Çocuk aklımla “NO, NO, NO ” diyorum !

Değişim, neye “Hayır” dediğinizden çok, neye “Evet” dediğiniz ile başlar… Bir film izleyin ve hayatınız değişsin…

80’li yılların ikinci yarısıydı. Gündemden aklımda kalan önemli dünya liderleri vardı ki Reagan, Thatcher ve Gorbaçov popüler olanlarıydı. Ablam Gorbaçov’u, ben ise sırf bayan olduğu için Thatcher’ı tutardım. Thatcher’ın ne yaptığını bilmezdim ancak duruşunu severdim. Demir Leydi dendiğinde bu bana da gurur verirdi.

Bir de gündem aralarına sıkıştırılan, soap opera izler gibi akıbetlerini takip ettiğimiz liderler vardı. Romanya lideri Nikolay Çavuşesku ve eşinin adım adım idamına giden kaderi, korku filmi izler gibi izlemiştik. O zamanlar neden öldürüldüklerine dair, aklımdaki tek gerekçe, eşi Elena’nın 500 çift ayakkabısı olması idi. Bugün sistemin bize makul gösterdiği bu sayı o zamanlarda, yılı maksimum 2 çift ayakkabıyla geçiren bizlerin dudaklarını uçuklatmıştı…

Bunlar akıbetlerini bildiğim liderlerdi, bir de isimlerini ara sıra duyduklarım ancak sonlarının nasıl olduğunu bilmediklerim vardı.

Yaklaşık bir yıl önce kulağıma aşina olan ama yıllar içinde unuttuğum bir lider ile tekrar karşılaştım. Şili lideri Augusto Pinochet.

Augusto Pinochet, bu sefer bir filmin kahramanıydı ama yan roldeydi. Bir dönemi anlatan bu filmin baş rolü, onu diktatörlük koltuğundan indiren bir reklamcıya aitti. Bu devrim hikayesinde ortada kan yoktu, intikam yoktu, sadece vizyon, zeka ve inanç vardı.

Filmin adı “NO”.

Film, bir referandum ile ülke yönetimini 15 yıldır elinde bulunduran diktatör Pinochet’in yönetimden el çektirilişinin gerçek hikayesini anlatıyor.

Öyle bir dönem ki; ekonomiyi geliştirirken, zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren, insan hakları ihlalleri ile adaleti yerle bir eden ve koltuğu devretmeye asla razı olmayan bir diktatörlük yönetimi.

Pinochet otoritesini bir 8 yıl daha sürdürme hayalleri kurarken, uluslararası güçlerin etkisi ile arzu ettiği ek yönetim hakkı için referanduma gitmek zorunda kalıyor.

Ve böylece muhalefete ilk defa şans doğuyor. Film de esasında tam burada başlıyor.

NO (Movie)
İşlediği konu bazı çevrelerden kapitalist sistemin reklamı olarak görülüp eleştirilse de, algı yönetimi konusunda verdiği ders ile, üstelik bana göre iyinin kazanmasına hizmet eden gerçek hikayesi ile beni son derece etkileyen bir film olduğunu söyleyebilirim.
Film; faşist sistemin yarattığı mutsuzluğu, kötülüğü anlatmaktansa, mutlu olmanın ne demek olduğunu resmederek, imkansız bir seçimi kazanmayı başaran bir reklamcının hikayesini anlatıyor.

Film esasında hayatta olmazların asla olmadığının, her zaman alıştığımız veya farkında olmadan içine kısıldığımız kutularımızdan bizi çıkaracak her zaman başka bir yol, bakış açısı, vizyon, matematik, her ne derseniz işte onun var olduğunu gösteriyor.


NO (Movie)

İnsanlara neyin kötü gittiğinden ziyade, farklı ve daha iyinin ne ve nasıl olabileceğini gösterdiğimizde, daha kolay seçim yapılabildiğini çok güzel anlatıyor.

İnsanlardan, farklı bir seçim yapmasını istiyorsak, özellikle de kitlelerden, mevcudu kötülemek yerine, henüz olmayanın güzelliğinden ve olabilme ihtimalinden bahsetmenin, bunu resmetmenin önemini hatırlatıyor.

Bakışımızı değiştirmek istediklerimize odaklanarak değil, olmasını umut ettiğimiz mükemmel sahnemize çevirdiğimizde, dönüşümü gerçekleştirebileceğimizi bize ispat ediyor.

Değişimin daha iyiyi düşleyerek ve göstererek olabileceğinin altını çiziyor.

Bu filmi izlerken işte bu demiştim, çok zor gözüken ancak çok basit olan çözüm bu…Bir yıl önce izlediğim film, nedense (?) bugün de aklıma düştü.

NO (movie)

HAYIR dediğim karanlık bir yarın yerine, EVET diyeceğim daha aydınlık bir bir geleceğin resmi önümüze konsa ve çocuk akıllarımızla, kalplerimizle buna inansak...

NO (Movie)

Bana öyle geliyor ki, şimdi tam zamanını yaşıyoruz. Daha temiz, şeffaf, adil bir toplumun ne demek olduğunu düşlemenin ve bunu çevremize yaymanın, çocuk masumiyetimiz ile hayal etmenin, çocuk akıllarımızı ikna etmenin tam zamanını yaşıyoruz.

Sevgiyle kalın,

Bu yazıyı sevdiyseniz, aşağıdaki yeşil kalbi ❤ tıklar ve paylaşırsanız sevinirim:)