(D)Evrilen Neslin Çocukları

Biz, yeni ve evirilen bir dünyanın parçasıyız. Hangi dünya mı? Hemen anlatayım. Ancak önce küçük bir şeyden bahsetmem gerek. Dali, sürrealizmi doğurduğundan habersiz ve Picasso yeteneklerinden şüpheliydi. Bir zamanlar sadece bir kitabı daha iyi anlamak için çevirdiğini zanneden bir Alman hangi akımın kapılarını araladığını farkında değildi. Ne Einstein ne de Adler geleceğe ne bıraktığını tam olarak anlayamamıştı. Neden mi? Çünkü bütüncüllükten yoksundular.

Dijital veri ağları bugün sahip olduğumuz en büyük değerler. “Google”la ve tüm bağlantıları tek bir tık yardımıyla yakala. İşte geçmişin yoksun kaldığı yegane şey bu basit denklem. Bizler, geçmişten geleceğe tüm verilere hızlıca ulaşabiliyoruz. Eskiden bu yıldızlara uzanıp dokunmakla eşdeğerdi. Artık sadece faremize uzanmamıza bakıyor.

İnsanı hayvandan ayıran şeylerden biri kıstas yapabilmesidir. Bu özellik içgüdülerimizde kodludur. Ancak hiçbir dönem ve nesil kıstas yeteneğini besleyecek bütüncüllüğe, bizim neslimiz kadar hakim olmamıştır. Temel bilginin yaratımı bitmiş gibi gözükse de aslında olan şey temelin yıkılmasıdır. Post akımlar beslendiği akımın temelinden yararlanmaz, onun temelini yıkar ve paramparça eder. Ortaya doğan şey bambaşkadır. Nasıl bir anneden doğan çocuk, annesi değilse. Öyle farklıdır işte.

Bunlardan neden mi bahsettim? Neslimiz, evrilen bir dünyanın parçası da ondan. Daima önümüzde yığılan formaliteleri bir şekilde kırmayı başarıyoruz. Yerine inşa edeceğimiz temellere sıkı tutunsak iyi ederiz. Çünkü birilerinin bu “eski patron” anlayışını yıkmasının vakti geldi de geçiyor…