Mevlana ve faça şahinler

Yırtıcı bir şahin, en doğal ve spontane haliyle avını gözetlerken. (Daha fazlası için YabanTV)

Ben bu şehre alışamadım aq. 4 sene boyunca okudum, yaklaşık 1,5 senedir de çalışıyorum. Ne insanlarına alışabildim, ne trafiğine, ne toplu taşımasına, ne yerleşimine ne de kültürüne alışabildim. Tam bir “Englishman in New York” durumu. (Güzel şarkı, dinleyin de az kültürlenin mantarlar.) Sabah kalktığım zaman kendime sorduğum ilk soru şu:

“BEN BU AMINA KODUĞUMUN SOKUK ŞEHRİNDE NE BOK YİYORUM LAN?”

Ne bok yiyorum gerçekten bilmiyorum. Burada beni cezbeden hiç bir şey yok. İnsanları tahammülsüz ve değişik kara kuru, bağıra çağıra genizden konuşan acayip tipler.

2011 yılının sıcak bir Eylül günüydü hatırlıyorum. YİĞİDİN HARMAN, LEYDİNİN AZMAN olduğu yerde, memleketim HOPA’da yine bahçede çalışmanın getirdiği tatlı yorgunluk hissiyle verandadaki sedire çökmüş Ursula K. Le Guin’in ölümsüz eseri Aşk-ı Memnu’yu okumaktaydım. Tam yeni sayfayı çevirmiştim ki, kuzenim olacak fırlama üzerime tornavida fırlattı. Oyuncak tornavida ama endişelenecek bi durum yok. :D Aynı anda canım anam, çilekeş anam, facebook durumlarımı herkesten önce beğenen anam yanıma geldi. Bağdaş kurup sedire oturdu.

“Oğul, üniversite yerleştirme sonuçları açıklanmış bi bak hele istersen.”

Tabi o zamanlar genciz, kanımız kaynıyor ve hormonların bünyeye etkisi had safhada. Tercihlerimi de tam olarak beynim ile değil küçük binbaşı ile yapmıştım. Sonuçların açıklandığını duyunca binbaşı yine yerinde hareketlenmişti. Onu biraz baskılayıp bilgisayarın başına oturdum. Baskılamazsam ortalık batıyor, sonra anam bana kızıyor.

Her neyse. Benim tercihler hep İzmir, Antalya, Eskişehir ya da ne bileyim en kötü Bursa falan. Arada bir (1) tane Konya var. Bir (1) tane. BİR.

ÖSYM’nin sitesine giriş yaptım, yerleştirme sonuçlarını açtım ve Konya…

O anda ben. (Temsili)

Yani hiç aklımın ucunda olmayan bi şehre geldim, hala buradayım.

Neyse, olay o değil zaten olay şu. Ben burada sürekli kendi ekseni etrafında dönen arabalar görüyorum arkadaşlar. Burada bir şeyler sürekli dönme halinde. Her yerde dönel kavşaklar var, dönen arabalar, dönen restoran bile var aq. Ben yetişemiyorum buraya yahu. Neden her şey dönüyor şu lanet şehirde? Mevlana bu kadar dönmüş müdür, sadece soruyorum. Başım dönüyor arkadaşlar başım. Kaldıramıyorum.

Şu şahinciler çok değişik insanlar yahu. Altındaki tel maşadan hallice 96 model Tofaş ile tüm yolları kendisinin bellemiştir pezevenk. Yol istersin vermez, sollarsın artistlik yapar, bin bir türlü ibnelik bunlarda aq. Azıcık biti kanlandı mı hemen altına çakal kasa E30 çekiverir. Ne zevk alıyorsa o altındaki sik kırığı arabayı da ölene kadar bağırtmayı çok sever göt. Vallahi gözüme kestirdiğim bir tanesini yolun ortasında evire çevire döveceğim, ama heriflerin arkası kalabalık o yüzden tırsıyorum biraz.

Üstad yine kızgın, üstad yine yorgun, üstad bu yüzden yine saçmalıyor.

Beni benimle bırakın, yakşamlar.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.