Image for post
Image for post

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü, 1 Aralık Genç İnisiyatifi olarak seni HIV ve AIDS savunuculuk faaliyetlerine davet ediyoruz. Savunuculuk faaliyetlerinin nasıl parçası olabilirsin?

  • HIV ve AIDS hakkında doğru bilgilerin yaygınlaştırılmasını sağlayarak,
  • HIV ile yaşayan bireylerin maruz kaldıkları ayrımcılıkların önüne geçmek için destek olarak,
  • Kapsamlı, yapılandırılmış, yaşa uygun Cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimlerinin eğitim müfredatına dahil edilmesi için savunuculuk yaparak,
  • Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri’nin duyurulmasına ve sayılarının artmasına destek olarak,
  • Ulusal ve uluslararası kampanyalara katılım sağlayarak.

Sen de dayanışmanın bir parçası ol!


Image for post
Image for post

Chemsex, farklı çeşitte uyuşturucu ve uyarıcılar ile deneyimlenen cinsel ilişkilere verilen genel isimdir.

Özellikle son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşan chemsex’te çoğunlukla kullanılan uyuşturucu ve uyarıcı çeşitleri şunlardır:

• gammahydroxybutyrate/gammabutyrolactone (GHB/GBL, G veya Gina/Tina)
• mephedrone (meph veya meow)
• crystal methamphetamine (kristal meth)
• isoamyl nitrite/ isopentyl nitrite / isopropyl nitrite (poppers)

Bu yaygın uyuşturucuların kontrolsüz ve yasadışı üretimlerine ancak erişimin olduğu düşünüldüğünde potansiyel etkileri hakkında doğrudan bilimsel bir veriye sahip değiliz. Ancak bağışıklık sistemini ve vücudu olumsuz etkiledikleri düşünülmektedir.

1- Kondom ve kayganlaştırıcı bulundurulmalı,
2- Kendi HIV statümüzü güncel olarak bilmeli,
3- Partnerimiz ya da partnerlerimizle güven ilişkisi sağlanmalı,
4- Cinsellikte karşılıklı kişisel limitler/sınırlar bilinmeli ve buna saygı duyulmalı,
5- Kullanılacak maddeler ve olası etkileri hakkında önceden doğru bilgi sahibi olunmalı,
6- Antiretroviral ilaçların, PrEP’in veya sürekli kullanılan diğer ilaçların olası madde etkileşimleri önceden araştırılmalı ve her ne olursa olsun düzenli kullanılan ilaçlar atlanılmamalıdır. …


Image for post
Image for post

Bugün 1 Aralık Dünya HIV ve AIDS Farkındalık Günü. HIV’in adının konmasından bu yana tam 38 yıl geçti. Bunca yıl içinde kaybettiklerimizin bir kısmının anısı, şanı ve adı kaldı ancak önemli bir kısmı unutuldu...

Geciken ve aksayan sağlık hizmetlerini ve tedavilerini, devletlerin sorumluluğunu unutmamız için unutturuldu isimler, yüzler. Ancak unutmadık, unutmuyoruz! Kaybedilen her can mücadele için bir sebep daha bizim için.

Düzenli tedaviye kolay ve ücretsiz erişim, ülkemizde ve dünyada herkes için temel bir sağlık hakkı olarak görülmeli!

Hala kesin tedavi söz konusu olmasa da günümüzde düzenli tedavi belirlenemeyen seviyeyi yani sıfır HIV aktarımını sağlıyor. …


Image for post
Image for post
  • COVID-19, HIV pozitifler için daha mı tehlikeli?
  • Koronavirüs pandemisi döneminde HIV pozitiflerin çalışma hakları neler
  • Koronavirüs pandemisinde HIV&AIDS alanında neler oldu?
  • COVID-19, HIV pozitifler için daha mı tehlikeli?
  • Koronavirüs pandemi döneminde HIV pozitifler nelere dikkat etmeli
  • COVID-19 semptomları neler, ne zaman tıbbi yardım alınmalı?
  • Koronavirüs pandemisi HIV tedavisini nasıl etkiledi?
  • HIV ile yasayan sığınmacı, mülteciler ve LGBTI+ bireyler için destek hattı var mı?
  • HIV statüsü sebebiyle istirahat raporu alınabilir mi?
  • COVİD-19’a karsı bağışıklık sistemini nasıl güçlendirmeli?

Merak edilenler, güncel ve doğru bilgiler, 3 dilde bu bültende!

Bülteni indirmek için aşağıdaki dil seçeneklerine tıklayın!

TürkçeEnglishعربى


Barış Kaya — Pozitif Dayanışma Gönüllüsü

Bu yazıyı sizlere 'HIV & AIDS neye denir?’, 'Kaç gün sonra kaç yüz kere test yaptırırsam %110 HIV NEGATİF çıkarım?’, 'Öpüştüm, sürtündüm HIV olur muyum?' gibi sorularınıza ve kaygılarınıza cevap olarak yazmadığımı öncelikle belirtmek isterim. Bu konularda HIV&AIDS alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin yeterli sayıda açıklaması mevcut, bir ilave yapmayacağım. Böyle kaygılardan ve sorulardan kurtulmadan ya da en azından bir süreliğine yavaşça bunları yere bırakmadan yazının devamını okumayın. Çünkü amacım HIV hakkında pek düşünmediklerimiz üzerine yazmak, biraz aklınızı kurcalamak ve ümidim odur ki yeni tartışma olanaklarına kapı aralamak…

HIV’in sahneye çıktığı 80’lerden bu yana ülkemizde genel HIV prevalansı* düşük gözükse de(%0.03) her sene kayıtlara geçen vaka sayıları katlanarak yükseliyor. Bununla ilgili Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz 1 Aralık’ta instagram üzerinden şöyle bir paylaşım yaptı: “HIV pozitif bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmamaları hastalığın yayılmasındaki en önemli etkenlerden biridir.” Anlamaya çalışmak için birkaç kere daha okumak gerekebiliyor bu cümleyi... Akla ilk gelen, Sağlık Bakanlığı HIV’in en önemli yayılım sebebi olarak HIV pozitiflerin tanı almak için hastaneye gitmemelerini gösteriyor diyebilirsiniz. Ancak bu eklektik cümle bir anlam ve sonuç çıkarmak için yine de yeterli bilgiye sahip değil. Örneğin pozitif olduğunu test yaptırmadan bilmesi mümkün olmayan kişiler anonim HIV testi olanakları oldukça yetersiz olan bir ülkede tüm yayılımdan nasıl sorumlu tutulabilir? HIV pozitif olduğunu gece rüyasında görüp sonra da gündüz uyanıp el ele tutuşarak insanların sağlık kontrolüne/teste gitmesi mi tüm hayaliniz ve mücadele planınız? Diğer bir yandan aynı cümleyi şöyle okumak da mümkün; “Bakanlık HIV pozitif olduğunu tanı alarak bilenlerin düzenli sağlık kontrollerine gitmediğinden şikayetçi olmaktadır, çünkü düzenli tedavi almayan zalim HIV pozitifler HIV’in yayılımından sorumludur.” Eğer durum buysa ve böyle bir çalışma varsa neden kamuoyu ile bu paylaşılmıyor? HIV ile enfekte olduktan sonra tedavi alamayanların ya da almayı reddedenlerin HIV’in yayılımından çok kendi hayatta kalma/sağlıklı yaşama ihtimalleri üzerinde önemli bir etkilerinin olduğunu söylemeye gerek var mıdır peki? Tanı sonrası travma ile mücadelede Bakanlığın bir araştırma ve takip çalışması vardır da HIV pozitifler canları sıkılarak, önce kendilerini olmak üzere kimseyi düşünmeden tedavi almayı mı reddediyordur? Peki ya devletin, Sağlık Bakanlığı’nın sorumlulukları 'hastalığın' yayılmasında kaçıncı önemli etkendir? Sorular çoğalıyor ancak cevaplar belirsizliğini koruyor…



İçi boşalan bir kelime: "sürveyans"

Sağlık Bakanlığı’nın sürveyans sistemi yani veri toplama, analiz ve yorumlama sistemi de HIV için oldukça eksik ve hatalı maalesef. Örneğin HIV aktarım yollarından olan anal, vajinal ve oral cinsel ilişki kategorileri yerine hala ve ısrarla sadece "heteroseksüel veya homoseksüel/biseksüel cinsel ilişki ile bulaş" gibi yönelimleri cinsel ilişkiye indirgeyen bir kategorileştirme kullanılıyor. En başta parametresi eksik/yanlış olan bir sürveyans sisteminden doğru analizler elde etmek mümkün değil. Bu parametre ile ortaya çıkan manasız verilerden birisi: sırasıyla en yüksek aktarım oranı ‘bilinmiyor’, 'heteroseksüel cinsel ilişki' ve 'homoseksüel cinsel ilişki' olan HIV’in vakalara göre dağılım tablosu. Tanı aldıktan sonra kişilerin beyanına göre kayda geçirilen bu cinsel ilişki kategorilerinin damgalama aracı olarak kullanılma ihtimali kişileri HIV’in aktarım yolunu beyan etmemeye zorladığını ya da güvenli alan olan “heteroseksüel cinsel ilişki” seçeneğine yönlendirdiğini deneyimlerimizden biliyoruz. Cinsel yönelim üzerinden tanımlanan vaka dağılımlarının Sağlık Bakanlığı tarafından LGBTİ+ bireylere, seks işçilerine vb. yönelik kilit çalışma grupları oluşturmak için asla kullanılmadığını da göz önüne alırsak bu verilerin "homoseksüellik/biseksüellik&AIDS" damgalamasını sürdürmeye yönelik olduğunu söylemek zor olmayacaktır.



Türkiye’de HIV için 80’ler daha geçmedi ve biz hala içinde yaşıyoruz...

Yıllardır yapılageldiği gibi tutarsız Bakanlık verileri üzerinden LGBTİ+’ların çok daha az HIV ile enfekte oldukları verisi de çıkartılabiliyor ki bu da bilimsel ve doğru bir yaklaşım değil. Bu argümanın “eşcinsel kanseri oldular” diye yıllarca damgalanan LGBTİ+’lardan gelmesi belli bir noktada anlaşılır elbette ama ülkemizde güçlükle yapılan bazı bilimsel araştırmalar daha doğru bilgileri karşımıza çıkartıyor olabilir. Çalışma sayılarının çok yetersiz ve güncel olmadığını göz önüne alarak Türkiye’de yapılan özel çalışmalarda görülüyor ki erkekler ile seks yapan erkekler arasında HIV prevalansı* tahmini olarak %3,5-%5 arasındadır. Bu oran Afrika’da yer alan Nijerya, Kamerun ve Kenya gibi birçok ülkenin genel ülke prevalansı ile aynı. Bu nedenle erkeklerle seks yapan erkekler için Türkiye’de Afrika ülkeleri düzeyinde bir HIV salgını olduğunu dile getirmek ve bunun için acil olarak bir şeyler yapılması gerektiğini her yerde ifade etmek gerekiyor. Ancak devletin LGBTİ+’ları yok sayma politikasının ve nefret söylemlerinin artarak devam etmesi LGBTİ+’ların kilit grup olarak ele alınmasını ve özel çalışmaların yapılmasını zorlaştırıyor. HIV ile yaşayanlara yönelik ayrımcılığın, damgalamanın ve insan hakları ihlallerinin devam etmesi de Türkiye için LGBTİ+ toplumunda HIV’in -hala- bir salgın olması noktasında önemli etkenlerin başında geliyor. Eksik ya da farklı anlaşılmaması için HIV ile yaşayan oldukça sayıda trans ve natrans heteroseksüel olduğunu da belirtmek gerekli. Özetle mesele kimsenin tek elinde değil ve tam da bu nedenle “HIV, hepimizi ilgilendirir!” diyebilmeliyiz.



Beğenmeyen ülkesine mi dönsün?



Bir diğer konu ise Türkiye’de çalışan yabancılar ile ilgili. Yabancıdan kastettiğim T.C. vatandaşı olmayan ancak çalışma izni olan ve sağlık sigortalarını düzenli olarak devlete ödeyen kişiler. Bu kişilerin bir süredir antiretroviral ilaçları sigortadan karşılanmıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) kişilerin kendi ülkelerinde tanı almış olmalarını buna gerekçe olarak gösteriyor. Düşününki katma değer üretip, vergini ve sağlık primlerini ödediğin devlet, 'Sağlık sigortası için paranı alsam da vatandaşım olmadığın için ilaçlarını sana ücretsiz veremem, beğenmiyorsan ülkene dönebilirsin' diyebiliyor ve HIV’den dolayı tedavi alamadığın için sağlığının bozulmasına da seyirci kalıyor. Kendi ülkesinde değil de Türkiye’de zor şartlarda çalışmak zorunda olan kişilerin sadece ilaç almak için ülkelerine her 3 ayda bir gidip gelmeleri ne kadar gerçekçi? Ya da kendi ülkesinde ayrımcılık ve damgalamaya maruz kalan, ölüm tehlikesi olan kişileri ülkelerine dönmeye zorlamak ne kadar uluslararası hukuk ile örtüşür? Yine cevapsız sorularımız ile baş başa kalıyoruz.



'Kıymetli hayatlar' Vs. 'Kıymetsiz hayatlar'

Gündemimize gelecek olursak, koronavirüs pandemisi nedeniyle ağırlaşan koşullar HIV pozitifler için hayatı daha da zorlaştırdı. Bu kadar çok ülkece sağlık konuşup da hala HIV’i görmeyen, duymayan ve de ayrıştıran bir yönetim ve toplum ile karşı karşıyayız. Koronavirüs testleri her gün binlerce kişiye hızlıca yapılabiliyor, tedavi ilaçları aynı şekilde yabancı vb. ayırt etmeksizin herkese ücretsiz temin edilebiliyor. Kimse koronavirüs nedeniyle ayrımcılığa ve damgalamaya maruz da bırakılmıyor. Ancak dünyada şimdiye kadar 35 milyon kişinin hayatını kaybettiği HIV için aynısı yine ve yeniden söz konusu değil elbette. En nihayetinde ikisi de insandan insana geçen birer virüs değil mi? Bu sorunun cevabına evet diyorsanız söyleyin şimdi hangi insanların hayatı daha kıymetli?



*Toplumun ya da kilit grupların içinde HIV ile yaşayan kişilerin sayısının toplumdaki/kilit gruptaki toplam kişi sayısına…


Anonim olarak HIV testi ve danışmanlık hizmetlerini veren Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi’nin tekrar çalışır hale geçmesi için Ankara Çankaya Belediyesi’ne aşağıda yer alan başvuruyla talepte bulunduk.

Çankaya GDTM’nin yeniden faaliyete geçmesi(telefonla danışmanlık hizmeti) için siz de saglik@cankaya.bel.tr e-posta adresine mail atarak, http://cysweb.cankaya.bel.tr/webform/start.php adresindeki formu doldurarak ya da 444 06 01 nolu telefondan Çankaya Çözüm Merkezi’ni arayarak Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezi’ni ve merkez çalışanlarını desteklediğinizi gösterebilirsiniz.

“Sayın İlgili,

Pozitif Dayanışma olarak Ankara’da faaliyetlerimize başladığımız günden bu yana Çankaya Belediyesi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi çalışanlarından sürekli destek aldık. Amacımızın HIV/AIDS ile ilgili doğru bilgileri yaygınlaştırmak ve yeni tanı alan kişilere deneyimlerimiz doğrultusunda akran danışmanlığı vererek, dayanışma oluşturmak ve birbirimizi güçlü kılmak. …


Etrafımda HIV ile yaşayan arkadaşlarım da olduğu için HIV Pozitif tanısı alırsam dünyanın sonu olmayacağını biliyordum!”

33 yaşında Kocaeli’nde yaşayan, kendisini eşcinsel erkek olarak tanımlayan bir arkadaşımız pozitif öyküsünü bizlerle paylaştı. HIV Pozitif tanısı alalı henüz iki ay olduğunu belirten plusbiryaşam adlı rumuza sahip akranımız, ilk olarak en yakın arkadaşına tanısını söylemiş ve arkadaşından gelen “şimdi ne olacak?” sorusuyla karşılaşmış.

Pandemi döneminde tanı almış olması sebebiyle tedaviye başlayamadığını belirten plusbiryaşam, pandemi gibi dönemlerde de HIV pozitifleri gören, gözeten sağlık hizmetlerine erişimin ne kadar önemli olduğunu bize bir kere daha gösteriyor.

HIV ile yaşamak hayatını nasıl etkiledi ya da değiştirdi?

Tanı almamın hemen ertesinde tedavi göreceğim hastane korona dolayısıyla pandemi hastanesi olduğu için tedaviye başlayamadım. …


26 yaşında kendisini biseksüel olarak tanımlayan Emir, Konya’da yaşıyor. HIV tanısını 18 yaşında aldığını ifade eden Emir’in bizlerle paylaştığı pozitif hikayesini gelin birlikte okuyalım…

“HIV tanısı aldığımda çok küçüktüm ve yaşın getirisi olarak HIV’e karşı büyük bir önyargım vardı. İlk öğrendiğim zaman tam anlamıyla dünyam durdu diyebilirim. HIV, bize hep korkulacak, asla enfekte olunmaması gereken bir virüs olarak aktarıldı hep. Depresyona girdim, insan ilişkilerim zayıfladı, hiçbir zaman duygusal bir ilişki içerisinde olamayacağım düşüncesine kapıldım. Ancak zamanla şunu anladım ki toplumun yargıları ve bilinen yanlışlarına kapılmaktansa doğru bilgiyi aktaran bazı oluşumlara yönelmek insanı güçlü kılıyor.

Ailem dışında ilk açıldığım kişi kız arkadaşım oldu. Öncesinde ayrımcılığa uğramak çok korkutucuydu benim için. Araştırdıkça, bilgi edindikçe korkulmaması hatta mücadele edilmesi gerektiğinin bilincine ulaştım. Kız arkadaşıma söylediğim zaman birbirimize sarılıp ağladık. Olay HIV pozitif olmamdan çıkıp hayatım boyunca ayrımcılığa maruz kalacağım korkusuna dönüştü. Birbirimize senelerce destek olduk. Bana bir ilişki içinde olabileceğimi gösterdi. Bütün korkularımı yavaş yavaş zamanla yendim. …


Image for post
Image for post

Koronavirüs pandemisiyle tüm dünyanın mücadele ettiği bugünlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, eşcinselleri ve HIV ile yaşayanları hedef gösterdi! Yanlış bilgiler ve nefret dolu ifadeler barındıran bu açıklamayı, insan haklarına aykırı ve ayrımcı buluyor; kendisinin nefretle değil bilimsel, doğru ve güncel bilgilerle hareket etmesini talep ediyoruz.

Açıklamada belirtilenin aksine HIV, eşcinsellikle, nikahsız ilişkiyle değil ancak korunmasız cinsel ilişkiyle ve/veya kan yoluyla aktarılabilmektedir. Hatta günümüzde HIV ile yaşayanlardan düzenli tedavi ile korunmasız cinsel ilişkiyle bile HIV aktarımı söz konusu olmamaktadır. Bu nedenle Erbaş’ın açıklamalarını bilimden yoksun ve talihsiz buluyoruz. Toplumun her kesiminde, her meslekte, her yaşta, her cinsiyette ve cinsel yönelimdeki HIV Pozitifler olarak Erbaş’ı derhal özür dilemeye çağırıyoruz. …


26 yaşında kendisini erkek olarak tanımlayan yönelimini belirtmek istemeyen Hatay’dan bir arkadaşımız bizimle pozitif öyküsünü paylaştı.



26 yaşında HIV tanısı aldım, tanıyı aldığım zaman şaşırdığımı hatırlıyorum. Aileme söyledim ama onlarla bir sorun yaşamadım.



HIV ile yaşamak hayatını nasıl etkiledi ya da değiştirdi?

Daha çok hayata tutunmayı öğrendim.



HIV ile yaşarken olumlu ve/veya olumsuz neler deneyimledin?

Olumsuz tek şey insanların cahillikleri!

HIV ile yaşarken başına gelen ilginç/şaşırtıcı/farklı bir olay var mı?

Hastanede HIV Pozitif olduğumu söylediğimde gaz maskesi takmıştı hemşireler.

Benim öyküm…

“Merhaba ben HIV tanısı alalı 2.5 ay oldu. Hem okuyup hem çalışmıştım artık askerliği aradan çıkarmak istiyordum, askere gittim. Askere giderken sadece sağlık ocağından bir rapor alınıyor artık eskisi gibi değil tabi ki, askere gittiğimde komando olacağımı öğrendim sevindim. İlk iki gün normal eğitimlere katıldım ama benzim soluyordu bembeyaz oluyordum. Daha sonra bayılma noktasına geldiğimde beni çıkarıp revire, ertesi gün de hastaneye gönderdiler. Çarpıntım da oluyordu, önce kardiyoloji sonra dahiliye sonra hematoloji, 1 haftada 3 hastane gezdim. Askerde hastaneye gitmek zordur en sonunda araştırma Hastanesi’ne vardığımda benden bayağı bir kan aldılar, daha sonra doktorum kanser olduğumu söyledi çok şaşırdım ve korktum. Hem de iki türlü dedi ve o akşam acile yatırıp ertesi gün yatış verdiler ancak hemşire ve doktorlar garip bakıyordu. Aileme ulaşamıyordum çünkü çok korkmuştum, öleceğim herhalde diyordum, en sonunda önce kardeşimi aradım. O günün akşamı kardeşim geldi sonra doktorla görüştü.

Bir virüsten söz ediyordu doktor, kibarca sorular sordu içtenlikle cevapladım. Ardından iki doktor daha geldi, yanımda komutan varken “cinsel ilişki yaşadın mı?” “gey misin?” diye sorular sorup “HIV Pozitifsin” dediler! Çok gerildim. Hani kanserdim diyordum! Nasıl olsa anlamaz diye uyuşturmadan kemik biyopsisi bile yapmışlar meğerse bana. Kardeşim beni başka bir hastaneye naklettirdi. Yeni hastanede doktorlar da hemşireler de çok iyiydi. Annem, babam da gelmişti, doktor aileme HIV Pozitif olduğumu, kanser olmadığımı güzel bir şekilde açıkladı. Ailemin verdiği tepki ise şöyleydi: “Oğlum iyi ki HIV’sin, ilacı var, tedavisi var.” Bana sarıldılar, çok mutlu oldum. Önceki hastanede bana kanser teşhisi koymalarındaki nedenin beni kobay gibi kullanmak olduğunu öğrendim. Kemoterapi bile uygulayacaklardı!

Son olarak herkesin düzenli olarak test yaptırmasını öneriyorum. …

About

Pozitif Dayanışma

HIV bilgi&destek

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store