Değişen Alışkanlıklar Serisi 1 (Minimalist Dolap, Alışveriş Rutini ve Daha Bir Sürü Şey)

Bu seride kendime dair geliştirmek istediğim özellikleri nasıl geliştirmeye çalıştığımı, nasıl bazen başarısız bazen başarılı olduğumu ama hepsinden önemlisi denerken neler öğrendiğimi paylaşacağım.

Bölüm 1) Bu Benim Dolabım #project333

İnanılmaz büyük bir dolabım, inanılmaz çok kıyafetim, inanılmaz boşa duran ıvır zıvırım var. Çok kıyafetim var dediysem manyak bir alışverişkolik gibi de görünmek istemiyorum. Tamam gerçekten elime para geçince saçma salak bir sürü şeyi alıyorum o da ayrı ama annemin gençliğinden kalma, ordan burdan toplama gerekli gereksiz de bir sürü kıyafet olduğu için kocaman bir yığın sahibiyim.

Bu fotoğrafta ise dolabımda giymeyi en sevdiğim, en sık giydiğim parçalar var. Eledim, 33 parçaya indirdim. (Tabi biraz hile yaptım ama geçiş süresi gibi bir şey deneyeceğim için görmezden gelebilirim küçük hileleri :pp)

Ve son haliyle gördüğünüz benim yeni dolabım, 2 aylık bir süreç için şimdilik.

Nasıl bir challenge olucak neleri seveceğim, neler zor gelecek bilmiyorum ama koydum kafaya yavaş yavaş şu tüketim olayımı, en azından şimdilik kıyafet kategorisinde, sıfıra indirmek istiyorum 5 yıl içinde. Demek istiyorum ki en son kıyafet alışverişimi taaa 2018in temmuz ayında yapmışım be. Bunun için nerden başlasam kardır dedim. Nasıl olacağını buraya yazarım. Tamam olarak buranın altına. Şimdilik hoşçakalın. Tüketmeyin, üretin🌱

Bölüm 2) İki Aylık Değerlendirme (05.11.2018):

Öncelikle başarısız olduğumu söylemem gerek. Yani eğer hedefim sadece bu 33 parçayı giymekse 3 ay boyunca sanırım ilk 14.günden falan çuvalladım. Farklı bir açıdan bakarsak da başarılı oldum çünkü bu işe başlarken dolabımı düzenledim, ihtiyacım olmayan kıyafetleri belediyeye verdim, büyük oranda sadeleştirdim dolabımı fakat farklı bir şey oldu bu sefer de atıyorum 50 parça kıyafet var dolabımda ve ben bunları sırf 33e indirmek için giydiğim, sevdiğim ya da güzel olan ama kombinlemediğim parçaları mı atacaktım? İşte bu konuda farklı bir yol izledim. Kendimi sınırlamaktansa işe yarayanları çıkardıktan sonra gerçekten severek giydiğim kıyafetlerin olduğu bir dolap bıraktım geriye ve böyle olunca da her şeyi kullanabilir oldum. Yani aslında olayın özünü kavradım. Kıppps.

Bölüm 3) Alışveriş Rutinim (Temmuz-Kasım 2018):

Dolabımda her şeyin olduğunu görmek beni çook büyük bir yükten de kurtarmış aslında da farkında değilmişim. Bunu 3 ay sonra ilk defa bir alışveriş merkezine bir şeyler satın almak için gittiğimde fark ettim. Benim bir monta ihtiyacım vardı ve gidip almam gerekiyordu. İtiraf etmek gerekirse bazı şeyleri çok fazla alasım geldi ama içimden bir sesin “İhtiyacın yok” dediğini çok net duyabildim ve ihtiyacım olan neyse onu alıp çıktım. Hayatımda yaptığım en net alışveriş olabilir. Bu arada minimalizm haricinde beni alışverişten soğutan diğer bir şeyse izlediğim bir belgesel oldu. Buraya bırakıyorum linkini. Şimdi biraz da ondan bahsetmek istiyorum.

Bölüm 4) Alışverişe Farklı Bir Açıdan Bakmak (#truecostdocumentary):

Açıkçası satın aldığım herhangi bir şeyin üretildiği yere bakmak, kaliteli mi değil mi düşüncesi dışında hiçbir zaman ihtiyaç duyduğum bir şey olmamıştı. Satın aldığım bir şey yüzünden bana herhangi bir sorumluluk yüklendiğini hiiç ama hiiç düşünmezdim çünkü sonuçta ne çaldım ne başka bir şey parasını verip almıştım her neyse o ama bu belgesel bana satın almaya karşı çok farklı bir bakış açısı kazandırdı. Öncelikle giydiğim kıyafetin bir başkasının kefeni olabileceği gerçeğini görmüş oldum. Tamam illa ki bunları üreten insanlar vardı ama çalışma şartları ne kadar kötü olabilirdi ki? Sonuçta kocaman markalar vardı bu işin arkasında, elbette işçilerine de bakarlardı dimi? I ıh o işin hiç de öyle olmadığını gördüm. Belki giydiğim bir kıyafet o hasarlı olduğu önceden belirlenmesine rağmen ucuz olduğu için kullanılan ve sonunda da yıkılıp binlerce kişiyi öldüren Rana Plaza’da yapılmıştı?

“İki tür ürün vardır. Biri kullanılan ürünler, örneğin çamaşır makinesi veya araba. Yani alıp uzun süre kullandığınız şeyler. Bir de tüketilen ürünler vardır. Örneğin sakızlar veya sigaralar yani biten şeyler. Tüketiciliğin sırrı, insanların kullandıkları şeylere tükettikleri şeyler gibi davranmalarını sağlamaktır.” -Earnesto Elmo Calkins

Özetle…

Tüketmek, gerçekten insanı tüketen bir şey. Boş hissettiren, eğer derin düşünürsen ruhu yoran bir şey benim için. Bu yüzden bence çoğumuzun normalleştirdiği şeyleri oturup da bir sorgulamamız lazım. Neden? Neden her üzüldüğümde, özellikle kadınlara, çık alışveriş yap kafanı dağıt diyen bir düzen var? Neden ihtiyaç kavramı hayatımızdan çıktı? Neden sanki satın aldıklarımız değerimizi belirlermiş gibi bir ruh haline büründük? Eminim ki hepimiz bundan daha fazlasıyız. Önemli olan önümüze sunulan sıradan şeyleri ufacık da olsa sorgulamak. Şimdilik hoşçakalın. Tüketmeyin, üretin🌱

erana's ordinary life

Written by

🌱🌿🌳- professional amateur🤸‍♀️

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade