Vejetaryen gebede beslenme

Vejetaryen kelimesinin kökeni latince “vegetus”tan gelir. Zannedildiği gibi “vegetable”: sebze kelimesinden türememiştir. Vegetus; canlı, sağlıklı, hayat dolu anlamındadır. 1842’de oluşturulan tanımda; et, balık ve kümes hayvanlarının tüketilmediği, süt ürünleri ve yumurtanın ise tercihe bağlı olarak tüketildiği beslenme tarzına vejetaryen beslenme denilmiştir.

2011 yılında bu konuda yaşanan kavram kargaşasına son vermek üzere Uluslararası Vejetaryenler Birliği (IVU) tüm üye ülke birliklerinin oybirliği ile yeni bir tanım geliştirmiştir. “Vejetaryenlik, süt ürünleri, yumurta, bal gibi hayvansal gıdaların dahil ya da hariç olduğu (tercihe bağlı tüketildiği ya da hiç tüketilmediği) tamamen bitkisel kaynaklı bir beslenme biçimidir.

VEJETARYEN SINIFLARI

Veganlar: En katı vejetaryen sınıfıdır. Her türlü et ve et ürününün yanı sıra süt, peynir, bal gibi hayvansal gıdaları da tüketmeyi redderler.

Lacto Vejetaryenler: Et ve et ürünüyle birlikte yumurta tüketmeyi de redderler. Süt ve süt ürünlerini ise tüketirler.

Ovo Vejetaryenler: Et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini tüketmeyi de redderler. Ancak yumurta tüketirler.

Lacto-Ovo Vejetaryenler:Et ve et ürününü tüketmeyi redderler. Süt ve süt ürünleriyle birlikte yumurtayı da tüketirler

Vejeta

ryen diyet denildiğinde hayvansal gıdaların dahil olmadığı bir beslenme şekli anlaşılır. Son zamanlarda bazı çevrelerde giderek popülerite kazanan bu beslenme tarzını benimseyen kadınlar hamilelikleri süresince de buna devam etmeyi isterler.

Vejetaryen tipi beslenseniz de beslenmeseniz de gebelik döneminde, hem annenin hem de bebeğin gereksinimleri arttığından daha fazla enerjiye ve besin ögelerine ihtiyaç vardır

Hamilelik enerji ve protein başta olmak üzere vücudun besin gereksinimlerinin arttığı bir dönemdir. Gebelik insan yaşamında beslenmenin en önemli olduğu evrelerden biridir. Gebelikte artan enerji ve protein gereksiniminin karşılanamaması annede ağırlık azalmasına neden olabilmektedir. Gebelik döneminde besin ögelerinin yeterli düzeyde alınması bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Artan gereksinmeler karşılanamadığı zaman anemi, diş çürükleri, kemik yapısının bozulması gibi hastalıklar ortaya çıkabilmektedir Hamilelikte vejetaryen beslenme şeklinin hem olumlu hem de olumsuz etkileri vardır. En önemli olumlu etkisi bu tür beslenme şeklinin yüksek oranda posa içermesidir. Gebelik boyunca kabızlık sık görüldüğünden yüksek posa, kabızlığı önleyecektir. Vejetaryen beslenme şeklinin hamilelikteki önemli yararlarından birisi de yüksek oranda folik asit içermesidir. Folik asit bebeğin sinir sistemi gelişimi açısından son derece önemlidir. Vejetaryenler genellikle vejetaryen olmayanlardan daha fazla folik asit tüketseler bile folat eklemesi alıp almayacakları konusunda bir uzmana danışabilirler. Yeterli kalsiyum alımı için günde en az dört porsiyon kalsiyumdan zengin besinler tüketilmelidir. Lakto vejetaryenlerin, gebelik süresince yeterli kalsiyum alması kolaydır. Buna bir veya iki porsiyon daha süt grubundan ekleme yapıldığında diyet daha sağlıklı hale gelecektir. Ancak gebelik dönemi boyunca yeterli kalsiyum tüketilmiyorsa, kemik ve dişlerde depolanan kalsiyum bebek tarafından kullanılacaktır. Yetersiz tüketim durumu uzun sürerse, annenin kemik ve diş sağlığı olumsuz yönde etkilenir. Gebelik boyunca diyetin yeterli miktarda özellikle B12 vitamini içermesine dikkat edilmelidir. B12 vitamini, süt ve ürünleri ile yumurtanın yeterli miktarlarda tüketilmesiyle alınabilir. Eksikliğinde annenin ve bebeğin sağlığı olumsuz yönde etkilenir.

Vejetaryen beslenme şekli daha az kalori ve yağ içerdiği için kilo kontrolü daha kolay olur. Vejetaryen olan ve olmayan gebe kadınlar günde fazladan 300 kaloriye, ihtiyaç duyarlar. Gebelik süresince yeterli enerji alınmadığında, fetüs yeterli ağırlık kazanamayabilir, bebek düşük doğum ağırlıklı olarak doğabilir.

Vitamin ve mineral alacağınız en iyi kaynaklar yemeklerdir.

Ancak bu süreçte bazı hamileler kendilerine yeterli folik asit, demir ve kalsiyum sağlayacak besin kaynaklarını bulmada zorluk çekerler. Bu yüzden doktorlar vitamin haplarına başvururlar. Bu hapları içseniz bile beslenmeniz yine de çok önemlidir. Takviye almanız kötü beslenmenizi telafi etmez.

Folik Asit

Folik asit , sinir ucu hasarlarını, beyin ve omurgalardaki ciddi anormallikleri önlemeye yardım eden bir vitaminidir. Hamileliğinizin 2.ve 3. ayından önce 400–800 mcg folik aside ihtiyacınız olur. Sonraki aylarda günlük 600 mcg yeterli olacaktır.

Mercimek, narenciye, kuşkonmaz, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, domates suyu folik asit ile zengindir.

Kalsiyum

Bebeğinizin ve sizin güçlü kemik ve dişler için kalsiyuma ihtiyacınız vardır. Kalsiyum aynı zamanda dolaşım, kas ve sinir sistemlerinin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Eğer bu süreçte yeterli miktarda kalsiyum almazsanız, bebeğin ihtiyacı kemiklerinizden karşılanacaktır. Günlük 1000 -1200 mg kalsiyum vücuda gereklidir.

Kalsiyum temel olarak süt ve süt ürünlerinden alınır. Badem, ıspanak, kereviz, dereotu, tam buğday ekmeğindende kalsiyum ihtiyacı temin edile bilir.

Protein

Bebeğinizin gelişimi açısından protein hayati bir önem taşır. Günlük tavsiye edilen protein miktarı 80 gramdır.

Yağsız etlerde, balık ve yumurtalarda, süt ürünleri ve yer fıstığı, soya, baklagil, kuruyemişte protein miktarı yüksektir.

Demir

Hamilelikte kan değişimleri yadsınamaz bir gerçektir. Bu yüzden demire olan ihtiyacınız her zamankinden 2 kat daha fazla olacaktır. Tavsiye edilen günlük miktar 30–60 miligramdır.

Pekmez, yulaf, nohut, kabak, börülce, bezelye, soya fasulyesi, ıspanak demir içeriği zengin bitkisel gıdalardır.

D Vitamini

Bu vitamin kalsiyumun emilimi için gereklidir. Vücutta güneş ışığı yardımıyla üretilir. Pek çok süt ürünü, yumurta, mantar D vitamini ile zenginleştirilmiştir.

B12 vitamini

Bu vitamin hücre bölünmesi ve protein sentezi için gereklidir. Bitkilerde bulunmaz sadece hayvanlarda vardır. Yumurta, peynir ve süt ile yeterli miktarlarda alınabilir.

Çinko

Çinko eksikliğinin doğumda komplikasyon olasılığını arttırdığı bilinmeketedir. Yapılan bazı çalışmalarda vejeteryan hamilelerde çinko düzeylerinin daha düşük olduğu gösterilmiştir. Bitkisel kökenli ıspanak, mantar, yeşil bezelye, bamya, kuşkonmaz gibi besin maddelerinde bulunmakla birlikte hayvansal gıdalardaki çinko daha etkili şekilde emilmektedir.

Sonuç

Vejetaryenlik dikatli planlandığı taktirde hamile bir kadın ve bebeği için yüksek risk taşımaz. Ancak burada vejetaryenlığın alt grupları oldukça önem kazanmaktadır. Organizmanın sağlıklı işleyebilmesi için hayvansal kökenli besin maddelerine de gerek vardır. Vegan beslenme şekli insanlar için uygun olmadığı gibi hamilelerin de kesinlikle kaçınması gereken bir alışkanlıktır. Lakto ovo vejetaryenizm beraberinde dışarıdan verilen vitamin ve mineraller ile hamilelikte devam ettirilebilir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.