Çok yaşa TAHA!

Tarih; 1936 Berlin Olimpiyatları. Türkiye, Olimpiyat Oyunlarına 60 sporcuyla katılmıştı. Türkiye’nin Olimpiyat Oyunları tarihinde şeref kürsüsüne çıkan ilk Türk sporcusu serbest güreş 79 kg’da bronz madalya kazanan Ahmet Kireççi’ydi. Onun ardından grekoromen 61 kg’da Yaşar Erkan altın madalyanın sahibi oldu. Bu; Türkiye’nin Olimpiyat Oyunlarında kazandığı ilk altın madalyaydı ve değeri çok büyüktü.

Öyle ki; Yaşar Erkan, “Şampiyonluk kürsüsünde şanlı bayrağımız şeref direğine çekilirken kendimi tutamadım, gözlerimden yaşlar sel gibi aktı. Yüz yirmi bin kişinin ve Hitler’in önünde bayrağımızı şeref direğine çektirmek ve ayakta güzel marşımızı dinletmek zevklerin en güzeli ve en büyüğüdür.” diyerek büyük bir coşku yaşadığını dile getiriyordu. Tam bu saatlerde Türkiye’den Berlin’e bir telgraf çekilmekteydi ve telgrafta şunlar yazıyordu;

“Kendin küçüksün; ama memleket için önemli bir iş yaptın. Artık adın Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar!”.

Telgraf, Mustafa Kemal Atatürk’ten gelmekteydi.

Daha sonrasında Yaşar Erkan’a Atatürk tarafından bir ev armağan edildi. Aynı zamanda gurur sporcumuzun soyadı olan ve çaresiz anlamına gelen Naçar, Atatürk tarafından bir topluluğun ileri gelenlerinden anlamındaki Erkan ile değiştirildi.

İlk altın madalyanın hikayesi kısaca böyleydi.

Bugün 2016 Rio Olimpiyatlarında, Taha Akgül altın madalya için mindere çıkana kadar şanlı bayrağımızı şeref direğine çektirememiştik. Taha 125 kg Serbest güreşte çıktığı minderde rakibini yenerek Rio’daki ilk altın madalyamızı kazandı. Altın madalya önemliydi. Tüm dünyaya biz de varız demekti ve yüz binlerce izleyiciye güzel marşımızı dinletmekti. Gururdu, gururlanmaktı.

Bizlere bu gururu, ülkemizin geçirdiği şu zor günlerde yaşatan Taha’ya bir minnet borçluyuz.

“Çok yaşa Taha!”