üç yüzüklü ismet özel’i hatırlıyorum…

“mazlumlari kolla ayol, sen de biraz fingirde!
mazlumlari kokla ayol, sen de biraz fingirde!” (“of not being a jew: bir vefa daha”-ismet özel)

ismet özel’in meşhur üç yüzüklü fotorafı

her ne kadar editörümün kendisinden pek hoşlanmadığını bilsem de bu yazıyı yazmak durumunda hissediyorum kendimi. evet, ben de ismet özel’in yazıları ve şiirleri ile büyümüş biriyim. her ne kadar şu an “ismet özel”in ya da “ismet özel’in helefi olmak” pejoratif bir anlam içerse de bence bu çok önemli değil ^^. bu kadar güncel atıf olunca bir konuya yazması da zor oluyor haliyle; peki okuması çok mu kolaydı da yazması kolay olsun. evet, kimseyi de kandırmaya gerek yok :D

babamın kütüphanesinden “erbain”i alıp içerisinden -sanırım- Mazot şiirinin başını ben daha küçükken okuduğunu hatırlar gibiyim. Gür ama hafif sesiyle “Ağlamadan,/Dillerim dolaşmadan,/ Yumruğum sökülmeden gecenin karşısında,/ Şafaktan utanmayıp, utandırmadan aşkı,/ Yüreğime gönlümden başka muska takmadan,/ Konuşmak istiyorum.” dizelerini okurdu.

İsmet Özel-Mazot şiiri(kendsi sesinden)

yalan yok o zamanlar hiç bir şey anlamıyordum yazılanlardan. her hangi bir fikrim var desem bile çarpılırım falan diye korkuyorum :D ataol behramoğlu’nun “Bebeklerin Ulusu Yok” şiiri daha bir anlamlı geliyordu benim için- demek ki çokça seküler zamanlarımdı^^.

siz “ben şok”u nasıl tanımlarsınız bilmem ama belki de hayatımdaki en büyük “aa, ben şok” anını bu iki sözü edilen şairin birbirlerinin eskiden en yakın dost olduklarını ve birbirlerine aynı isimlerle mektup tarzı şiir yazıları öğrendiğim zaman yaşadım :))

bu mektup ilk kez ataol behramoğu tarafından ismet özel askerde iken yazılıyor. hatta rivayet o ya ismet özel’in bu şiiri bitirebilmek için 4 sağlam dişini çektirdiğini bu sayede 1,5 hafta gibi bir süre izin aldığını söylerler.- ahahaha :D kimi kandırıyorum adam deli işte, kendi anlatıyor böyle yaptığını o.O

peki, ismet özel’i başka neyle hatırlıyorum? tabi ki trt2'de yaptığı şiir programıyla :D o zaman sen 2003 falandı heralde. babamla programı seyrediyoruz ama üstad resmen konuşamıyor :D “ı”lar mı dersiniz, “hmm”lar mı dersiniz önündeki şiiri okuyor ama şiir hakkındaki 10'lik kelamı 20 dk’de edemiyor :D

başka derseniz aslında yenilerde bulduğum nuriye akman ile yaptığı 90'lardan bir röportaj var. tabi şahsi kanaatim bu adam ismet özel değil. çünkü sorulan bütün sorulara mütevazi bir şekilde ve nazik bir şekilde cevap veriyor :D izlemenizi tavsiye ederim.

adam 70 yıla yakın ömre bayağı şey sığdırmış usta. Fkf’den islamcılığa uzanan bir hikaye yani :) hatta yılmaz güney’in türkiye’den kaçmadan önce çektirdiği son fotoğrafta elindeki kitabın ismet özel’in “celladıma gülümserken” olduğu da görülebiliyor.

biraz da ismet özel ve cahit zarifoğlu arasındaki o tatlı ve güzel ilişkiye değinmeden geçmek bence hoş olmazdı :) zarifoğlu’nun “yaşamak” kitabını okursanız önde gelen figürlerden birinin de ismet özel olduğunu görebilirsiniz. benim hatırladığım en güzel anı ise şu: bir gün ankara’da şairlerin düzenlediği bir toplantı gerçekleşir ve rasim özdenören ve zarifoğlu’da toplantıya davet edilir. bazı aksaklıklardan dolayı toplantıya zar zor yetişirler. yetiştikten sonra hazırladıkları metinleri okurlar. o zaman daha ismet özel sol taraftadır. toplantıya ara verildiğinde zarifoğlu’nun yanına gider ve onların toplantının yıldızı olduklarını söyler ve ekler: “umarım sizi bir gün bizim saflarda görebiliriz.”. zarif adam durur mu yapışturır cevabı(tabi biraz endişelendiğini de itiraf eder): “olur mu asıl biz sizi bekliyoruz.”. tahmin edin kim haklı çıktı? :D

ismet özel ve zarifoğlu arasında şiir bağlamında da etkilenim bence çok yüksek. ben şahsen bir kaç önemli örnek saptadığımı düşünüyorum. şu örneği vereyim gerisini de siz bulun :) :

“kim bilir herbiri hangi dünyaya sağır

çok geçmez aradan(zarifoğlu, mavi gök orda mı?)”

“insanlar

hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır”(ismet özel, içimden şu zalim şüpheyi kaldır)

hadi size bir anektod daha :D ismet özel müslüman olmaya karar verdiğinde bunun alameti olarak bu haldeki ilk şiiri olan “amentü”yü sezai karakoç’a yollar ve diriliş dergisinde şiir yayınlanır. cemal süreya ve sezai karakoç arasında şöyle bir diyalog geçer:

“c.s: sezai, ismet sizin tarafa geçmiş artık sizin gibi şiir yazıyor.

s.k: o zaten hep bizdendi.”

(p.s: aktarımı hatırlayabildiğim kadarıyla yaptım o yüzden kaynak veremeyeceğim :’( )

peki hacı abi yazının başlığı ne alaka gibi bir soru sormak isterseniz- ki sormasanız ne güzel olurdu :D ama soracaksınız- ismet özel’in benim çocukluğuma ve gençliğime dair aklımda kalan önemli bir özelliğidir üç yüzük. onun ben çocukken yaptığı konuşmalarında hep bir duruşu olurdu; konuşurken duraksar ve düşünürdü ama sadece bununla kalmaz ve yüzükleri ile bitimsiz bir şekilde oynardı. ve o zamandan kalma bütün pozlarında bu üz yüzüğü rahatlıkla görebilirdiniz ^^hiç bir zaman anlamını tam olarak kavrayamasam da anlayabildiğim kadarıyla bu üç yüzüğün sebebi hikmeti şu: peygamber efendimizin nasıl ve hangi parmaklarına yüzük taktığına dair bazı hadisler var. şu daha net bir şekilde elde edilebiliyor ki, peygamber efendimiz baş ve işaret parmağına yüzük takılmasını istemiyor. ama diğer parmaklarına takıyor. bununla alakalı olabilir :)

bütün kibrine ve artisliğine rağmen ismet özel’i severiz. en azından ben 2003'de nuriye akman’a verdiği son röportaja kadar(son röportajında büyük bir kısmı dahil olmak üzere) ismet özel’in yazdıklarının büyük bir çoğunluğunu tutuyorum. “of not being a jew”e kadar ki şiirlerini de anladığımı düşünüyorum ama bu kitabı da yabana atmamak lazım. zira burada türk dilinin bozulması ve yozlaşması meselesi üzerine bir kafa yorma var.

ismet özel’in mezkur kitaptaki en güzel şiirlerinden biri:

“sen ve yağmur.
başa dönemezsiniz.
öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz”

(…)

“eve dön, şarkıya dön, kalbine dön”

belki de ismet özel hakkında daha söylenmesi gereken çok şey var ama ben de bıraktığı izlenimler yahut ilk izlenimler buydu :’) umarım eve, kalbe ve şarkıya bir gün dönebiliri(m)(z)…

bunlar da şairden beğendiklerimin bir dizgesi olsun- ki ismet özel’i bizim için çohoş yapan bir şey de kendi sesiyle ve vurgularıyla okuduğu şiirleridir ^^:

amentü:

içimden şu zalim şüpheyi kaldır:

evet, isyan!:

tüfenk:

sebeb-i telif:

yaşamak umrumdadır:

bitiriken şunu da ekleyeyeyim: şayet ismet özel hakkında kaliteli bir biyografi okumak istiyorsanız da bence piyasadaki en iyi biyografi bu. ve anlayabildiğim kadarıyla üzerine bayağı bir emek harcanmış:

selamdır bize arta kalan müslümanca bir duadan/

esselamu aleyküm; aleyküm selam…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.