The Ones who walk away from Omelas

HOHO!

Benim gibi fantastik edebiyatın delisi olan insanların kafasında birkaç yazar vardır takık olduğu. Bunlardan biri de Amerikalı teyzemiz Ursula le Guin.

Guin’in yazdığı bir hikayeyle başlamak istiyorum. The Ones who walk away from Omela. Omela’yı terk edenler.

Yazımı hikayeyi okuduktan sonra okumanızı tavsiye ederim.

Ursula le Guin, bu hikayesinde de Omela diye bir şehir kuruyor okuyucuların dünyasına. Omela ütopik olacak kadar güzel bir şehir, düzen var, insanlar mutlu. Ama hikayenin yarısı buraları tasvir etmekle geçiyor, ama nasıl tasvir! Betimlemelerle, Guin’in kafasında kurduğu Omela’yı siz de kendi zihninizde inşaa ediyorsunuz.

Hikayenin vuruş noktası ise bir çocuğu tanımlamakla başlıyor. Bir çocuk var. Bodrum kata kilitlenmiş. Işık yok, ses yok. İnsan yok. Çocuk sürekli ağlıyor, beni buradan kurtarın iyi olacağım, diye. Çocuğa sadece yemekler kapıdan veriliyor, çocuk dışkının üstünde uyuyor sürünüyor. Zamanla konuşmayı da unutuyor.

Çocuğun hikayedeki önemli noktası ise şu: Omela’nın düzeni ve mutluluğu çocuğun orada öyle yaşamasına bağlı.

Çoğu insan çocuğu görmeye geliyor, bunların çoğunluğunu da gençler oluşturuyor. Çocuğun haline acıyorlar ama Omela’nın refahı için çocuğun orada yaşamasına göz yumuyorlar. Bu utancın, ayıbın altında ezilenler de Omela’yı terk edip dönmüyorlar. Hikaye de adını buradan alıyor.

Omela’yı terk edenler.

Hikayeyi bitirdiğinizde ilk önce bir süre kalakalıyorsunuz. Kafanızda yarattığınız o güzel Omela, yerle bir oluyor. Ben Omela’da yaşasam ne yapardım, diye düşünüyorsunuz.

İlk tepkiniz, ulan tabii ki de çocuğu kurtarırdım, olacaktır.

ama hayır.

Tekrar hikayeye döndüğünüzde Guin’in ne kadar zeki olduğunu bir kez daha anlayacaksınız.

Aslında Omela da çocuk da birer sembol. Bizim şu yaşadığımız dünyanın ve içinde bulunduğumuz durumun ta kendisi.

Ne kadar çok şeye göz yumduğumuzun, deyim yerindeyse ülkenin, develetin ve milletin refahı için!

Pardon aklıma bir Muhsin Ünlü dizesi geldi:

“ bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
devletin bekasının da allah belasını versin
malboranın da!”

Farkında olsak da olmasak da,

hepimiz birer Omelalı’yız. Çok çok aramızda bunu kaldıramayıp, şehri terk edenler olur, ancak onlar da, bunun çocuğa hiçbir faydası olmadığını, sadece gözlerini kulaklarını kapadıklarının bal gibi de farkındadırlar.

Omela gerçek.

Çocuk da.

Ben Omela’yı bile terk edemedim sevgilim.

Noktakom.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.