3 Yıl Neredeydin?

Biraz önce gördüm. Bilmezsiniz siz daha kelimelerim acelecidir benim. Cümlelerim abuk sabuk savrulabilir. Henüz bilmiyorsunuz. Tabi okudukça öğrenebilirsiniz. Eskiden -eski dediğim bundan 3 sene önce falan- her şeyi her anı yazmak, birilerine anlatmak ,için kendime yoktan zamanlar var ederdim. Kelimelerin nasıl yazılması gerektiği konusunda dahice fikirlerim vardı. Otururdum yazardım, koşarken düşünürdüm, banyo yaparken derdimi köpüklere anlatmışlığım olurdu. O zaman çilek kokulu duş jellerim, parlak kremlerim vardı. Dışarı çıktığımda vücuduma simler dökülmüş gibi olurdu. Hoşuma giderdi. Tıpkı şimdi olduğu gibi her ayrıntı hoşuma giderdi. böyle severdim yazmayı işte. Şimdi bana ne oldu bilmiyorum anlatamıyorum da ama anlatmaya başlamak için içimdeki o kıvılcımı elbette ki görüyorum. Sizden daha çok hemde. Geçen gün Oscar’la sohbet etmeyi denedim. Bir korku romanını sansürsüz yazmıştı onu istedim daha vermedi. Neyse ilk yazım. Zamanlar ilerledikçe koşarak giden şu platformlara teknolojilere inanamazlıkların getirdiği bir şaşkınlık hali söz konusu bende. Yazıyorum. Ama paragraf ayırmıyorum. Arama motorlarına şu kelime nasıl yazılırdı diye bakmıyorum. Tamamen 24 yılın şaşkınlığıyla yazıyorum. Bundan sonra hep yazacağım zaten. Unutmayın! İlk takipleşmelerimiz yaptık. İlk şaşkınlığımızı yaşadık. Ben bir platforma daha yazıyorum. İçimde tutmuyorum.O tuttuğum zamanları kınayarak, kaybettiklerime meydan okuyarak sizden daha fazlasını almak nasıl mümkün olursa yazıp kazançlarımı sevmek için geldim. Buradayım ve yazıyorum. Kısa bir süre sonra görüşmek üzere.