Tüketim Olgusu- Kapitalizm

Tarımsal üretimin sonuna gelinmesi ve merkantilist anlayışın güç kazanmasıyla ortaya çıkan burjuvazi sınıfı ile birlikte yaşanan teknolojik gelişmeler, 2. Dalga denilen Sanayi İnkılabının ortaya çıkışına temel oluşturmuş idi. Bu teknolojik gelişmeler, üretim biçimini değiştirmiş ve sermaye mallarına hakim olan anamalcı ve bunlara sahip olmayan proleterya sınıfı arasında bağımlı bir çalışma ilişkisine neden olmuş idi. Kitlesel üretimin gerçekleştirildiği bu yeni düzende, toplumlar üzerinde tüketim olgusu bir alışkanlığa dönüştürülmek isteniyordu.


1970'ler ile birlikte bu olgunun daha hızlı ve ulusal sınırlar dışına çıkılarak gerçekleştirme isteği, elbetteki küreselleşme ile mümkündü. Çeşitlenen ürünler, tüketicinin işlevsel niteliğini sürdüren mallarını, yeni bir modelle değiştirme ihtiyacını engellemiyor, aksine yeni olanı alması için çeşitli yöntemlerle onu teşvik ediyordu. Subliminal reklamlar, bilinç altına yerleşen ve tüketicinin psikolojisiyle oynayan en önemli silahtı. Hayatımızda önemli değişikliklere sebep olmayacak ya da ciddi derecede kolaylık sağlamayacak yeniliklerle, bir malı satın alma ve gerçekten X özelliğine sahip bir malı almalıyım düşüncesi yaratılmaya çalışılıyor, tüketim bir alışkanlık haline getiriliyordu. Örneğin, dil temizleme özelliğine de sahip bir diş fırçası… Bundan 3 ya da 4 yıl önce böyle bir ürün piyasada yokken; şimdilerde akın akın satılmaya başlandı bu özellikteki diş fırçaları. Bundan 4 yıl önce nasıl fırçalıyorduk sahi dişlerimizi (bıyık altından gülüyorum).


Evet, tarihsel süreç içerisinde geldiğimiz bu noktada, kapitalist ekonomik sistemin en sevdiği aşama olan küreselleşme evresindeyiz. Adeta birbirleri için yaratılmış ruh ikizi gibiler.. Tüketim ihtiyacının maksimum seviyeye ulaştığı ve üretim olgusunun ise yalnızca gelişmiş ülkelerle sınırlı kaldığı- ki raw material ihtiyacının gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden karşılandığı, üretimin montaj kısmının bu ülkelerde yapıldığı bir üretim olgusundan söz ediyorum- bir düzen içerisinde, sisteme kah ayak uydurarak, kah ta sorgulayarak devam ediyoruz yaşamımıza… Bu ikilinin çıkar birliği ne kadar daha devam eder bilinmez. Kapitalizm ve küreselleşme, toplumların sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel tüm unsurlarını belirleyen en önemli değişken. Peki soru, bu değişken kendisini tehdit eden bir başka değişken ile yok olabilir mi? Altarnetif yeni trend topics söz konusu mu?

Kaynak: The Social Organization Of Work - Randy Hadson, Teresa Sullivan

Teşekkürler.