Değişim yakın, meşaleleri yakın!

Bi’ süre önce sevgili eski patronum :) Olcayto Cengiz medium yazısında bildiğimiz sosyal medya iletişiminin sonuna geldiğimizden bahsetmişti. Ben de -naçizane- desteklemiş ve söylediklerini çok doğru bulmuştum. Keza kalan herkes de aynı şeyi düşünmüş olacak ki; aldı yürüdü yazısı :)

Şimdi başka bir konuya atlayacağım ve bahsi geçen yazıyı “sonuç” kısmında hatırlatacağım.

Ben, biz, reklamcılar, diğer meslek gruplarına nazaran -her anlamda- ne kadar rahat ortamlarda çalıştığımızdan ve disipline bir hayatın bize göre olmadığı için bu sektörü tercih ettiğimizden dem vurur ve bununla gurur duyarız(!). İş yerinde çalışırken eğlenmenin ne kadar normal olduğunu çevremize anlatırken, bunun büyük bir artı olduğunu savunuruz… Savunuruz… Savunuruz.

Gerçekten öyle mi?

Bu koooskocaman ve detaylı konu tamamen başka bir yazıya ait olacak. Ya da belki ben de, o herkesin düştüğü kuyuya itilmedikçe, kendim atlamayacağım.

Asıl konumuz; Kadir Köymen ve onun bize açtığı ufuklar. (Ben burada aslında onu 2008'den beri -ismen- tanıdığımdan ve ilk Adobe Premiere denemelerimi onun tutorial’larından öğrendiğimden bahsetmeyeceğim. Siz anlattığımı varsayın.)

Ankara’daki ofiste geçirdikleri günler, Başka Bir Şey adıyla Youtube’da yayınladıklarından beri herkesin odak noktası oldular. Aslında bizim, ajansta eğlence dediklerimizin, yapamadığımız şeylerin bir kaçış noktası olduğunu, gerçek eğlencenin aslında işin kendisi olabileceğini, daha önemlisi bunun yapılabileceğini gösterdiler.

“mythbusters” bile daha iyi kanıtlayamazdı.

Bu ideal(?) çalışma ortamının yanı sıra; ortaya koydukları fikirlerle ya da yaptıkları ürünlerle de -en azından bana- geleceğin başka bir yerde olduğunu gösterdiler. Diyeceksiniz ki; “adamlar reklamcı değil, niye bizi gömdün şimdi?”.

İkisinin de temelinde yatan şey aynı çünkü: creating something.

Lafı bu kadar dolandırdıktan sonra yazının asıl amacına geliyorum :) Tüm bu olan biten beni aslında tum bunların temeli olan “makerlab hareketi”ni araştırmaya yöneltti. Gerçi bizde hala durum hayaller; İlayda, gerçekler ‘ayet okunan fasülye’ seviyesinde. Ama…

Her neyse.
  1. www.makersturkiye.com/

Bu konuyu incelemek için süper profesyonel bir site olmasa da ilk adresiniz olabilir. Zira tüm maker haberlerini buradan duyurdukları bilgisini siteye eklemişler. Maker kimdir?, Mühendis olmak şart mıdır?, Sonradan maker olunur mu?, Etkinlikler nelerdir? gibi tüm soruların cevabı burada.

Maker’ların bir araya gelmesini sağlayan yerler atölyeler. Türkiye’dekilerin tam listesine buradan ulaşabilmekle birlikte, bu atölyelerin en kapsamlı olanı anladığım kadarıyla İstanbul MakerLab.

2. http://istanbul.makerlab.cc/

Öyle sanıyorum, burası biraz daha teknoloji tabanlı bir yer. Ama sonuçta kullanmak isteyen herkese kapıları açık. Çocuklardan yetişkinlere herkese hem bilimi ve yapabileceklerini hatırlatıyor hem de -hala varsa😡- sevmeyenlere bilimi sevdiriyor. Üstelik bu, okulda gördüğümüz derslerin aksine oldukça sempatik şekilde oluyor. Bana öyle geldi, bilemiyorum.

3D printer’lar, Raspberry Pi bilgisayarlar, Arduino board’lar elinizin altında. Türkçe meali; #instagram’a koyacağınız pazar kahvaltısı fotoğrafındaki yumurtalıklarınızı bu sayede kendiniz yapabilir, hipster bir broşunuza taktığınız ışığı sese duyarlı hale getirebilir ve partilerde çılgın atabilirsiniz. Ya da daha iyisi markanıza sunduğunuz outdoor projeyi, kendi ajansınız içinde yapabilir hale gelebilirsiniz. Evet, markaların ilk etapta sıcak bakmayacağı şeyler ama pek çoğu ‘komşuda gördüm, biz de alalım’ mentalitesinde olduğu için yayılması uzun sürmeyecektir. Hatta daha iyisi, devamlı bahsettiğimiz ‘kullanıcıya deneyim sunmak’ adımına süper kolay ve hızlı şekilde geçebilirsiniz.

Hayır, bahsettiğim şey sadece 3D printer’lık işler değil. Maker’lık dediğiniz kavram; yemek yapmayı da, el işini de, toprağı da, suyu da kapsıyor. Olay sadece, bir şey yaratmak. Başka bir şey.

Yani; kullanıcıya mağaza camekanında, kreasyondaki kıyafetleri denermiş gibi yaptırmak OUT, kreasyonda olmasını istediği parçaları yapmasına izin vermek IN.
Interaction’ı insanlara hologramik olarak sunmak yerine, eline vererek(komik degil🙄) görerek hissetmesini sağlamak ve tepkisini böyle almak sizi de heyecanlandırmıyor mu?

Maker’lık konusunun teknolojik kısmına, ben şu an sadece gözlemci olarak dahil olabilirim gibi gözüküyor(merhaba sosyal bilimler, antropoloji). Ama böyle düşününce, şimdinin sosyal medya iletişimi yerini -umarım en kısa sürede- yeni nesil kullanıcı deneyimleri içeriklerine ve projelerine bırakacak şeklinde bir öngörüm var.

Uzak görmüş olabilirim. Ama reklam sektöründen zihnen emekliliğimi almadan, proje setleri laboratuarlara dönüşsün istiyorum. Anlamayan pazarlama müdürü de azalarak bitsin.

not: Maker etkinliklerine buradan ve buradan takip edebilir ve kayıt yaptırabilirsiniz.