Amerika’da Yaşam Notları — 1

Bu yazı serisini Amerika’da kaldığım süre boyunca deneyimlediğim farklı noktaları paylaşmak ve özellikle Türkiye ile kıyaslamalarda bulunmak için yazacağım.

Tüm yazıları soru cevap şeklinde yazacağım, böylece sizin de aklınıza gelen soruları cevaplayacağımı düşünüyorum. Ayrıca bana sorularınızı gönderirseniz en çok sorulan soruları bir sonraki yazımda cevaplayabilirim. Umarım faydalı olur.

— Kısaca Yurtdışı Deneyimlerim ve Amerika’nın Yeri

Yazılarımdan doğru çıkarımların yapılmasını kolaylaştırmak için kısaca Amerika’ya taşınmaya giden hikayemi de paylaşmak istiyorum. İstanbul’da doğdum, büyüdüm ve üniversiteyi de İstanbul’da okudum. Üniversite hayatım boyunca çok çeşitli sebeplerle Avrupa ağırlıklı bir çok ülkeye gittim.

Üniversite birinci sınıfın yazında zorunlu stajımın ilkini Disney’in ICP programı ile Florida’da tamamladım. Programın ardından üç İspanyol arkadaşım ile California’da bir araba turu yaptım. Bu seyahatimde Amerika’nın Doğu ve Batı yakasındaki belli başlı tüm şehirleri gezip görme fırsatım oldu.

Üniversite üçüncü sınıfta girişimci olmak isteyen kişiler için bootcamp benzeri programlar düzenlemeye yönelik bir iş kurdum. Bu sayede San Francisco’ya ve New York’a seyahat ettim. Bana katılan ekip arkadaşımla birlikte Berlin’e de bir program düzenledik.

Üniversite’den mezun olduktan sonra planım Londra’ya taşınmak ve işimi oraya taşımaktı. Ancak Haziran ayında İngiltere’den Brexit kararı çıkması ile rotamı Amerika’ya Los Angeles’a çevirdim ve University of California Los Angeles’ta “General Business Certificate diploma programına başladım ve bu programı Haziran 2017'de tamamladım. Programı tamamladığım gün San Francisco’ya taşındım ve o zamandan beri burada yaşıyorum.

Disney ICP Türk Grubu. (Aradamızdaki tek Meksika’lıyı seçebilecekmisiniz?)

— Amerika’da hayat nasıl?

Amerika ile ilgili belki de söylenmesi gereken şeylerden ilki burası çok büyük bir ülke. Kıyaslamak için şunu söyleyebilirim. Amerika toplam 52 eyaletten oluşan bir “birleşik devletler” topluluğu. Sadece California eyalati Türkiye’den daha büyük. Ayrıca toplam nüfusu 325 milyondan fazla. Bu yüzden Amerika’nın her eyaleti oldukça farklı. Ben sadece Doğu ve Batı’daki görece oldukça zengin, gelişmiş ve eğitimli eyaletleri deneyimledim. Ancak bir çok kişi gerçek Amerika’nın iç eyaletler olduğunu söyleyecektir. Türkiye’deki gibi düşünebilirsiniz.

Genel olarak Amerika’da hayat rahat. İnsanlar oldukça pozitif ve hayata olumlu bakıyor. (Bu konuda daha sonra ciddi olumsuz eleştirilerim olacak). Bir çok şehirde trafik sorunu yok veya çok az. Özellikle İstanbul’un yanında hiç yok denebilir. New York ve bir kaç sayılı şehir dışında hemen herkesin arabası var ve toplu taşıma kullanılmıyor. (zaten yok!) Alıştıktan sonra elbette günlük hayattaki bariz farklardan biri sürekli olarak kötü haberlerle hayatınıza devam etmiyorsunuz. Özellikle trafik olmaması, insanların daha refah koşullarında yaşıyor olması insanların ruh hallerine de yansıyor. Amerika’lılar oldukça pozitif, hatta hayata toz pembe bakıyor da denebilir.

Tipik bir Amerika’lı eğlencesi: BLACK FRIDAY!

— Amerika’da gittiğin okul nasıl? Neden o okulu ve o programı seçtin?

Ben Los Angeles’ta bulunan ve dünya sıralamalarında da oldukça yüksek sıralarda olan UCLA’in General Business Certificate programına geldim. Bu program bir eğitim senesi (9 ay) süren bir sertifika programı. Kabul kriterleri ortalama bir yüksek lisans programına göre çok daha kolay ve mezun olduğunuzda 3 seneye kadar yasal çalışma izniniz oluyor.

Benim ihtiyacım iyi eğitim veren, program ücreti çok yüksek olmayan, kısa süreli ve mezun olunca çalışma izni alabileceğim bir programa gelmekti. Bu açıdan UCLA sertifika programları iyi bir tercih. Program ücreti yaklaşık toplam $10.000 — $12.000 arasında değişiyor. Ortalama bir master programının yıllık toplam ücretinin $40.000 civarında olduğunu düşünürsek oldukça makul bir rakam. (üstelik iki yıl değil bir yıl). Programa kabul edilmek için üniversite mezunu olmanız ve iyi derecede İngilizce bilmeniz gerekiyor.

Eğitimden genel olarak memnun kaldım. Zorluk derecesi orta diyebilirim. Bazı dersler kolay olurken bazı derslerin proje yükü fazla olabiliyor. Ama dönemde 3–4 ders aldığınız için sizi kesinlikle zorlamıyor, hatta baya boş vaktiniz de oluyor diyebilirim. Dersler genelde sektörde çalışan eğitmenler tarafından veriliyor. Bu açıdan başarılı ve hırslı biriyseniz programın sonunda bir staj veya iş bulmanız oldukça olası.

UCLA kampüsü en büyük olan okullardan biri. Baştan sona yürümek sanırım 1 saat sürüyordur.

— Amerika’ya gelmek istiyorsam ne kadar bütçemin olması gerek?

Bu sorunun cevabı benim de sorduğum ve aldığım cevaptan hiç tatmin olmadığım cevap: Kişiye göre değişir. Herkesin farklı harcama alışkanlıkları oluyor bu da kesinlikle ne kadar para harcayacağınız etkiliyor. Ancak Amerika kesinlikle pahalı bir ülke. Türk Lirası ile burada idare etmek gerçekten oldukça zor. Yine de bir kıyas sağlayabilmek için eğer Los Angeles’ta yaşamak istiyorsanız orta düzeyde bir harcama düzeyi ve kendi başınıza olduğunuz bir odada kaldığınızı varsayarak okul ücreti hariç ayda $1500-$2000 denebilir.

Amerika’da paranın en çok gittiği yer: BAHŞİŞ! Bir restaurant’ta en az %15–20 bahşiş vermeniz neredeyse zorunlu.

— Amerika’da en çok neyi özlüyorsun?

En çok elbette ailemi ve yakın arkadaşlarımı özlüyorum. Ama bunların dışında Türk yemeklerini gerçekten çok özlüyorum.

Cağ Kebabı :(

— Devamı…

Yazı serisinin devamı gelecek. Google’da basit bir aramayla bulunamayacak her soruya cevap vermeye çalışacağım. Yazı hoşunuza gittyse lütfen beğenin ve arkadaşlarınızla da paylaşın. :)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.