Kavram kargaşasından önce son çıkış

“İyi de bunların farkı ne?” “O zaman sizin yaptığınız ne ki?” sorularıyla sıkça karşılaşan her iletişimcinin, birbirine karıştırılan kavramları, net ifadelerle anlamlandırarak biraz daha anlaşılır ve ayırt edilebilir hale getirmek, her gün yaptığı temel egzersizlerden biridir. Bu kavramlar aralarında çok yakın ilişleri barındıran ve birbirlerini tamamlayan karmalar oluştursalar da aslında her biri ayrı bir disiplin. Birbirlerinden çok net çizgilerle ayırt edilememesinin en önemli sebebi de, artık neredeyse iç içe geçmiş disiplinler olmalarından kaynaklanır. Halkla ilişkiler denince akla; karşılama hostesleri, danışma bankoları, dilek ve şikayet kutuları gibi onlarca şeyin gelmesi de aslında bu yüzden. Bu anlamda takip eden makalelerde her birinin halkla ilişkiler alanıyla olan bağlarını detaylı olarak açıklayacak olsak da tanımlarına tek tek bir göz atmakta fayda var.
Halkla ilişkiler; bir işletmenin, kurumun ya da kişinin bağlantı kurduğu ya da kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim fonksiyonudur. Temelinde ikna, retorik, algı kavramları yatmaktadır. Kısa tanımıyla, kurumların kitlelerle iletişim kurmak amacıyla yürüttükleri, pro-aktif ve re-aktif olarak sürdürülebilen, düzenli faaliyetlerdir. Bilinen adıyla “PR” olarak ifade edilmektedir.
Halkla ilişkiler işletmenin hizmet verdiği kitle ile daha etkili iletişimde bulunmak üzere başvurduğu bir yöntem; bir işletmeyi iç ve dış müşterilere, bağlantılı olduğu kişilere sevdirme ve saydırma, belirli bir tutumu benimsetmeye halkı inandırma sanatıdır.
Halkla İlişkiler özetle, kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.
Pazarlama; firmaların, hangi malların veya hizmetlerin müşterilerinin ilgisini çekeceğini tayin etmeleri ve satışlar, iletişim ve işletme idaresi geliştirmeleri için stratejileri belirlemeleri sürecidir. Pazarlama süreci, bir bütünleştirilmiş süreç olup bunun vasıtasıyla firmalar müşterileri için değer yaratmakta ve bunun karşılığında müşterilerden değer kapabilmek için güçlü müşteri ilişkileri kurmaktadırlar.
Reklam; insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyurudur.
Markalaşma; pazarlanabilir, satışa sunulabilinen her ürün veya hizmetin kendi ayırt edici özelliklerini, ön plana çıkartmak sureti ile izlediği yol, yöntemdir. Markalaşma bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Bir ürün veya şirkete kişilik kazandırma sürecidir. Yeni üretilen bir ürün pazarda ismiyle var olacaktır. İsmiyle ve logosuyla tanıtımı ve reklamı yapılacak, insanların hafızalarında yer edecektir. Marka sadece bir ürünün üstündeki isim veya amblem değil o firmanın yaratıcı fikirlerini, pazardaki yerini, projelerini ve konumunu oluşturan en önemli unsurdur. Rekabetin sert olduğu piyasada rakipleriyle baş edebilmesi için bir firmanın ilk ve önemli çalışması markalaşma olmalıdır.
Propaganda; çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar. Mesaj doğru olsa da yönlü olabilir ve olayın tümünü dengeli bir şekilde sunmayabilir. Genellikle politikada kullanılır ve hükümetler ve politik partiler tarafından desteklenir. Propaganda kelimesi reklamın tersine kuvvetli bir olumsuz anlam taşır.
Propaganda ve halkla ilişkiler, her ikisi de ikna etmeye yönelik çalışmalar yürüten disiplinler olması ve bunun yanında benzer kitle iletişim araçlarını kullanması nedeniyle gerek toplum gerekse bazı uzmanlar tarafından karıştırılan disiplinlerdendir. Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar. Halkla ilişkiler gerçeği abartarak farklılaştırarak doğru olmayanı yaymak değildir. Abartı ve gerçeği saklama propaganda teknikleri içinde yer alır, hatta etki bırakmak için oldukça fazla kullanılır. Propaganda ikna yoluyla kitleleri etkilemeye çalışırken, halkla ilişkiler açıklama yapıp doğruları söyler. Propaganda tek yönlü, halkla ilişkiler ise çift yönlü bir iletişim uygular.
Marka; bir işletmenin mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içeren bir bütünün ifadesi olarak tanımlanabilir.