. Öğrendiğim kadarıyla bu durum size güvenip sevdiklerinde inanılmaz bir sıcaklığa dönüşüyormuş. Yani anlayacağınız özel hayatlarında biraz korumacılar. Podgorica’da İngilizce konuşan insan sayısı sınırlı. Gelmeyi planlıyorsanız marketten alışveriş yapacak kadar Sırpça öğrenin derim. Sırpça dedim ama ülkenin resmi dili ‘’Karadağca’’, gel gelelim bu dilin kökeni Yugoslavca’ya dayanıyor ve Sırpça, Hırvatça, Karadağca, Slovence, Boşnakça hep aynı diller yalnız Sırplar alfabe olarak Kiril’i kullanıyor. Market konusuna değinmişken ülkenin resmi para birimi ‘’Euro’’. Evet AB üyesi değil ama öyle işte kendi para birimleri yok. Bundan önce de Alman Markı’nı kullanıyorlarmış zaten.

Konuya dönecek olursak oturum ve çalışma belgesiyle alakalı resmi işleri hallettikten sonra sonunda ilk gün kiraladığım araçla yola çıktım. Yine bir parantez açayım aracı havalimanından kiralamayı planlıyordum ki kimi ofis 2000 kimisi 500 Euro depozito istedi. Kartımda da o kadar limit olmadığından taksiyle gittim aracı kuruma. Yabancı ülke hamlığımı da taksiciyle yaptığım konuşmayla atmış oldum.

Havalimanından City Kvart bölgesine 30€ ödedim evet 12 km’lik bir yol için biraz pahalı ama havalimanı tarifesi işte. Aracı ofiste çalışan birinin arkadaşından kiraladım, depozito vermedim. Otomatik, 2004 model bir WV Polo’ydu. Deposu 40€’ya doldu ve sürekli kullanmama rağmen 4 günde bitmedi. Zaten hız yapacağınız geniş yollar olmadığı için güçlü araba almanıza gerek yok. 70–80 ortalamasında gideceğiniz yere gidiyorsunuz işte.

Neyse ilk iki gün yağmurlu havanın vermiş olduğu kasvetten, ilk kez yurtdışına çıkmış olmanın verdiği şaşkınlıktan ve yanımda gördüğüm gariplikleri anlatacak bir arkadaşım olmamasından dolayı tuhaf geçti. Sonunda ikinci günün akşamına doğru işlerim bitti ve Kotor’a doğru yola koyuldum.

Bu güzel güneş yağmurlu geçen iki günün ardından beni çok mutlu etmişti. Aşağıda görünen şehir ise Budva.

Budva yolunu kullanarak yaklaşık bir buçuk saatlik yolun ardından Kotor’a vardım. Biraz turladıktan sonra arabayı koymak için ücretsiz bir otopark buldum. Eşyalarımı alıp geceliği için 10€’ya rezervasyon yaptığım Korean Hostel’e vardım, hello dedim girdim içeri dakka bir gol bir arkadan ‘’Hoşgeldin kardeşim’’ dedi bir ses. ‘’Hoşbulduk abi’’ dedim check in işlemlerini hallettikten sonra başladık muhabbete. Metin abi bir kaç sene önce terketmiş Türkiye’yi. Hayatını deri çanta yaparak kazanıyor. Normal şartlarda St. Petersburg’daymış ama Rusya- Türkiye krizi baş gösterince kendine yeni lokasyonlar aramaya başlamış ve sonunda yolu Kotor’a düşmüş. Neyse o gece hostele yerleşip biraz etrafı dolaşmaya çıktım. Old Town’ın sayılı barlarından olan Letrika’ya yolum düştü bir kaç bira içip biraz muhabbet ettikten sonra hostele geri döndüm. Kotor’daki maceralarım bir başka yazı konusu o yüzden burada fazla derine inmiyorum.

Kotor Kalesi’nden Kotor Körfezi’nin görünümü çok etkileyici bir deneyim yaşatmıştı. Bu enerjiyle elimle işaret ettiğim Muo bölgesine kadar yürümüştüm.

Gelelim neden Karadağ mevzusuna,

Karadağ şirket açma hızı konusunda dünyada bir numara bir yer. Oturum ve çalışma izni almak diğer ülkelere göre çok hızlı. Bağımızlığını 11 sene önce kazanmış olmasından dolayı hızla gelişmekte olan bir yer ve pek çok sektör var ki hiç el atılmamış. Tabi buna bağlı olarak ara sektörler de hiç gelişmemiş. Turizm en önemli gelir kaynaklarından bir tanesi ama sanayide, tarımda, bilişimde, medyada, hizmet sektöründe de bir sürü boşluk var. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Aralık ayında bile gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %10 artış göstermiş. Bugün elime ulaşan bir veriye göre 2017 Nisan ayında gelen turist sayısı geçen yıla göre %32 artmış durumda.

Benim Karadağ’a yerleşmemde etkili olan nedenleri aşağıdaki gibi sıralayabilirim:

  • Karadağ doğal güzellik anlamında çok zengin bir yer. Türkiye’de de çok diyeceksiniz evet ama bizimkiler çöp içerisinde. Burada insanlar çöplerini yerlere atmıyorlar.
  • Burda işe yetişme telaşı yok, metro-metrobüs yok, az ve yeteri kadar insan var. Bu insanlarda yavaş yaşamayı seven insanlar.
  • Sanayinin sınırlı olması nedeniyle havası gayet temiz.
  • Karadağ’da organik diye bir tabir yok zaten organik olmayan şey yenir mi düşüncesindeler.
  • Pasaportunuzdan dolayı önyargıyla karşılanmadığınız nadir Avrupa ülkelerinden birisi burası. Ayrıca bölgede etkili olan dizilerimizden dolayı biz Türkleri çok seviyorlar.
  • Bürokrasi burada gerçekten hızlı işliyor. Tamam bir Estonya değil ama onun dijital olmayanı.
  • Potansiyelinin altında olan bu ülkede şimdiden gidip ülkeyle birlikte gelişmek isteyen benim gibi genç girişimcilere uygun bir ekosistem.

İdeal yaşam standartlarını sağlayan hem memlekete yakın hemde Avrupa’nın merkezinde böyle bir ülke çıktı karşıma bende gidip göreceğim. Belki bu listeye ekleme-çıkarmalar yapacağım. Belki Karadağ’ın kötü yanları diye bir gönderi hazırlayacağım, bunu zaman gösterecek. İzlenimlerimi sizinle buradan paylaşıyor olacağım.

Kalın sağlıcakla