“Bütün kusurumuzu toprak gizliyor”

Kana susamış kara toprak…

Kıymetli fikirlerin, güzel kalplerin, berrak beyinlerin sesleri yükselmeye başladı mı, onları hemen öldürüldüğümüzün farkındayız değil mi?

Tahir Elçi

Ne kara, ne kuru bir toprak bu.

Ne çok eksiği var ki, tüm kıymeti içine çekiyor toprak, kendini kanla, canla suluyor.

Ahmet Kaya duymadıklarımıza gözümüzü açtı, sevdik onu, öldürdük, toprağa kattık.

Hrant Dink tam duygularımıza tercüman oldu, bize bir yol çiziyordu, vurduk.

Şimdi de Tahir Elçi hepimize doğru bir şeyler anlatmaya çalışırken, tam sesi duyulmaya başlamışken öldürdük.

Abdi İpekçi, Musa Anter, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Gaffar Okkan ve adı bu yazıya sığmayacak tüm güzel kalpler, berrak beyinler, şimdi topraktalar.

Gün gelir bizi de bağrına basar, sâdık yârimiz kara toprak.

Bu topraklar neyi saklamaya çalışıyor. Deve kuşu gibi kafayı kumun altına sokup bir şeyler saklanabilir mi hiç?

Kıymetli fikirlerin, güzel kalplerin, berrak beyinlerin sesleri yükselmeye başladı mı, onları hemen öldürüldüğümüzün farkındayız değil mi?

Yoksa sakın biz de kana susamış kara toprağın bir parçası olmayalım!

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.