“Efemçukuru ile Elele” İzmir İçme Suyunu Zehirleyen Efemçukuru Altın Madenine Direniyor

Alfons(Siyah, çekirdekli razakı, diğer adı Enfes) Üzüm Bağları, Kızılçam Ormanları ve Zeytinlikleri ile Ünlü Efemçukuru

Efemçukuru İle Elele

Efemçukuru ile Elele Platformu, İzmir Dikmen Dağı üzerinde, kent merkezine kuş uçuşu 20 km uzaklıkta ve 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren Kanada’lı Eldorado Gold Corp.’un yerli acentesi Türpag Şirketi’nce işletilen Efemçukuru Altın Madeni’nin Yeni Kapasite Artış Projesi’nin ÇED Olumlu Raporu’nun İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce onaylanmasına itiraz etmek, girişimi protesto etmek ve konu hakkında bölge, çevresi, İzmir, ülke ve dünya genelinde kamuoyu oluşturmak amacıyla Ağustos ayından bu yana bir kampanya yürütüyor. Bugüne kadar basın açıklamaları, imza toplama, bildiri dağıtımı, Internet’te duyurular, topluluk oluşturma çalışmaları yapıldı ve 14 Eylül Pazartesi öncesi İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne Kapasite Artışı ÇED Olumlu Raporu’na yurttaş itiraz dilekçeleri verilmesi için kampanya yürütüldü.

Efemçukuru ile Elele Platformu ya da Kampanyası’nın katılımcıları İzmir’in en eski çevre mücadele hareketi olan Elele’nin, Egeçep’in, meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerin üyeleri ve konuya duyarlı yurttaşlar. Elele Hareketi’nin tam adı “İzmir — Bergama — Havran — Sivrihisar — Elele Grubu”dur, tüm bileşenlerinin listesini aşağıda Elele Hareketi Bileşenleri Listesi kısmında bulabilirsiniz.

Bilişim ve İletişim Çalışanları Dayanışma Ağı(BİÇDA) olarak İnşaat İşçileri Sendikası’na verdiğimiz bilişim desteğinin ve her türlü desteğin benzerini, Türkiye’nin üçüncü büyük şehrini zehirleyenlere karşı mücadele veren Efemçukuru ile Elele’ye vermek istiyoruz. Konuyu inceledik ve aynı şeyi söylüyoruz: “BU MADEN DERHAL KAPATILMALIDIR!”

Aşağıda Maden’in çevreye verdiği dört yıllık zararı okuyacaksınız. İstenilen kapasite artışı mevcudun iki buçuk katı kadar, yani toplam, üç buçuk katına çıkacak ve süre olarak 12 yıl yerine 17 yıllık izin verilecek. Bugün olanlardan 13 yıl sonrasını hayal etmek zor değil.

Şu adresten konuyla ilgili gelişmeleri izleyebilirsiniz: https://www.facebook.com/efemelele

Efemçukuru ile Elele ve Egeçep İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde “Bayramı Zehir Etmeyin” açıklamasını yapıyor. Belediye eskiden verdiği gibi mücadeleye destek vermiyor. İzmirli’yi kaderine terk etmiş durumda. (17 Eylül 2015)

Fotoğrafın altındaki yorumu yazdıktan bir kaç saat sonra 17 Eylül’de verdiğim görüşme talebi dilekçesine karşılık Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu aradı ve telefonda konuştum. İZSU Kapasite Artışı Talebi’ne ne rapor verdi, itiraz etti mi, konuyla ilgili eksik bir şey yaptı mı, araştıracağını söyledi. “Sürekli gündeme getirsin noktasında bir talep varsa, onu biz gündeme getiririz” dedi. Kişileri dahi aradığına göre demokratik kitle örgütleriyle görüşmemesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Ancak 1 Ağustos’ta dilekçe ile başvuran Elele’den edindiğim bilgiye göre Aziz Kocaoğlu’nun Sekreteri bir süre önce arayıp “Görüşme isteğiniz hala geçerli mi” diye sormuş. “Evet” yanıtına karşın bir daha arayan olmamış. Egeçep’in başvurusu 17 Eylül tarihli ama sonuç Elele ile aynı. Umuyorum bir an önce arar Aziz Bey. (12)

Hâlâ, Aziz Başkan’ın Kapasite Artışı’ndan haberdar olduğu halde, Efemçukuru Köylüsü bir kişi hariç mücadeleden vazgeçtiği için konuyu yeterince iyi takip etmediğini düşünüyoruz ancak bundan sonrası için gösterdiği olumlu yaklaşıma karşı, sözlerinin sıkı takipçisi olacağız. Egeçep ve Elele de işin peşini bırakmayacaktır.

Efemçukuru Altın Madeni

2011'den bugüne İzmir’in doğası çok şey kaybetti. Köylüler derelerde toplu balık ölümlerine tanık oldular. Maden, zehir saçmaya devam ederken, belki bu kadar kesin ve peşin sonuçlardan kaçınıyor ancak çevre barajların suyunu kullanan 4 milyon İzmirli ağır metal zehirlenmesi riskiyle yaşıyor. Maden 770 metre rakımda, Tahtalı başta diğer birçok içme suyu barajı ve gölet ise Dikmen Dağı’nın eteklerinde. Mahkemenin son ÇED Raporu İptal Kararı’nda atıfta bulunduğu Bilirkişi Raporu’na göre kadmiyum insan sağlığına zararsız olması için gereken düzeyin tam 13 bin 700 kat (Yeraltı yan kayaçlarında 8 bin 500 kat) üzerinde. Bakır ikinci sırada (Atıkta 200 kat, yeraltı yan kayaçlarında 180 kat). Arsenik, kurşun, kükürt, selenyum, nikel, mangan, çinko raporda normalin onlarca, yüzlerce kat üzerinde diye belirtilmiş. Oysa 2005 ve 2012 ÇED Raporları’nda, bu değerler gizlenmiş, kadmiyum başta bazı maddelerin adı bile geçmiyor.

Bunun dışında şirketin Encon Çevre Danışmanlık Ltd. Şirketi’ne yaptırdığı 30.06.2005 tarihli ÇED Raporuna göre, 670 metre kotun altına inildiğinde kükürtlü (sülfür) mineral içeriğinin artacağı biliniyor. Bu da, işlem gereği ıslatılan ve kurutulan topraktan kükürt dioksit ve karbon dioksit gazlarının çıkmasına neden oluyor. Sonuç sülfürik asit ve nitrik asitin atmosferde oluşması, asit yağmurları, dolayısıyla bölgede toprak zehirlenmesi, tarımın ve kızılçam ormanlarının büyük tahribat yaşaması demek. %90'ı işletilmiş olan damar, alanın derinliğinin 2012 ÇED Raporu ile 200–250 mt. daha aşağıya indirilmesi, mevcut riskin gerçekleştiğini, kotun 250 mt.’ye kadar düşürüleceğini ve işletme tekniğine göre yoğun üretime tabandan başlanacağı için etkinin peşin ve büyük olacağını gösteriyor. (11) Bugün bir taraftan taban kotu hedeflenirken, bir yandan da cevher tespit edilen bölgelerde yan pasajlar açılarak üretim yapılıyor.

Yeraltı sularında 5 ila 100 mt. arasında düşüş yaşanacağı ve Maden’in yeraltı su akım yönünü kendi merkezine doğru saptıracağı Bilirkişi Raporu’na yansımış. Yukarıda yazdığımız daha düşük kotlara inilmesi nedeniyle oluşacak etki ise hesaplanmamış bile. Yani hesap bugünkü duruma göre değil 2005'te hazırlanan ve yenisi 2012'de yürürlüğe giren eski Rapor’a göre hazırlanmış. Bu durum aşağıda açıklamaya çalıştığımız asit maden drenajı(AMD) ve yeraltı sularına ağır metal karışmasına neden oluyor.

Ayrıca Kasım 2014’te İZSU’nun Efemçukuru’na içme suyu sağlayan kuyuyu ağır metal değerlerinin insan sağlığı için kabul edilebilir en üst düzeylerin, 10’larca katı üzerinde tespit ettiği için kapatması ve o günden beri Köy’e suyun tankerle taşınması (13), Köy halkının durumu doğrulaması ve çevre köylülerin bir kısmının bu durumdan haberdar bile olmaması başlı başına bir büyük skandal. Artık belki de “Risk” sözcüğünü kullanmak için çok geç. “Felaket” demek gerekiyor, “çevre felaketi” demek gerekiyor.

İşin toplumsal yanı daha ağır. Maden, görece iyi şartlarda iş sağlayarak ya da başka menfaatlerle köylülerin bir bölümünü yanına çekmiş. Yeni ev, yeni araba için kredi çekmeye teşvik edilmişler. Madene göbekten bağlı hale gelmişler. Şimdi köylerin ortasında tarafları ayıran çizgiler var. Eş, dost, akraba birbirine düşman. Toprakları hemen satan, direnip üç kat fiyata satana kıskaçlıkla bakıyor. Dışarıdan gelen bizim gibi hâlâ karşı olanları görünce, direniş anısı anlatan da var, “Biz direnmesek siyanürleme köyümüzde yapılacaktı” diye öğünen de. Hatta maalesef Maden konusunda kendisiyle üç aşağı beş yukarı aynı tavrı sergilemiş arkadaşlarını itham edenler bile var. Bağları işleyen gençler Maden’e girdiği için bağlar bakımsız, yıllık ürün sürekli düşüyor. Eskiden kendine yeten köyler, göç potansiyeli biriktiriyor ve göç yaşıyor.

İzmir’in kirletilen içme sularını kullanan 4 milyon nüfusu var. Çevre köylerinin tüm nüfusu, Manisa, İzmir Merkez gibi uzaktan gelenlerle beraber 500 çalışanın aileleri de birlikte hesaplanınca Maden’den yararlanabilecek kişi sayısı 5 bin kabul edelim. Kavacık köylüsü başta, her köylü madeni desteklemiyor ama bu sayı üzerinden hesap yapalım. 5 bin kişi, 4 milyon kişinin zehirlenmesine sebep oluyorsa, bir kişi 800 kişinin zehirlenmesine neden oluyor diyebiliriz. Çeşitli kaygılarla Maden’e karşı çıkmayan yerel yöneticiler ise bir oy için 800 kişinin zehirlenmesine göz yumuyor.

Bu arada içme suyunu içmediği için zarar görmediğini düşünenlere, meyve-sebze yıkama, diş fırçalama, yıkanma sırasında, hatta yıkadığı çamaşırları giyip terleyince de bu maddeleri vücuduna aldığını ve özellikle kadmiyumun kemiklerde kalsiyum yerine depolanıp birikme yaptığı ve ağrılı kemik ve eklem hastalıklarına neden olduğunu hatırlatalım. (Bkz. Itai itai sendromu) Tüm ağır metallerin yarattığı kanser olasılığı ise başlı başına bir sorun.

Şirket’i savunanlar “Devlet denetimi”nde olduğunu söylüyorlar. Unutmayalım ki kara para akladığı, sahtecilik yaptığı MASAK tarafından iddia edilen Koza Altın da 10 yıldır aynı denetimlerden başarıyla geçiyordu ancak arası Hükümet’le bozulunca denetimler sonuç verdi.

Efemçukuru Direnişi ile Özdeşleşen, ‘Atalarımdan Yadigâr’ Dediği Bağını Satmayan, Girdiği Her Hukuk Mücadelesini Kazanan AHMET KARAÇAM / 2008'de Köyün Milli Mücadele Kahramanı Halil Has Efe’ye özenen niceleri vardı, gel gör ki bugüne bir Ahmet Karaçam kaldı.

Madeni Savunan Yurttaşların Sorularına Yanıtlar:

Maden her türlü güvenliğimizi sağlıyor, çıkan toprağı çimento ile karıştırıp kazdığı yerlere geri dolduruyor. Neden asit maden drenajı(AMD), ağır metal kirlenmesi olsun?

Bir kısım altınsız toprak(pasa) ve bir kısım altından arındırılmış zenginleştirme atığı, toprak üzerinde depolandığı için yeraltında 930 bin m3 boşluk oluşuyor. Bu hacim içerisinde kazma ve patlatma sırasında ufalanan ve pürüzlenen toprakta bulunan pirit gibi kükürtlü mineraller, yeraltı sularıyla jeokimyasal tepkimeye giriyor, asit oluşumuna, asit maden/kaya drenajına sebep oluyor. Aynı şekilde ağır metaller de yeraltı sularına karışıyor. Maden öncesi akan yeraltı suyunun benzer sonuca yol açmamasının nedeni, kazı sırasında toprağın ufalanması ve tanecik yüzeyinin büyümesi , suların yön ve seviye değiştirmesi olarak açıklanıyor. Milyarlarca yıldır kararlı hale gelmiş yeraltı, altı üstüne getirilerek yeni tehlikelere açık hale geldi.

Toprak altına doldurulmayan atık toprağın(pasa) ve zenginleştirme atığının altına naylon(jeomembran) seriliyor sızıntı neden olsun?

Jeomembranın ek yerlerinden sızdırma yaptığı dünya örneklerinden biliniyor. Ayrıca bu malzeme 20 yıl garantili. 20 yıl sonra ne olacak? Atığın üzerine 20 yıl sonra yağan yağmurlar, derelere, yeraltı sularına, barajlara karışmayacak mı? İşin asıl acı tarafı Mahkeme’nin gönderdiği Bilirkişi’nin, bu malzemenin 20 yıl koruma sağlayacağı iddia edilirken, gerçek sızdırmazlık ömrünü 58 gün olarak belirlemesi. Zaten şu anda karışmıyorsa, 2015 Şubat’ına kadar Kokarpınar Deresi’nde demir derişimi yedi kez ve mangan derişimi 18 kez sınır değerleri neden aştı? (5)(11) Bazı işçilerin özellikle kış aylarında atık havuzunun kapasitesinin yetersiz kaldığı ve Kokarpınar’a buradan su bırakıldığı yönündeki iddiaların doğruluğu mu temel neden bilinemiyor. Bu dere Çamlı Barajı’nın planlandığı Koca Dere’nin ana kolu ve Çamlı Barajı’na Maden nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED Raporu Olumlu Kararı vermiyor.

İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin 16.04.2015 tarihinde iptal ettiği ÇED Raporu’nda gizlenen iki gerçek vardı. Birincisi, zenginleştirme atığındaki ağır metallerin arıtıldığı, bu nedenle asit maden drenajı(AMD) oluşmayacağı söylenmişti. Rapor’da, bir mineral olan demir sülfür’ün(pirit) eser miktarda olduğu için etki yaratmayacağından bahsedilmişti. Oysa, oranı %2’yi geçtiği zaman AMD oluşturan bu mineral maalesef zenginleştirme atıklarında en az %3.2 oranında bulunuyor. Ayrıca kırma, öğütme vb. süreçler nedeniyle tanecik boyutunun 67 mikrona(milimetrenin binde biri) inmesi jeokimyasal tepkime miktarını arttırıyor. Gizlenen ikinci gerçek aşağıdaki soruda saklı.

Ayrıca Bilirkişi Raporu’nda, ÇED’de “Atığın %20'si AMD potansiyeline sahip” denirken, atıktan alınan tüm örneklerde yüksek ağır metal ve kükürtlü mineral içeriğine rastlandığı belirtiliyor.

Neden asit yağmuru yağsın?

Şirket yukarıda bahsettiğimiz, Mahkeme’nin iptal ettiği ÇED Raporu’nda süreç (process) şemasını, yani cevherden altın üretmek için yapacaklarını yanlış göstermiş. Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden Savaş Dilek’in 2011 tarihli raporuna göre gizlenen ve uygulanan süreç adımında, rapor edilen adımda “eser miktarda” diye belirtilmesinin aksine, özellikle 670–500 metre kotları arası, ciddi miktarda kükürt dioksit(SO2) ve karbon dioksit(CO2) gazları atmosfere karışacak. Bunun sonucu ise atmosferde sülfürik asit(H2SO4) başta çeşitli asitlerin oluşması, asit yağmurlarıyla zehirlenen topraktan ağır metal, arsenik ve asitli suların çevreye yayılmasıdır. Ayrıca sülfürik asit bitkilerin klorofillerini doğrudan etkilemekte ve başta çevredeki kızılçam ormanları, tüm bitki örtüsünü kurutmaktadır.

İptal edilen ÇED raporunda gizlenen ikinci gerçek budur. Üzücü olan 500 metre kotun 2012 ÇED ile 250 metreye çekilmiş olması. Savaş Dilek 2011 yılında 2005 ÇED’i değerlendirmişti.

Atık toprağın altında biriken su vidanjörlerle çekilip arıtılıyor. Neden çevreye zararı olsun?

Su çekilene kadar alttaki naylonun(jeomembran) sızdırma riski mevcut. 20 yıl dayanması gerekirken, Bilirkişi en çok 58 gün dayanır diyor. Şirket taban kaplamasından bahsediyor ancak kapatma/örtü kaplama tekniklerinin yüksek ek maliyetler getirmesi ve aşağıda verdiğimiz %226 talan kazancı ve ÇED Rapor’unda AMD riskinin gizlenmesi, atığın üstünün etkin/katmanlı malzeme ile kapatılmadığını kanıtlıyor. Üstü kapatılmayan sahada yağan yağmurlar asit ve ağır maden zehrinin tüm çevreye saçılmasına neden oluyor.

Ayrıca işçilerin atık havuzu kapasiteyi karşılayamayınca fazla suyun Kokarpınar Deresi’ne bırakıldığı iddialarından da bahsettik.

Gelişmiş ülkelerde hiç mi altın madeni yok, dünyada altın nasıl üretiliyor?

1 Çin %14

2 Avustralya* %8.5

3 Rusya %8

4 ABD* %7.5

5 Güney Afrika %5.8

6 Peru %5.7

7 Kanada* %4

8 Meksika %3.35

9 Gana %3.27

10 Endonezya %3.1

Toplam %96.7

Gelişmiş Ülkeler Toplamı: %20

Diğer: %76.7

* ile işaretli ülkeler gelişmiş kabul ediliyor.

2013 verilerine göre Türkiye yıllık 33.5 ton ile 22. sıradaydı. Dünya üretimi 3.039 ton olduğuna göre Türkiye’nin payı, %1.1’dir.

Aşağıda (8) numaralı kaynakta, madene muhalif herkesin yürüttüğü çalışma “Üç beş bilinçli militanın kışkırtmaları” şeklinde nitelendikten sonra, başka kaynaklardan doğrulatamadığım şekilde dünya altın üretiminin gelişmiş/gelişmemiş ülkeler arasındaki dağılım oranı tersine çevriliyor. Bunun için bilinçli bir şekilde “sanayileşmiş ülke” tanımı kullanılıyor. Oysa bu kategoride saydıkları Güney Afrika Cumhuriyeti, Türkiye ile beraber “Yeni Sanayileşmiş Ülke” sınıfındadır (10). Rusya ise “Gelişmekte Olan Ülke”dir. Siyanürleme için “Avrupa Birliği Standartları kapsamında ‘Bilinen En İyi Teknik(BAT)’”in kullanıldığını söyledikten sonra, “Siyanürleme yöntemiyle altın üretimi 120 yıldır tüm dünyada başarıyla yapılmaktadır” denebilmiştir. 120 yıldan beri yaratılan tahribat bir taraftan masum gösterilirken, o zaman neden “En İyi Teknik” savunması yapıldığı da düşündürücüdür.

Ayrıca, “Maden, işletmenin kapatılmasından sonra, atık havuzu haznesindeki malzemenin üzeri bitkisel toprakla örtülerek ve atık havuzu sahası ağaçlandırılarak rehabilite edilmektedir” denmiştir. Bunun ne kadar geçersiz bir savunma olduğu, (3) numaralı kaynak incelenerek ya da Bergama Ovacık’ta bahsedilen havuz haznesindeki malzemenin üzerine dikilen zeytin ağaçlarının kuruduğu için sökülüp yerlerine yeni ağaçlar dikildiğine her sene tanık olunarak anlaşılır.

Evet, siyanürleme Efemçukuru’nda yapılmıyor ama Uşak Kışladağ’ın suçu ne ve İzmir, içme suyuna karışan ağır metal ve asitlerle, asit yağmurlarıyla ne yapacak?

(8) numaralı Koza Altın Raporu’ndan ve (3) numaralı makaleden gelişmiş ülkelerin teknolojileri okunabilir. Peki sizce aşağıda verdiğimiz talan kazançları bu tedbirler alınıyorsa nasıl elde edilebiliyor ya da çevrede yapılan ölçümler neden kirlenmeye işaret ediyor ya da neden ÇED Raporları gerçekleri gizliyor ve mahkemelerce iptal ediliyor?

Reservin Ton Dağılımı:

Altın içerikli toplam reserv: 2.5 milyon ton

%2 çimento ile karıştırılıp geri doldurulacak miktar: 1.1 milyon ton

Yüzeyde depolanacak atık toprak(pasa) miktarı: 660 bin ton

İleri zenginleştirilmiş, Uşak Kışladağ’a siyanürleme için gönderilecek miktar: 330 bin ton

Elde edilecek altın: 27.5 ton

Geri kalan miktar, cevher zenginleştirme atığıdır.

Kapasite artarsa yüzeye serilen pasa miktarı 660 bin tondan 3 milyon 200 bin tona; atığın kaplayacağı alan 4.74 hektardan 12.32 hektara; 2.2 milyon ton olan bölgede kalan toplam atık, 8 milyon tona çıkacak.

Hukuk Mücadelesi Ne Aşamada

Köylüler, çevre örgütleri ile Şirket ve Çevre Bakanlığı arasındaki onlarca davanın bir tarihçesini çıkarmak güç ancak süren iki davayı özetleyelim.

Efemçukuru Altın Madeni’nin 31.12.2012 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı’nın iptali istemi ile Egeçep Derneği, Avukat Arif Ali Cangı ve Efemçukuru köylülerinden Ahmet Karaçam’ın açtığı davada İzmir 1. İdare Mahkemesi, 16.04.2015 günü Rapor’un iptaline karar vermişti.

10.06.2015 tarihinde davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kararın temyizi için Danıştay 14. Dairesi’ne dilekçesini verdi. Davacılar 12.10.2015’te bu dilekçeye yanıtlarını bir dilekçe ile sundular.

Ayrıca 09.09.2015 tarihinde halkın görüş ve önerilerine açıldığı duyurulan “İzmir ili Menderes İlçesinde Tüprag Madencilik San. Ve Tic. A.Ş.’ce İşletilen Efemçukuru Altın Madeni’nin Kapasite Artışı Projesi”ne Elele Hareketi, Egeçep ve konuya duyarlı bir çok yurttaş son başvuru tarihi olan 14 Eylül 2015’e kadar itiraz dilekçelerini sundular. (14) Bu Kapasite Artışı Projesi ÇED Raporu ile Şirket, çevre mevzuatının etrafından dolanmak istiyor ve bu Rapor’u iptal edilen Rapor yerine kendine yasal bir dayanak yaratmak için kullanmak amacında.

İşin Ekonomik Boyutu / Kâr mı, Talan mı?

“Fizibilite ve ÇED” raporlarına göre işletilebilir rezerv, ortalama 12.5 gr/ton altın içerikli 2.5 milyon tondur. Toplam ortalama altın zenginleştirme-kazanım verimine(%86–88) göre elde edilecek altın 27.5 ton olacaktır.

ÇED’e göre şirketin 11 yıllık amortisman-nakliyat dahil tüm işletim giderleri 245 milyon ABD dolarıdır. 2011 fiyatlarıyla(onsu 1400 dolar) 27.5 ton altın, 1 milyar 242 milyon ABD dolarıdır. Bu durumda şirketin vergi öncesi geliri 1milyar ABD dolarıdır. Kurumlar vergisi(%20) 200 milyon ABD doları tuttuğuna göre, şirketin on yıllık “net kazancı” 800 milyon ABD dolarıdır. Batı sisteminde şirketler %20 kazancı ön görerek yatırım yaparlar. Bunun üzerinde, %50’ye kadarki kazançlar, %15’in üzerinde ülke risklerine karşı elde edilen büyük “rant” kazançlarıdır. Doğal kaynak yatırımlarında %50’nin üzerinde elde edilen kazançlar “spekülatif” olup doğal kaynağın TALANI anlamına gelmektedir. Bu durum demokratik ülkelerde kabul edilemez! (1)

Bu noktada, eşdeğeri gr/ton altın verimindeki Güney Afrika’daki 3.500–12.000 derinlikte bulunan madenlere oranla cevherin yer yüzeyine çok yakın olması maliyetleri düşürdüğünden kârın fazlalığı bir ölçüde anlaşılır. Bu durumda da gerekli tedbirlerin alınması yerine, gerçek dışı ÇED Raporu hazırlama vb. kötü niyetli davranışların nedeni anlaşılabilir olmaktan çıkıyor.

İşletmenin Dördüncü Yılının Ardından Öngörülemez Riskler Hâlâ Var mı?

Maden açılmadan önce yörenin jeolojik yapısı hakkında bilgimiz şu çalışmalara dayanıyordu: KAYA, 1972, 1979, 2000; KONUK,1975; MTA,1995; YILMAZ, 2000. Bu altı çalışma temel alınarak yapılan risk analizlerinde bir ağır metal olan kadmiyumun atıkta normal değerin üzerinde bulunabileceği tahmin edilememişti. Oysa sonuç 13 bin 700 kat normal değerin üzerinde.

Evet, öngörülemez riskler var ve ortaya çıkabiliyorlar ancak ÇED Raporu iptaline rağmen Maden’in faaliyetini durdurmaması ve ifade ettiğimiz talan kazançları, gayet öngörülebilir riskleri gündeme getiriyor. Gerçekleşen felaketler çevrede yapılan ölçümlerle de ortada.

Soru Soranlara Sorular

Çevre mücadelesi, ekonomik mücadele, kalkınma projeleriyle desteklense şüphesiz iyi olur ancak “Maden olmazsa ben nasıl geçiririm” diye soran yöre halkına:

1. Maden öncesi bölgede göç yoktu. Geçim nasıl sağlanıyordu?

2. Ayağını yorganına göre uzatmayıp alınan maaş ortadayken girilen araba, ev kredileri alınmadan önce bir bilene neden danışmadınız?

3. Talan bitip şirket başka bir madene yollanınca, acaba artık soruyu kendinize sormanız gerektiğini, hatta ilk başta, kendine sormadan başkasına soru sorarak yanlış yaptığınızı düşünecek misiniz? Nasıl geçineceksiniz?

4. Acele kamulaştırmayı her seferinde Yargıtay’da bozduran avukatları, ücretsiz avukatlık yapmalarına karşın, “Sen satmasan da devletle başa çıkamazsın” diyenlere kanıp nasıl azledebildiniz?

“Ülkenin kalkınmasını istemiyor musunuz? Alternatifiniz nedir?” diye soran maden işletmecisi ve onların çıkar ortağı otoriteye:

1. Yolsuz, hukuksuz, talana dayalı madencilikten karlı alternatif mi arıyorsunuz? Biri gelip paramı çalsa ona iş bulmak benim görevim mi olur? Yoksa git namusunla çalış demem mi beklenir?

2. Madencilikte devlet payı sizin uygulamanızda %2(en çok da %4) iken, KDV yokken, her türlü muhasebe oyunuyla istediğiniz kadar ödeyebildiğiniz kurumlar vergisi %20 iken siz mi ülkeyi kalkındıracaksınız?

3. 40 yıl aradan sonra üç işçi öldü diye Almanya’nın tüm kömür madenlerini 2018 yılında kapatma kararı aldığını biliyor musunuz?

Elele Hareketi Bileşenleri Listesi

TMMOB Kimya Müh. Odası Ege Bölge Şb.

TMMOB Çevre Müh. Odası İzmir Şubesi

TMMOB Elektrik Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Gemi Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Gıda Müh. Odası Ege Bölge Şb.

TMMOB Har. ve Kad. Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB İç Mimarlar Odası İzmir Şb.

TMMOB İnşaat Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Jeofizik Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Jeoloji Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Makine Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Metalurji Müh. Odası

TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şb.

TMMOB Orman Müh. Odası Ege Bölge Şb.

TMMOB Peyzaj Mim. Odası İzmir Şubesi

TMMOB Şehir Plan. Odası İzmir Şubesi

TMMOB Tekstil Müh. Odası İzmir Şb.

TMMOB Ziraat Müh. Odası İzmir Şb.

İzmir Barosu

İzmir Tabip Odası

İzmir Eczacı Odası

İzmir Ser. Muh. Mali Müş. Odası

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şb.

Birleşik Sağlık-İş

Emek Partisi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi

Bergama Çevre Yürütme Kurulu

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

ÇÖYDER

İnsan Hakları Derneği

İnsan Hakları Vakfı

68’liler Dayanışma Derneği

Ege 78’liler Dayanışma ve Demokrasi Derneği

Mülkiyeliler Birliği

KESK İzmir Şubeleri Platformu

DİSK

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu(İZÇEP)

Ege Doğa Derneği

Bireysel Katılımlar

Not: Elele Hareketi EGEÇEP bileşenidir.

Kaynaklar

(1) Savaş Dilek, Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, 2 Mart 2011, http://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/209afd9749a0393_ek.pdf

(2) Savaş Dilek, Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İzmir’in Damı Menderes — Efemçukuru Köyü Seferihisar-Gödence Yöresi Altınlı Mineralizasyonları Ve Çevre, Ekim 2006, http://www.jmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=1106&tipi=23&sube=0

(3) Nuray Kayapınar, Maden Atık Alanlarının Kapatılması — Örtü Kaplamalar, Mart 2011, http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/c53bb21b6d8a076_ek.pdf

(4) İzmir- Bergama — Eşme — Havran — Sivrihisar — Küçükkuyu Elele Platformu, Bu Maden Kapatılmalıdır, Ağustos 2015, https://drive.google.com/file/d/0B8lhJflVn3UNZExmaXNTVGZtQkk/view?usp=sharing

(5) Özer Akdemir, Evrensel, İzmir’e 20 kilometre uzaklıktaki TÜPRAG’a bağlı Efemçukuru altın madeninin bölgedeki yeraltı sularını kirlettiği bilirkişi raporuyla ortaya kondu, http://www.evrensel.net/haber/103918/altin-madeni-suyu-kirletti-ve-bu-daha-baslangic

(6) Üstün B. Reinart, Mining Watch, Fears of Contamination of Drinking Water of Turkey’s Third Largest City Fuel Opposition to Eldorado Gold’s Efemçukuru Mine, http://www.miningwatch.ca/blog/fears-contamination-drinking-water-turkey-s-third-largest-city-fuel-opposition-eldorado-gold-s-

(7) Ekodialog, Dünyada İşletilen Altın Madeni ve Altın Kaynağı, http://www.ekodialog.com/Konular/dunyada-isletilen-altin-madeni-altin-kaynagi.html

(8) Koza Altın — Türkiye Madenciler Derneği, Dünyada ve Türkiye’de Altın Madenciliği, Mayıs 2002, http://kozaaltin.com.tr/upl/turkiyemadencilerdernegialtin.pdf

(9) Onur Ceylan, Dünya Altın Arzı ve En Büyük Altın Üreticisi Ülkeler, Ekim 2014, http://piyasarehberi.org/piyasa/101-dunya-altin-arzi

(10) English Wikipedia, Newly Industrialized Countries, https://en.wikipedia.org/wiki/Newly_industrialized_country

(11) Savaş Dilek, Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Mahkemeye Sunulan 28.01.2015 Tarihli Bilirkişi Raporu Hakkında Sorular İçeren Dilekçe, Şubat 2015, https://drive.google.com/file/d/0B8lhJflVn3UNcmdfYzJUOWRiUDA/view?usp=sharing

(12) Merih Akın Yücel, Elele Hareketi Dönem Sözcüsü, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na Toplantı Talebi Dilekçesi, Ağustos 2015, https://drive.google.com/file/d/0B8lhJflVn3UNQVcyUG52N0RoUEk/view?usp=sharing

(13) Haber Ekspres, Efemçukuru’nda sağlıklı su kalmadı, 17 Kasım 2014, http://www.haberekspres.com.tr/cevre/efemcukurunda-saglikli-su-kalmadi-h70493.html

(14) Efemçukuru Altın Madeni Kapasite Artış Projesi’ne Yurttaş İtiraz Dilekçesi, 14 Eylül 2015, https://drive.google.com/file/d/0B8lhJflVn3UNdjh5eURMSU5YRDg/view?usp=sharing

15 Ekim 2015

Güncelleme: 20 Ekim 2015

Bilişim ve İletişim Çalışanları Dayanışma Ağı(BİÇDA)

www.bilisimcalisanlari.org

Barış Özel