Image for post
Image for post

“ABD Başkanlık seçimlerinin en büyük favorisi Hillary Clinton’un arkasındaki kişi bir Türk Hanımefendi…”

Mithat Bereket

BİR YIL SONRA BUGÜN…

Tam bir yıl sonra bugün, 8 kasım 2016’da yapılacak seçimle ABD 45. Başkanını yani dünyanın en etkili insanını seçecek…

Demokrat ve Cumhuriyetçi parti aday adaylarıysa, açıkoturumlarda adaylık için yarışa çoktan başladı bile…

15 aday adayının, adaylık için yarıştığı Cumhuriyetçi kanatta şimdilik ünlü işadamı Donald Trump ve beyin cerrahı Ben Carson isimleri öne çıkıyor.

Şimdilik diyorum çünkü CNN, Fox News, Facebook, NBC gibi küresel medya devlerinin moderatörlüğünde yapılan bu açıkoturumlarda dengeler ve kamuoyu yönelimleri her an değişebiliyor.

Demokrat kanattaysa işler biraz farklı. 6 aday adayının katılımıyla Las Vegas’da gerçekleşen ilk açıkoturum sonrası; 3 aday gerekli kamuoyu desteğini (3 ankette %1 ve üstü) alamadığı için yarış dışı kaldı. …

Pusula Akademisi’nin kurucusu, tanınmış gazeteci ve televizyon programcısı Mithat Bereket; Amerika’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından America Abroad Media (www.americaabroadmadia.org) tarafından verilen, ‘2015 The Power of Film’ ödüllerinde, ‘Medyanın Öne Çıkan Liderleri Onur Ödülü’nü almaya layık görüldü.

Pusula Akademisi’nin kurucusu, Kadir Has Üniversitesi, Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi tanınmış gazeteci, televizyon programcısı Mithat Bereket; America Abroad Media tarafından ‘Medyanın Öne Çıkan Liderleri Onur Ödülü’ne layık görüldü. Bereket’e verilen onu ödülü; televizyon programcılığı alanında, dünya çapında, medyanın bilgilendirme, eğitme ve toplum adına yetkilendirme gücünü temsil eden medya mensuplarına, kurumlara ve eserlere verilmekte.

America Abroad Media’nın başkanı Aaron Lobel, Mithat Bereket’e verilen ödülün gerekçesini; “Bir savaş muhabiri ve gazeteci olarak, Türk televizyonlarında kendine özgü üslubu ile hazırladığı ‘Pusula Programı’ aracılığıyla, dünya haberlerini izleyiciyle buluşturmada oynadığı öncü rol; seçkin, girişimci bir gazeteci ve medya kişiliği olması sebebiyle kendisine onur ödülünü vermeyi kararlaştırdık.”

IŞİD VE PETROL…

(Mithat Bereket)

Başbakan Ahmet Davutoğlu’na göre, son bulgulara göre, şu anda, 2 örgüt öne çıkıyor: PKK ve tabii ki IŞİD…

Başbakan, Cumartesi günü Ankara’da düzenlenen saldırı ile ilgili olarak 10 kişinin daha gözaltına alındığını söyledi. Geçtiğimiz hafta sonuna doğru, TGRT Haber televizyonunun özel yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, “Bu kişilerin bir kısmı IŞİD’le intisaplı, bir kısmı PKK’yla” dedi. Başbakan öylece devam etti:

“İki iz üzerinde yürüdüğümüzü söylemiştim, o iz üzerinde dün ve bugün de ciddi adımlar ve gelişmeler oldu. Birincisi, DAEŞ faktörü itibarıyla zaten olağan şüpheli anlamında üzerinde süreklilikle durulan bir grup olarak DAEŞ’ın yaptığı faaliyetler ve bu çerçevede bir ilişkiler ağını da ortaya çıkarmaya başladık. Yani sadece intihar bombacılarının kimliği ve onun dayandığı çerçeve değil, arkasında kimlerle nasıl işbirliği yaptıkları. İkinci iz de özellikle belli tweet hesapları üzerinden ve yine irtibatlar üzerinden salt tweet hesabı üzerinden değil yürüttüğümüz bir soruşturma var. Burada da bombalama öncesinde bazı aktörlerin bu bombalamayla ilgili bir ön hazırlık mahiyetinde, psikolojik hazırlık mahiyetinde yürüttüğü çabalar var. Burada da önemli noktaya gelindi. Tweet hesapları bazen örtülü, ismi gizli hesaplar oluyor ama bu IP adresleriyle desteklenmiş artık veri, bulgu haline dönüşmüş olaylar. …

Herşeyden önce, gelin, net bir saptamayı yaparak işe başlayalım…

Suruç sonrası yaşananlar, Türkiye’nin PKK’ya ve IŞİD’e karşı yeni bir tutum içine girdiğini gösteriyor…

Bundan böyle, “terör” denince, Türkiye’de akla gelen ilk örgüt PKK olmayacak.

Ankara, son Suriye operasyonuyla IŞİD’I de “terör örgütleri” arasında gördüğünü, “Yedi Düvel”e ilan etti…

Ayrıca, IŞİD’in Türkiye için oluşturduğu ciddi tehdidi gözler önüne serdi…
Kısacası, bundan böyle, Ankara, sınır bölgesinde ve yurt içinde, biri PKK, diğeri IŞİD olmak üzere, iki cephede birden mücadele etmek durumuna gelmiştir…

Yani,

Türkiye, Yani,YYher iki cephede hem Suriye’de birbirine düşman iki gücün yeni çatışma alanı, hem de ikisinin de direkt hedefi haline geliyor.
Aslında IŞİD’in Suruç’taki saldırısı, Türkiye’yi zor duruma düşüren her iki amaca da yönelikti. Terör örgütü böylece bir yandan PKK’nın uzantısı olan PYD’ye bir darbe vurmak ve Türkiye’deki sempatizanlarına gözdağı vermek, diğer yandan da Türkiye’ye de eylemlerini bu topraklarda yapabilecekleri mesajını iletmek istemiştir.
Cihatçıların ve Kürt güçlerinin niyet ve taktikleri ne olursa olsun, gerçek şu ki sınırın öbür tarafındaki şiddet, artık Türk topraklarına da sıçramış durumda.
Bu ise, Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı açısından, IŞİD’in PKK’dan daha az tehlikeli olarak görülmemesinin şart olduğunu gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri. (ABD) ve birçok Arap ülkesi başta olmak üzere, “Koalisyon” son zamanlarda Esad rejimini ikinci plana alarak, önceliği evrensel bir tehdit olarak görülen IŞİD’e vermiştir.
IŞİD’in Türk toprakları içinde, Suruç’ta kanlı bir saldırıya girişmesi, Ankara’yı yeni strateji düzenlemeleri yapmaya itiyor. İktidar terör örgütüyle ilgili söylemlerini ve tutumunu sertleştirdiği gibi, ona karşı yeni birtakım etkin tedbirler almayı da planlıyor.
Bu arada Türkiye’nin ABD ve “Koalisyon”la daha sıkı işbirliği yapması, İncirlik üssünü de belirli misyonlar için kullandırması söz konusu…
Kısacası, Suruç saldırısından sonra, IŞİD Türkiye’nin güvenliği ve huzuru için ciddi bir tehdit sayılıyor ve PKK’ya karşı olduğu kadar onunla da mücadele etme kararlılığı gösteriliyor. …

..

(Mithat Bereket)

Bu günlderde hrkaIndependent gazetesinin tanınmış Orta Doğu yazarı Patrick Cockburn, Suruç saldırısını analiz etti. Cockburn, “Yanlış taktik seçen Türkiye giderek Suriye’deki şiddetin içine çekilecek” yorumunda bulundu.

Patrick Cockburn yazısına, “Suruç saldırısının, Türkiye’de siyasi gündemi giderek artan oranda ülkenin Suriye savaşına dahil olmasının belirlediği” tespiti ile başlıyor.

TIKLAYIN: IŞİD, TÜRKİYE’DEKİ TERÖR EYLEMLERİNİ ÇARPICI BİÇİMDE ARTIRDI

Independent yazarı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun saldırı sonrası yaptığı “İlk işaretler DAEŞ’i gösteriyor” açıklamasını da önemli bulmuş. Türk yetkililerin daha önce bu tip saldırılardan otomatik olarak Suriye hükümetini sorumlu tuttuğunu hatırlatmış.

MİT ile IŞİD ve El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan Nusra Cephesi arasındaki ilişkinin Türkiye içinde ve dışında tartışıldığını belirtiyor Cockburn. …

HAYVANLARIN “İNSAN HAKKI” OLUR MU?

(Mithat Bereket)

New York… Amerika Birleşik Devletleri (ABD)…

Vee New York Eyaleti’ndeki bir mahkemedeyiz…

Mahkeme salonundaki ilginç duruşma, tüm hızıyla devam ediyor…

Duruşmanın konusuna ve taraflarına bakınca, ister istemez ağzımızdan dökülüveriyor: “Biz nelerle uğraşıyoruz; adamlar nelerle meşgul?”…

Türkiye’de gündemdeki konular belli:

“Seçim sonuçlarını nasıl okumak lazım? Vatandaşın, sandıklar aracılığıyla siyasilere verdiği mesajlar nelerdir?

Şimdi, nasıl bir koalisyon kurulacak? Yoksa, gündemde erken bir Genel Seçim mi var? Şayet, Genel seçim olursa netice ne olur?”…

Oysa, ABD’nin gündemindeki konu; daha doğrusu, tartışma bambaşka:

Geçen haftalarda, Amerikan mahkemeleri için bir “Teamül” (yapılageliş-örnek) oluşturacak önemli bir karar verildi. Newyork eyaletinde görülen davanın konusu: iki “şempanzeyi” ilgilendiriyordu… Davacılar, Leo ve Herkül adlı şempanzelerin hukuka aykırı şekilde bir üniversite laboratuvarında tutulduğunu öne sürüyorlardı… Amaçları, şempanzelerin bir hayvan koruma merkezine gönderilmesini sağlamakt. Davalı Stony Brook Üniversitesi’ndeki araştırmacılar ise, şempanzeleri fiziki hareketlerini gözlemlemek için tuttuklarını belirtiyorlardı. …

Farkinda mısınız?

Ankara ile Kahire arasında şu sıralar ciddi bir güç mücadelesi yaşanıyor…

Aslında bu mücadele, Mısır’da, Müslüman Kardeşler’in adayı olan ve seçimlerden Cumhurbaşkanı olarak çıkan . Muhammed Mürsi’nin, Mısır ordusu tarafından desteklenen bir darbeyle devrildiği gün başlamıştı… Türkiye, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi 3 Temmuz 2013'teki askeri müdahaleyle devirerek iktidarı ele geçiren Abdülfettah El Sisi yönetimini tecrit politikası izliyordu.

Türk hükümeti, Sisi’nin gerçekleştirdiği darbeye tepki gösterince Mısır, dönemin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı’yı “persona non grata”; yani, “istenmeyen adam” ilan etmiş, iki ülkenin diplomatik ilişkileri maslahatgüzar seviyesine inmişti.

O tarihten bu yana Sisi’yi sert dille eleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN International Televizyonuyla yaptığı bir söyleşide Sisi’yi “tiran” olarak nitelemiş, bu açıklama üzerine Mısır, Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Alper Bosuter’i bakanlığa…

Artık, gizlisi saklısı kalmadı… Artık, herkes biliyor ve günü geldiğinde, kendince “stratejik” açıdan; bölge dengeleri ve güç mücadeleleri açısından “hazır” olmak ; daha doğrusu, “ doğru tarafta olmak” için planlar yapılıyor…

Evet, Doğu Akdeniz’de; Akdeniz’in o mavi suları altında; dipte bulunan ve sadece bölgedeki ülkelerin değil, dünyadaki bütün sanayişlemiş ülkelerin iştahını kabartan, geniş doğal gaz yataklarından bahsediyoruz. Denizin dibinde, toprağın altında; ama, deniz dibi yüzeyine yakın bulunan bu büyük doğal gaz kaynaklarına (toplu olarak) “Levant Havzası” deniliyor.

Aslında Levant Havzası ve buradaki doğal gaz, yakın gelecekte, Ortadoğu ülkeleri ve bölgedışı diğer büyük oyuncular (ABD, İngiltere, Almanya, vs. gibi) tarafından “birleştirici” bir unsur haline getirilip, bölgenin “huzura ve istikrara” kavuşması için olumlu yönde kullanılabilir. Ama, bunun tam tersi de olabilir. …

Ben Antakyalıyım…

Antakya’nın konumundan; üzerinde bulunduğu coğrafyadan kaynaklanan “özel” bir durumu vardır. Tarih boyunca buradan birbirinden farklı uygarlıklar; medeniyetler gelmiş-geçmiş ve hepsi de şehrin kültürel ve tarihsel mirası üzerinde ve Antakyalıların yaşam tarzında belirli izler bırakmışlardır.

Örneğin, Roma İmparatorluğu’nun önemli bir ticaret ve sayfiye merkezi olan şehirde bulunan mozaik örneklerinin eşi-benzeri yoktur. Buralar, o zamanlar, Roma İmparatorluğu’nun tatil ve turizm beldesi; Hac ve Kudüs Yolları üzerinde bulunan önemli ticaret ve konaklama merkeziydi. Dolayısıyla şehir, Roma İmparatorluğu’nun en gelişmiş bölgelerinden biri olarak tanınan “ Klikya Eyaleti”nin önemli bir parçasıydı. …

Geçtiğimiz ay; 18 Mart’ta, Tunus’un Başkenti Tunus’tan gelen bir haber; başka bir takım olayların daha çok konuşulmasından ötürü,gündemdeki yerini koruyamadı. Unutuldu gitti. Oysa bu olay oldukça dikkat çekici ve önemliydi. Özellikle, Ortadoğu ve Balkanlarda, yeni tehlike”nin ve dolayısıyla, “yeni tehdit”in boyutlarının nerelere ulaştığını gösteriyordu.

Tunus’un en prestijli ve en eski müzelerinden Bardo’da bir silahlı saldırı düzenlenmişti. Antik eserlerin sergilendiği ve Tunus’ta turistlerin en çok ziyaret ettiği mekanlardan biri olarak gösterilen Bardo Müzesine gelen iki saldırgan, önce bir otobüsten inen turistlere rastgele ateş açmışlar ve sonra da müzenin içine girmişlerdi… Yetkiler çok geçmeden ölenlerin kimliklerini açıkladılar. İlk belirlemelere göre, 20 ölü vardı ve bunların çoğu da ( 17 kişi) ülkeye tatil amacıyla gelmiş yabancı turistlerden oluşuyordu. …

Pusula TV

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store