Milyon Hikaye
Bölüm 1
Zamansız şarkılar duyulur bu şehirde
İstiklal Caddesi’nde çıkar karşına mesela
Ya da eski bir barın en loş köşesinde
Köşe başını geçer geçmez ardında kalmaz hiçbir şey
Beyoğlu’nda bir sokakta tek başına sızıp kalmaktır yalnızlık
Kalabalıklar içinde nefes alamamaktır terk edilmek
Koca koca binaların içinde gecekondu sığınmasıdır en hakiki his
Zamansız şiirler de karşına çıkar bu şehirde
Binlerce sokakta milyon hikayeyi anlatır
Bir otobüse binip gittiğinde gitmiş olmazsın asla buradan
Eminönü’nde balık ekmek kokusudur bu şehir
Sarıyer’de kıyıda sıra sıra duran sandallardır
Beşiktaş-Kadıköy vapurunu beklemektir
Hiç gelmeyecek bir sevgilinin yolunu gözlemektir
Yorgun ayaklar, izlerle dolu yüzlerdir
Taksim Meydanı’ndaki yabancılıktır
Şehrin hiç bilinmeyen yerleridir yüreğin
Susuz ama toktur
Her şeyiyle sensindir bu şehir
Her şeyiyle sen…
Bölüm 2
Milyon hikaye şehridir İstanbul.
Birbirine değen ama birbirinden ayrı hikayeler.
Hüzünden tebessüme varan.
Aşktan ayrılığa kadar uzanan.
Ekmek parasından bolluğa kadar.
Siyah ve beyaz arasındaki tüm renklerdir.
Gül bahçesinde papatya gibidir.
Dolmuştaki bozuk para sesidir.
Kalabalık içindeki yalnızlıktır.
Yağmurda şemsiyesiz kalmaktır.
İki kadeh rakının etrafında toplanmaktır.
Deniz kenarında derin bir nefestir.
Araba camlarını silen çocuklardır.
Yüzlerce camiden duyulan ezan sesidir.
Barlar sokağında çalınan müziklerdir.
Eve varmaktır.
Eve varamamaktır.
Evsiz kalmaktır.
Ve daha bir sürü şeydir…
Bir sürü şey…
