Müziğe NullPointerException bakış açısı

Bilim, Teknoloji ve Sanat’ın bir arada buluştuğu bir yazı serüvenine hazır mısınız? Müzik benim için önemli bir unsur ve hayatımızda olan yeri ve çok farklı bir bakış açısı ile müziği görelim.

Aslında baktığınızda müzik, hayatımızın her yerine yerleşmiş fakat oyun, yazılım ve bu alandan bakarsak nasıl bir etkisi olduğunu gelin birlikte görelim. Bir yazılım geliştiricisi olarak ben ne gördüm ve size ne gösterebilirim? Haydi başlayalım

Aslında bu yazıya vesile olan şey 2011–2012 yılında dinlediğim bir şarkı oldu. Bu dönemlerde ben Hip-hop/Rap müzikten Elektronik, House Müzik ve kafa patlatan Dubstep müziklere geçiş evresindeydim. Yeni müzik türü ve yeni müzik keşfinde, bir oyun müziği ile tanıştım. Sonrasında hayatım yeni bir boyut ve bakış açısı kazandı. Peki hangi oyun idi? (Yaklaşık 8 senedir oyun oynamamaktayım)

Bu oyunu bilenler aslında ilk versiyonunu (1993) da bilir :) EA Games, yayınladığı bu oyunu 2012 yılında yeni versiyonu ile tekrardan yayınladı. Eee peki bunun müzik ile ne alakası var? EA bu oyunun tanıtımını yaparken belki de Dünya’da ilk defa farklı bir tanıtım yöntemi seçti. Game Trailer videolarını tamamen yeni müzik türleri ile tanıttı. Bu dönemlerde dubstep müzik popüler olmaya başlıyordu ve müzik ile game trailer bir araya gelerek harikalar yarattılar. Skrillex, Nero, Flux Pavilion ve Digitalism ile oyunların tanıtımlarını hazırladılar. Gelin bir göz atalım siz de nasıl etki yaratacak?

Skrillex’in yaptığı müzik ile Resmi trailer yayınlandı

Müziğin orjinali

Müzik ile oyun tanıtımının ritmini ve dinamikliğine dikkatinizi verin. Müzikte dropping (namı değer kopma anından 5 saniye öncesi) yaptığı an ve aksiyonun uyumu harika. Bence inanılmaz bir şey. Peki neden bu an seçiliyor? BPM (Beat per minute) yani ritim arttıkça adrenaliniz istemsiz bir şekilde artmaktadır. Aksiyon ve bu tarz aksiyon sahnelerinin müzik BPM ine göre hareket ederek muazzam ritmi görsel ve işitsel olarak sizi sarmaya çalışıyor. Örneğin; Spotify, Running mode yayınladı. Türkiye’de tam aktif olmasa da yurt dışında kullanılan bu özellikte koşu ritminize göre müziğin BPM’i değişebiliyor. Böylelikle koşunuza uyumlu müzikler ve ritimler yakalıyorsunuz.

Bu oyun tanıtımında full aksiyon odaklı ilerleniyor. Müzik ise bu aksiyonu destekleyecek cinsten tasarlanmış

Gelin diğer oyun tanıtımlarına bakalım

Nero — Syndicate

Müziğin orjinali

Oyun tanıtımın da 1:00 ile 1:11 arasında oyunla bütünleşik müziğin hareketi. Bu sahneye oyunun senaryosu ile baktığımızda oyunun baş karakterlerinden Miles Kilo’nun o andaki doğuşunu ve onun anılarını uyandırışı olarak geçer. O an müziğin ritminin artışı ve dropping size o anda gerçekten hayata yeniden başlayan bir insanın hissini vermek için BPM ine eşliyor. Bu oyun tanıtımında daha çok nedenini anlatıyor. Aksiyonu az, hikayesi bol bir tanıtım ve ona göre şekillenmiş müzik. Gelin bir diğer kişi Flux Pavilion nasıl yaptı ve oyun tanıtımı nasıl

Flux Pavilion — Syndicate

Müziğin orjinali

Buraya çok dikkat. Şarkıyı birkaç kez dinlemenizi bile tavsiye edebilirim. Şuana kadar 3 farklı müzik dinlediniz ve farklı tarzlarda ortak bir melodi var. Üçünü dikkatli bir şekilde dinlediğinizde onu fark edeceksiniz. Şimdi Flux Pavilion’ın yaptığı müziği daha dikkatli dinleyin. Bu melodinin 4 farklı halini müziğin içinde bulacaksınız. Daha da ilginç bir olaydır ki, Syndicate oyununda 4 farklı karakter online olarak oynama yeteneğine sahip. Aslında burada sadece arkada çalan basit müzik yok. Müzikler oyunla o kadar iyi bir şekilde ilişkilendirilip tanıtılmış ki inanılmaz. Bunun farkına vardığınızda “Oha nasıl ya, bunu gerçekten nasıl tasarlayıp düşündüler?” gibi sorular oluşuyor. Bekleyin 4. müziği de dinler misiniz :) 4 karakter, 4 müzik :) Aslında 4 tane müzisyenin 4 tane aynı müziği farklı yapmasının sebebi oyunun bu özelliği. 4 karakterin kendine has müzikleri ve bu 4 farklı karaktere hitap etmesi. İnanılmaz bir tasarım. Gelin sonuncuya da bakalım

Digitalism — Syndicate

Müziğin orjinali

Baktığınızda 4 tane soundtrack bir oyun için yapılmış. Çok basit gibi gözüken bu olay aslında baktığınızda oyunun konseptinden, karakteristik özelliklerini bile çıkarıyor. 4 farklı müzik ve buna sahip 4 tane karakter barındıran bir oyun. Oyun dinamiklerinde karakterin normal aksiyon oyunlarında silah kullanma yetenekleri dışında hareket kabiliyeti oldukça kuvvetli ve dövüş aksiyonlarını da kullanabilir durumda

Şimdi ise dinlemeniz gereken şey bu oyunun ilk versiyonunda yapılan müzik

16 bitlik müzik ile gerilimi doruklarına kadar yaşatan bu oyunun ilk yapımından tekrardan yeni konsept ile yeniden yapılması ve bu şekilde bir strateji izlenmesi muazzam. Müziklerin yapımı da haliyle zorlaşmaktadır. Çünkü bir önceki yapılmış çalışma belli. Kısıtlanmış bir alanda harikalar yaratmak oldukça zordur. 4 farklı müzisyen bunu başardığını görüyorum.

Oyun alanında böylesine güzel kullanılmışken yazının bu tarafında biraz ürpertici şeylerden bahsedeceğim. Şimdi ise başka bir müzisyenin yaptığı çalışmalardan, 1999 senelerine gideceğiz

25. Kare, gizli mesajlardan bahsedenler olur. Şarkıyı tersten dinlersiniz gizli güçlere hizmet ettiğini anlatır, yok işte farklı şeyler söyler felan. Şimdi gelin 1999 senesinde Aphex Twin adındaki müzisyenin yaptığı Ambient Techno müziklere bakalım. Orada nasıl mesajlar var.

Bu müzisyen garip bir şekilde kendi yüzünü daha korkutucu hale getirmektedir. Aşağıdaki müzik kapağı gibi

Şimdi bu o kadar da korkutucu değil. Korkutucu olan şey bunu, yaptığı müziğin spectrogramına yazmaktadır. Hatta “Music spectrogram” olarak aradığınızda bunu göreceksiniz.

Windowlicker albümü ile 90'lı yıllara böyle bir imza atarak garip bir müzik albümü gerçekleştiriyor. Müziğin son bölümünde spectrogram analizinde aşağıdaki görüntü beliriyor.

İşte bu oldukça korkutucu. Aslında çok güzel bir yöntemle imzasını atıyor ama imzası güzel değil :) Ambient Techno aynı zamanda Intelligent Techno olarakta geçmektedir. Bu kadar korkutucu bir “intelligent” olmasa iyi olurdu diyebiliriz.

Peki nedir bu adamın yaptığı şey? Neden böyle bir yol tercih etti? İşte burada ses bilimi konuyu ele alır. Aslında bu konu “Audio fingerprinting and identifying” başlık içerisinde geçmektedir. 1950 yıllarında bu konu üzerine çalışılmış ve çok fazla askeri çalışmalarda yerini bulmuştur. Genel olarak ses frekans dalgalarının grafiksel hale getirilip belirli aralıklarının kimlikleştirilmesi. Bir ses dosyası olarak varsaydığımız frekans kümesini belirli saniyeler oranıyla parçalayıp hash i alınır ve kaydedilir. Bu işlem “Time invariant hashes” olarak adlandırılır. Sonrasında benzer sesler bu grafiklerin tekrar aynı işlemden geçirilip varolan sesler arasında bu hash geçiyor mu diye sorgulanarak kimlikleştirilir. Bu bir yerden size tanıdık geliyor mu? Bence gelmeli :)… Evet, Shazam. Aynen basit bir şekilde bakarsanız temeli buna dayanmaktadır. Bu yazıdan sonra “Shazam Music Detection algoritması nasıl çalışır?” yazısı ile karşılaşmanız çok normal :)

Aslında bu konuyu iyi bir Kanıt dizisi izleyicisi bilmesi gerekir. 11. bölümde ses kaydı içerisinde geçen bir sesin kimlikleştirilmesi ve analizi yapılarak eşleştirmektedir. 1:02:10'dan itibaren izlerseniz bu konu hakkında bilgiler edinebilirsiniz.


Burada bir eleştiri yapmak isterim. Televizyon dizilerini izlerken kendi hayatınıza uygulamak ya da bunları bire bir gerçek hayatta olur diye değerlendirmek yerine dizilerin belirli parçalarını almak gerekir. Tamamen kurgusal olan bir senaryoyu hayatı yapan insanların psikolojik tedavi görmesi gerekir. Hele ki gündüz kuşağı programları izleyen birisi iseniz kesinlikle psikolojik tedavi almanız gerekebilir. Psikolojik tedavi almak kötü değildir :)


Böylesine müziğin hayatımıza dokunduğu daha birçok nokta var. Ben bu yazıda bir bakış açısı kazandırmak adına yazdım. Aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanatı bir araya getirerek bu muazzam üçlüyü dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım :) Adaşım Barış Özcan gibi storyteller olamayabilirim ama sevdiğim şeyleri anlatmaya ve aktarmaya çalışarak aynı amaçta koştuğuma inanıyorum :)

Bir sonraki yazımız “Sevdiğim şarkıyı Shazam nasıl buluyor?” yazısı ile karşınızdayım.

Belki ilginizi çekebilecek bir yazı

Daha fazlası için Twitter’a beklerim

Sevgiler :)
@PeaceCwz