Sevgili Kara Şehir

Üç vagonlu trenin ilk vagonu en yeni olanıydı. Deriye benzer bordo kumaşla kaplı koltukları diğer iki vagondaki ucuz kumaşlı koltuklara nazaran o vagona ayrı bir hava veriyor, yolcusuna kendini önemli hissettiriyor ve bu trene ilk defa binenlerde o vagonda seyahat edebilmek için sanki fazladan bilet parası vereceklermiş düşüncesi oluşturuyordu.

Ali hemen her haftasonu yaptığı gibi sevgilisini görmeye Kara şehrine gitmek üzere 20:45 Karapara Ekspresi’ndeki yerini almadan önce 2 numaralı merdivenden 2 numaralı platforma indi. Duruma göre ilk vagona ya da diğer vagonlara biniyordu. Genelde ilk ve ikinci vagona yolcu alınıyor, üçüncüsü sadece yoğun zamanlarda hizmete açılıyordu. O gün yine sadece ilk iki vagona yolcu alınmıştı.

Siyah, örtücü olduğu için kara olmaz her zaman.

Ali, hangi vagona bineceğine karar vermeden önce iki vagon ortasındaki boşlukta durup bir yeni olana bir de diğerine baktı. Hangisinde güzel insan olduklarını düşündüğü kişileri görürse oraya biniyordu çoğunlukla. Bazen binmek istediği vagondaki insan sayısı diğerine göre fazla olursa o vagona binmiyordu. Kalabalıktan hoşlanmıyordu. Bu sefer ilk vagon daha cazip geldi ve ona yöneldi. Ne de olsa sevgilisini görmeye gidiyordu. Onunla buluşmadan önce kendini bilmez insanların keyfini kaçırmasını istemiyordu. Aksi halde görüşmesi iyi gitmiyordu. “Nasıl başlarsa öyle gider” inancının aksine “Tepki verici değil yaratıcı ol” da bir seçenek olabilirdi. Ama Ali bu davranış şeklini değiştirmek için fazla tembeldi.

Ali asabi bir yapıya sahipti. Toplum içinde yüksek sesle konuşanlardan nefret ederdi. Bu tür insanların kendilerinden başka kimseyi önemsemediğini düşünür ve onlara şiddet uygulamak istediği zamanlar bile olurdu.

Ali aslında iyi birisiydi.

Sevgilisi olmasa dünya zekisi bir insandı Ali.

Doluya tutulmayı kabullenerek yağmurdan kaçmamalı .