Tahta Taksitle, Mikroçip Peşin: Ülkenin Bilgiyle İmtihanı

1980’li yılların sonunda geçen bir hikaye vardır. Turgut Özal bilgisayarların etkisini görüp bu konuda bir reforma imza atar. Bilgisayar ve bileşenlerine uygulanan vergileri kaldırır.. Belki mesleğinden dolayı farketmiştir bilgisayarların geleceğini. Daha sonra Hindistan’dan gelen bir heyet bu teşviği inceler ve gidip aynı uygulamayı ülkelerinde hayata geçirirler.. Mesut Yılmaz başbakan iken, yaklaşan seçimler sebebiyle, popülist vaatlerine belkide kaynak yaratmak için bu uygulamayı sonlandırır.. Bir partinin iktidarken hayata geçirdiği bir reform birkaç yıl sonra yine aynı parti eliyle ortadan kaldırılır..

Hindistan’ın bugün bilişim ve yazılımda ne halde olduğunu konuyla azıcık ilgisi olan herkes biliyordur.. Tüm dünyaya yazılımcı ihraç eden bu ülke (ABD, AB ülkeleri, Türkiye vs) aynı zamanda uzay teknolojileri alanında önemli bir noktaya gelmiştir. Biz Japonya’dan parayla lisansladığımız bilgiyle daha yeni uydu yapmaya çalışıp bununla övünürken, Hindistan uydu tasarlayıp üretmenin de ötesinde, bu uyduları uzaya kendi gönderebilmekte ve diğer gezegenlerde araştırma yapmak için görevler planlamaktadır..

Bütün bunları niye yazıyorum peki.. En son kredi kartı düzenlemesi taslağındaki birkaç hükümden dolayı.. Bu düzenlemeye göre sehpayı, sandalyeyi koltuğu, havluyu, peştemalı 12 taksitle alabilen ülke insanı bilgisayarları ve bilgisayar bileşenlerini 6 taksitle alacak.. İnsanların büyük çoğunluğu bilgisayarların sadece sosyal medyada gezmek için ya da oyun oynamak için kullanıldığını düşündüklerinden konuyu umursamıyorlardır.. Muhtemelen böyle düşünen insanlar kendilerinin facebook’ta gezmek için kullandıkları bilgisayar eskiyene kadar da konunun önemini anlamayacaklardır..

Bilgisayarlar halbuki çok önemli birçok işlev görmektedir.. Çocukların ve gençlerin oynadığı oyunlar bile oldukça önemlidir.. Birçok kişinin önemsiz gördüğü bu oyunlar sayesinde çocuklar hayal etmeye başlamakta, dahası İngilizce öğrenmektedir.. Hayal eden çocuklar birçok şey başarabilirler.. Bu konuyu anlatmak için kitap bile yazılabilir, o sebeple bu kısmı şimdi uzatmayacağım.. Ama İngilizce kısmı daha somut olduğundan oradan birkaç somut örnek vereyim.. Bilgisayar oyunları sayesinde Türkiye’de binlerce çocuk İngilizce öğrenmiştir (okulların ingilizce öğretme oranından bile daha yüksektir belki de).. Şu an teknoloji editörlerinin çoğu bu insanlardandır (onlara da ayrı bir parantez açacağım)..

Dahası bilgisayarlarla uğraşan çocuklar kod yazmayı öğrenmekte, uygulamalar ve ürünler geliştirmektedir. Biz 90’lı yılların başında ıskaladığımız teknoloji çağını, şimdi yine kendi elimizle ıskalamak için birşeyler yapmaktayız..

Bunları birkaç örnekle açmak istiyorum.. Mesela Fatih projesi diye bir proje hayata geçirmeye kalktı yöneticiler.. Bu proje ile öğrencilere tablet pc’ler dağıtılacak, çocuklar kitap yerine bunları kullanıp ayrıca bu tabletlerle teknolojiye dair şeyler öğrenecekti.. Fikir iyi ve orijinal, uygulama ise berbattı.. Gidip uzuz maliyetle Çinli üreticilerin ürettiği ürünlere kendi ismini basıp getiren tanıdık iş adamlarına bu iş ihale edildi.. Amaçlanan tabiki başarılamadı.. Başarılsa zaten bir mucize olarak anlatılırdı.. Halbuki bu tip işlerde cihazın kendinden çok içindeki yazılım önemlidir.. Bunun için de dünyada gidilebilecek 3 firma var: Apple, Google ve Microsoft.. Bu üç firmadan biriyle anlaşılsa, bu firmaların hazırlayacağı yazılama uygun, hatta konfügre edilebilir bir cihaz ortaya çıksa, muazzam şeyler başarılabilirdi.. Bunlar yapılmadığı için ülkenin paraları heba olup gitti..

Dahası şimdi çocukların bilgisayarlara ve tabletlere (iPad de diyebilirsiniz buna) erişiminin önüne bir engel daha konuyor.. Böyle reformlardan yola çıkılıp bugün gelinen nokta çok vahim, vahim olduğu kadar da düşündürücüdür..

Bu konularda o kadar doluyum ki sayfalarca daha yazabilirim.. Ama okunabilir boyutlarda tutmak için konuyu kısa kesiyorum.. Son bir sözüm de teknoloji sitelerine ve editörlerine.. Bu taslaktan sonra bu konuda yayınlar yapmamaları çok trajik bir durum.. Sadece teknoseyir.com sitesi bir video hazırlamış.. Yetersiz bir video ama diğerlerinin halini görünce onlara teşekkür etmek gerekiyor.. Bu teknoloji editörleri ile bizim teknoloji aşinalığımızda aynı boyutta.. Takipçisi gençlere bilmem ne işlemcisinin zar kalınlığı diye caka satıp önemli konularda sus pus olmak, ya da kullandığı telefonları sıralayıp ne kadar telefon piyasasına hakim olduğunu göstermek değildir işiniz.. Maalesef teknoloji gazeteciliği toplumun teknoloji ve bilime ilgisinin de gerisinde..

Bu konuda ülkede konuyu bilenlerin en azından ilgililere bunu anlatması, olmuyorsa toplumun duyarlı kesimine anlatması için yazıyorum bunları.. Buzdolabından daha hayati birşeydir bu araçlar gelecekte toplum için.. Çünkü eğer bilim ve teknoloji üretemezsek, yakında biz ya da çocuklarımız üretenlerin köleleri olarak hayatımızı sürdüreceğiz..

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.