ZEVK PEZEVENGİ


Okulumun ilk haftasında, hep aklımda olan yelken kulübü hakkında bilgi almak üzere çeşitli tiplerle muhattap olurken kulüp reisi ile karşılaştım ve bahçede oturup muhabbet etme fırsatımız oldu . Kısa bir muhabbetin ardından " Sen zevk pezevengi birine benziyorsun. Bizim kulüp tam sana göre " dedi. Ardından da kulüplerinde yıl boyunca çeşitli yerlere "yelkenli" teknelerle 3-5 günlük geziler düzenliyor partiler verdiklerinden bahsetti. Ayrıca kendi aralarında yelken kulübüne " zevk pezevenkliği kulübü " dediklerini de öğrendim.
Aklıma yatmamıştı bu iş çünkü ben profesyonel bir şekilde olmasa da kendimce öğrenip veteran olarak devam edebileceğim bir spor olarak görüyordum yelkenciliği. Ama o gün aklıma sonradan takılan bir durum vardı ! Ben gerçekten de " zevk pezevengi "miydim ?

"" Zevk pezevengi bir birey hayatında daima zevk yönüne doğru ilerler. Yolda karşısında çıkan seçeneklerde zevk olup olmayacağına bakar. Zevki takip eder. ""
( Kafalarda böyle bir görüntü oluşmasın lütfen )

Sadece 2 kelime, birkaç gün boyunca beynimin en ücra köşelerinde nöronlarla halay çekerken aynı zamanda kokuşmuş nöronlardaki anılardan birer zevk pezevengi tiplemesi oluşturuyorlardı.
Düşündükçe daha da yakın buluyordum bu ünvanı ve çok geçmeden de kabullenmiştim. Artık bir zevk pezevengi olduğumdan emindim.

"""Zevk pezevengi olarak uyanıyor, zevk pezevengi olarak yemek yiyor zevk pezevengi olarak uyuyordum."""

Birkaç yıl içerisinde kendimi içinde bulduğum durum pek de iç açıcı değildi hatta içler acısıydı. Bedenim ve beynim en ufak bir sorumluluğu kabul edemez hale gelmişti. Yoğun bir ders programına sahip okul hayatımda da bu durumun izlerini görmek pek ala mümkündü. Okula otobüsle direk gidebiliyordum ancak duraktan indikten sonra okulun alt kapısından girmem gerekiyordu ve okulun alt kapısı demek benim için 15 metrelik ( 30sn ) bir yokuş demekti. Ve ben bu yokuşa hayır demiştim ; otobüsle üsküdara gidiyor ve oradan okulun shuttle ına biniyordum bu şekilde yokuşu çıkmam gerekmiyordu. Akşamları ise tekrar shuttle ile üsküdara gidiyordum ancak oradan eve dönerken trafiği sevmediğim için daha da uzun sürse de trafiğin olmadığı deniz yolunu tercih ediyordum ve 1 saat kadar vapuru bekliyordum. ( beklemek yerine otobüse binsem çoktan eve gelip tüm gün kokuşmuş olan çoraplarımı çıkarıyor olurdum )

Günler böyle geçiyordu ancak "zevk"ime uymayan başka durumlarla karşı karşıya gelmeye başladım. Dersi İngilizce anlatan Türk hocalarımızın mükemmel aksanlarıyla kullandıkları kelimelerin estetik değeri ile ders konuları birleşince ortaya hiç çekilmeyecek dersler ortaya çıkıyordu. 1 sıra arkaya oturdum. Baktım hala sıkıcı 1 sıra daha arkaya geçtim. 1 sıra daha. 1 sıra daha…
Sınıfın önünde bir öğrenci kümesi, sonra ortalarda boş sıralar ve en arkada ben. Garip bir görüntüydü açıkcası ama ben zevk pezevengiydim.

Bir gün bir hoca tahtayı görmememden endişelenmiş olacak ki " oradan tahta iyi gözüküyor mu , istersen öne gel " dedi ve güldü sanırım esprili bir yaklaşımdı (!)
Ben de mammamiya işareti yaparaktan "çok net hocam , bende şahin gözleri var " dedim. Sınıf ufak bir kahkaha uğultusuna bürünürken ben çoktan 9gag de scroll yapmaya kaldığım yerden devam ediyordum. Sağolsun 3-5 arkadaş beni yalnız bırakmadılar ve gün geçtikçe arka taraftakiler olarak nüfusumuz artış gösterdi. Birlikte scroll ettik 9gag i, ben onlara bir post gösteriyordum onlar bana gösteriyordu. Birbirimize gösterdiğimiz postları daha önceden görmüş olsak da ilk kez görmüş heyecanıyla yeniden gülüyorduk birbirimize . Bir kaç haftamı aynı postlara 8 er kez aynı heyecanla gülerek geçirdim. Ama ben zevk pezevengiydim ve bu iş böyle gitmezdi. Ben de okula geç gitmeye başladım zaten dinlemiyordum dersleri. 2 hafta sonra okuldan erken çıkmaya başladım zaten dinlemiyordum dersleri. 1.5 ay sonra öğle arasında yemek yemeye uzaklara gidiyor ve bir daha okula dönmüyordum zaten dinlemiyordum dersleri. Sonra bir gün kafama dank etti ve dedim ki " zaten dinlemiyorum dersleri, e niye okula gidiyorum ki? " . Artık okula gitmiyordum. Çünkü ben bir zevk pezevengiyim..

Sınav haftaları gelip geçmeye başlamıştı. Ve ben her bir vizeye aynı boş kafayla girdim hatta sınavdan çıktığımda sınavımın nasıl geçtiğine dair hiçbir fikrim olmuyordu. Pek emin olduğum soru olmuyordu ama yine de içimde hep bir umut vardı soruların doğru olacağına dair. Finaller geldi yine aynı umutla çıktım sınavlardan. Bütünlemeler geldi yine aynı umut içimden fışkırıyordu.
Bütün derslerden kaldığımı öğrendiğimde birş ey hissedememiştim. Üzüntü, pişmanlık, sorumluluk… hayır bunların hiçbiri yoktu içimde.
 Hayatımda başıma gelen hiçbir olaya veya sonuçlara NİÇİN sorusunu sormuyordum. Niçin sormuyordum bilmiyorum ama sanırım bir zevk pezevengi böyle davranırdı.

Zaman bir zevk pezevenginin perspektifinde çok hızlı geçer. 2. Sene başlamıştı ve çok geçmeden zevk pezevengi bir öğrencinin sahip olabileceği en büyük avantajı bana sundular. Tüm derslerimi geçen sene görmüş olduğum için bu sene devamsızlık sınırım yoktu !! 
Gitmedim. Okula gitmeyip evde çalışırım dedim, zaman kaybetmeye gerek yoktu (!) . O günler bunu farkedememiş olsam da zevk pezevenkliği bütün hücrelerimi ve ruhumu ele geçirmişti. Artık bu ideolojinin kölesi olmuştum. Zihnim kendi kendini kandırmaya başlamıştı, aptal ve yanlış davranışları güzel bahanelerle süslüyor ve aslında en mantıklı fikir ve hareketlerin bunlar olduğuna inandırıyordu kendini. Kontrol bende değildi. Artık hayatımdaki sayısız aptallığa kolay erişim yeteneğim vardı .. GÜZEL SÜSLÜ AMA SİNSİ BAHANELER.
 O yıl okula sadece sınavlar için gittim. Sınavlardan geçen seneki umutlarımla çıktım birer birer. Bütünlemeden yine aynı umutla çıktım.

Şuan mı napıyorum ?

Dün okula gittim, yeni arkadaşlar falan… 3. kez 1.sınıfı okuyorum.
Ama hemen telaşlanmayın. Yazın çok düşündüm kendimi, yaptıklarımı, yaptığım onca hatayı, aptallıklarımı, tembelliklerimi. Ve bir sonuca vardım , artık ben bir ZEVK PEZEVENGİ değilim. Bu sıfatı daha fazla taşıyamadım ,zamanın sürekli ilerliyor olduğu şu hayatımı zevk pezevengi olarak ilerletemeyeceğimi gördüm. Çünkü böyleydi herkes bunu söylüyordu, herkes bi işi sıkılsan da yapman gerektiğini çünkü sonunda kuçu kuçu maması alacağını söylüyordu. Meğersem işler böyle yürüyormuş burada, bendeki de cahillik nereden bilecem dünyanın işleyişini kendi ufak penceremden. Kuçu kuçu maması için bu şekilde yaşamak gerekiyormuş . Öyle işte bıraktım ben de sildim attım tüm bu zevk pezevenkliğini hayatımdan. Artık ben de bir orospu oldum. Sistemin orospusu.

Bugün tam olarak ne mi yaptım ?
Okula gitmedim…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.