senin bildiğini bilen

hiçliğini hatırlatan varoluşlar var

her şeyden habersiz

duvar boyu gölgeler var

sahibini arayan kaldırımlarda

sonra yorgunluk var

ruhu şad olsun diye içilen çay bardaklarında

göğüne hasret balkonlar

kırık saksılarda emekleyen çiçekler var

cevapsız sorular var iyi ile kötü arasında

ağızdan alınan kuşlar var

anılarda nüfus sayımı yapan memurlar

kendine çelme takan ayaklar var yollarda

fallar var üç vakte çıkan

ölünüyor, ölünmüyor diye kör bıçaklarla yapılan

rızasıyla sunulan yağmalar var bedenlerde

ölüp dirilemeyen

Tasarruf edilen hisler var. yokluk zamanlar için

Nuh tufanı ağlamalar var omurgasız gemilerde

herkesten ikişer ikişer dökülen sularda

anayurdundan göçmüş insanlar var ana yurduna dönmeyi bekleyen

düşündükçe hiç bir vakte sığmayan zamanlarda

etçil bir tekinlik var didik didik eden hayatımı

üzerinden kalemle geçilmiş insanlar var bizim gibi

Nokta koyan kendine…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated .sE’s story.