Üniversite Tercihi Yapacaklara 7 Tavsiyem

Özgür Alaz
Jul 22, 2017 · 5 min read

2000 yılında üniversiteyi (ITU İşletme Mühendisliği) kazanmıştım. Aslında İşletme kazanmak istiyordum, ama o zamanki sistemde lise ortalamaları bayağı önemliydi. İşletme kazanmam matematiksel olarak pek olası değildi, ama ikinci tercihim ITU İşletme mühendisliğini kazandım. Üniversitedeyken, çok şikayet ederdim, ama şimdi geriye baktığımda o bölümü okuduğum için çok şanslı görüyorum.

Şimdilerde de ailelerde ve gençlerde aynı tercih telaşı var. Birkaç arkadaşım bölümler hakkında soru sorunca, aklımdakileri önce Twitter’da paylaştım, sonra da bir blog yazısı ile toparlamak istedim. Öncelikle, bu karar herkesin, kendi durumuna, kendi önceliklerine göre alması gereken kararlar. Bu yazı ve bunun gibi diğer genellemeleri her zaman sorgulamalısınız. Diğeri, şu an hangi puanda, nasıl sonuç almışsanız alın, yapmanız gereken en iyi şey sakin olmak, bu dönemi dünyanın sonu veya yeni dünyanın başlangıcı olarak görmemek. Bundan sonrası için en iyi neyse ona odaklanmak.

  1. Büyük Şehirler Önem Kazanıyor.

Dünyada zenginlik ve gelişim artık metropollerde yaratılıyor. Metropoller ile ülkenin geri kalanı arasında uçurum büyüyor. Yine herkesin önceliği kendine göre değişmekle birlikte ben olsam büyük şehirleri (İstanbul özellikle) tercih ederdim. Çünkü, gelecek inşa etmede, üniversite işin küçükbir bölümü olacak. Esas gelecek, tanıdıklarınız, gördükleriniz, katıldığınız etkinlikler, farklı kültürleri tanımanız vb. ile inşa edilecek.

İstanbul ile ilgili milyon şikayet olmasına rağmen, yine de ülkedeki büyük etkinlikler, şirketler, networkler, gelişmeler, kültürler vb. hepsi burada. Burada, gözü açık olanlar için kendi şanslarını yaratma imkanları daha fazla.

2. Popüler Meslekler Tuzak Olabilir.

Bizim dönemimizde “Endüstri mühendisliği” en yüksek puanlı bölümdü. Şu an da tahminim benzer popüler meslekler ve tercihler vardır. Bu popülerlik kısmen doğru da olabilir.

Ancak, fırsatlar her yerde, her alanda. Ortada “fırsat/popüler/gelecek vadeden) şeyler yok; benim için, senin için, onun için farklı alanlar var.

En mütevazı puanlı bölümlerde bile, sayısız inovasyon doğuyor. Su ürünleri, orman, tarım gibi bölümler mesela hem çok büyük endüstriler, hem hızla yenileniyor. Bir çok beyaz yakalı, karlı ve mutlu olduğu için ekolojik tarım işine girdi. Tarım bölümlerinde bunu ilk günden öğrenip, bunu ilk günden yapmak daha fazla mutluluk/fayda/para getirebilir.

Bir mesleği basitleştiren bence o işten anlamıyordur. Her işin iyi yapılması için milyonlarca detay ve fırsat var. Günümüzde mesela girişimcilik moda. “Anadoludaki bir bitkinin bir faydasını bulmak”, “Herhangi bir ekolojik tarım yapmak” gibi şeyler internet girişimciliğinden hem daha az maliyetli hem de eminim yüz kat daha kazançlı olabilir.

3. Kombinasyon Düşünün

Türkiye, “emek yoğun” bir ülke. Gerekli, gereksiz; otomatize olabilecek birçok iş için fazlasıyla çalışan ama katma değer üretmeyen kişiler görürsünüz. Yapay zeka’nın ve bilgisayarların dünyada iş gücünde başlattığı devrimi Türkiye’de çoğu alanda hissetmek zor. Ama bu konular yarının değil bugünün konuları. Benim çalıştığım reklam alanında, bilgisayarlar artık insanlardan daha iyi, daha hızlı, daha ucuz şekilde reklam yönetiyorlar. Bugün yapıyorlar.

Bu yakın gelecek, havalı tabiriyle, “data scientists” yani datayı yöneten, analizini yapan, data’ya doğru soruları soranların dönemi olacak. Bir de, her meslek, bence/doğal olarak “data scientists” işi ile birleşecek. Yani, iyi finansçılar, iyi reklamcılar, iyi doktorlar da bu işi bilmek zorunda kalacak.

O yüzden, üniversitede matematik/istatistik gibi temel bir bilim okumak. Yanında ilgi alanınıza göre dışarıdan/kendi kendinize/çift anadal ile programlama/ekonomi vb. öğrenmek güzel bir tercih olabilir.

Temel bilimlerin ek avantajları şunlar 1) Dışarıya az bağlısınız. Eğitim ne kadar kötü olursa olsun internetten her şeyi öğrenebilirsiniz 2) Ne yapmak istediğinizi seçmek için size zaman kazandırır 3) Her mesleğin temeli analitik yetenekleri alırsınız.

4. Kendinizi Tanıyın

Meslekleri, üniversiteleri vb. tanımak kadar kendinizi de tanımaya gayret edin. Ama stres yapmayın. Çünkü, 17–18 yaşındayken kendinizi, güçlü yönlerinizi ve tutkularınızı tanımlamanız çok gerçekci olmaz.

Bir de bunun üzerine kafa yorarken, şu an ki düşüncelerinizin, belki yaptığınız testlerin, size sizin hakkınızda söylenenlerin birer genelleme olduğunu unutmayın. İnsan, istediği gibi değişebilir, yeni şeyleri sevdiğini farkedebilir.

“Boş zamanlarında ne yaparsın/ ne yapmaktan hoşlanırsın?” “Güçlü yönlerin nedir?” sorularını bu alanda güçlü sorular olarak görüyorum.

Bu önemlidir, çünkü; “fırsat/gelecek nerede?” “Kime göre fırsat/gelecek?” sorusuna yanıt bulmak için.

Tekrarlamak gerekirse, bu çalışmalar asla stres yapmasın. Spor, Tıp, Edebiyat, Yemek, Çocuklar… gibi çok az alan kendisini kolayca belli edebilir. Net bir cevabınız yoksa, yine iyimser olarak “Oh ne güzel, kendi istediğim tutkuyu edinebilirim o zaman” diyebilirsiniz.

5. Hayat Üniversiteden Daha Fazlası

Üniversite eğitimini kesinlikle önemsiyorum ve çok değerli buluyorum. Ancak, şu an kazandığınız üniversite veya bölüm asla dünyanın başı veya sonu değil.

Dünya ekonomik forumuna göre, bugün üniversiteye girenlerden üniversiteden mezun olunca beklenen yetenekler bunlar olacak.

Yani; Problem çözme, eleştirisel düşünme, yaratıcılık, insan yönetimi, insan ilişkileri, duygusal zeka, karar verme, müzakere, empati ve esneklik. Bu yetenekler dışarıdan kişiye enjekte edilen, öğretilebilen şeyler malesef değil. Doğru iklimin tabi ki katkısı var, ancak bu yetenekleri kazanmak temelde insandan başlıyor.

Üniversite öğretimi, geleceği hazırlama konusunda önemli ama her şey değil. Paralelde stajlarınız, tanıştığınız insanlar, ilişkileriniz, gönüllü faaliyetleriniz, okuduklarınız, katıldıklarınız ve tüm bu deneyimlerin size kattıkları geleceğinizi ve şansınızı inşa edecek.

6. Geçmişe Bakmayın.

Bizim dönemimizde bir soru şuydu “Bir sene bekleyip daha iyi bir yer kazansam mı?” Cevap kişiden kişiye değişir ama ben beklemezdim. Hem eğitim sisteminden bir an önce kurtulmak için hem de alternatif maliyeti düşündüğüm için.

Bir sene beklemenin maliyeti sadece bir sene değil. Bu bir senede, aynı çabayla yeni bir yabancı dil öğrenebilirsiniz, programlama öğrenebilirsiniz, 50 kitap okuyabilir veya 3 farklı yerde çalışabilirsiniz. Böyle bir sene daha bekleyerek aslında bunları yapabilmekten de vazgeçiyorsunuz.

7. Kendinize Zorluk Yaratın (Globallik)

Üniversite tercihlerinde Türkiye’deki üniversiteler kadar artık dünyada da birçok alternafiniz olduğunu bilmelisiniz. Belki bir soru da “Bu bölümü Türkiye’de mi okuyayım, yurtdışında mı?” Ve bu ülkeler illa gelişmiş ülkeler olmak zorunda değil. Belarus’ta bile dünya kalitesinde IT/Bilgisayar mühendisliği eğitimi almak mümkün.

Yurtdışında okumak bir miktar imkan bir miktar da kişilik işidir. Yurtdışı fikri, kişide, stres yaratıyorsa, belki test için birkaç haftalık dil okulu vb. ile başlangıç denemesi düşünülebilir.

Ayrıca zenginlik iki şey arasında bağlantı yaratmakla yaratılıyor. Saygı duyduğum bir iş adamı, çocuklarını Çin, Japonya gibi yerlerde bilinçli olarak okutuyor. Dünyanın merkezi uzakdoğuya kayıyorken ve Türkiye ile uzakdoğu arasındaki ilişkiler çok cılızken burası gençler için yeni fırsat alanları olabilir.

Tercih döneminde olan herkese şans dilerim. Gözünüz yıldızlarda olsun, stressiz, olumlu ve sakin bir tercih dönemi dilerim.

Written by

Entrepreneur / Lifehacker. Creating radically better futures with marketing. Cofounder of @promoqube @usefulideasnet http://linkedin.com/in/marketallica

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade