Yurdum insanı.

Kalıplaşmış bir söz öbeğidir ya bu, ama hep olumlu olayların içinde geçer genellikle. Ben de yaşamın içinde, istemsiz de olsa belirtilen, statüm gereşi yerip duruyor gibi görünüyorum. Aslında öyle değil. Ben yardım istediğimde geri çevirenini görmedim şimdiye kadar ama işte yardım istediğimde engelli olmuyor muyum zaten. Tam da o zaman ortaya çıkmıyor mu senin beni nasıl engellediğin. Gerçi onun sonuncun da da top benim elimde kalıyor ya. Sen benden yukardaki yerine geri dönüyorsun, ben senden aşağıdaki kürkçü dükkanıma.

İşte tam da bunun için bu aralar eğlence mekanlarının uygunluklarıyla kafayı bozmuş bulunmaktayım. Aklıma gelen bir çok yere mail atıyorum, arıyorum. Mimari şartlarının engelliye uygunluğunu sorguluyorum. -Elimden geldiğince- Mücadele ediyorum. Var olan insan, engelli, kadın -yani bütün varoluş- haklarımı sonuna kadar kullanıyorum. Bir sürü yeri sorguladım bu şekilde ama birine gidip deneyimleme imkanım oldu. Kadıköy’ de bulunan Dorock XL.

Engelliyim deyince niyeyse mekanın düz ayak olduğunu söylediler hemen. Ben de tekerlekli sandalye kullanmadığımı fakat uzun zaman ayakta duramadığımı, toplumdan soyutlanmayacak şekilde bana önden masa ayırıp ayıramıcaklarını sordum. Arkadaşlarımız sizinle ilgilenecekler yanıtını aldım. Mesajla olur aldıktan sonra, bir hafta sonu sahne alan Mirkelam konserine gittim. ‘Hadi hayırlısı. Bakalım nolcak?’ diye gittiğim mekandan mutlulukla çıktım.

-Söylemezsem olmaz- ilgi, alaka çok iyiydi. Gerekli olan her şey karşılandı. Yerim ayrılmıştı. Toplum içinden ötelenmemiş bir kaç saat geçirdim ve teşekkür ederim bunun için. Bir müşteri olarak yaptığım eleştirilerimin kâle alınmasıysa ayrıca iyi hissettirdi, yalan yok! Darısı diğer mekanların başına!

Sorun şu ki; yaptığım çok kendi çapımda. Engellilere yönelik, giriştiğim her şey de ya çok uzun zaman sonra çözüm alabiliyorum ya da anlık, bana sunulmuş çözümlerle karşılaşıyorum. Engellilerle ilgili mimari düzenlemelerden bahsediyorum. Örneğin; ben herhangi bir yerde oturup bir kahve içmek istediğimde ya da bir konsere, tiyatroya katılmak istiyorum, şartlar benim için uygun olmuyor. Ben sesimi yükseltip bu şartları sağlıyorum. Ama, bu, engelli İNSANLARa yönelik bi revizyon ya da hak olmuyor. Sadece benim, o an, kendi sorunumun çözümü oluyor.

Şimdi bir de bisiklete de biniyorum ya. Güzel güzel hayaller kuruyorum. Altında bisikletiyle, engelli bir kadın, semtte pedallıyor. Bir mekanın önüne bisikleti kitleyip, masaya oturuyor. Çok tatlı, değil mi? Bence baya tatlı bir görüntü.

Hayal işte! Hayal mi sahiden?