Sosyal Medya Kullanımının Negatif Psikolojik Etkileri

Bir hafta boyunca Facebook’a girmemişsiniz ve arkadaşlarınızın bu sürede neler yaptığını çok merak ediyorsunuzdur. Bir yandan hesabınıza girer girmez birikmiş mesajlarınızı okumaya ayırmanız gerekecek zamanı zihninizde tasarlarken, öte yandan birkaç yeni arkadaş ekleme isteğinin gelmiş olabileceğine dair umut taşıyorsunuzdur. Son gün paylaştığınız birkaç içerik için onlarca beğeni, belki birkaç sayfa ve Candy Crash Saga veya Texas Holdem Poker davetiyesi ayrıca beklentilerinizin arasındadır. Beni hatırla seçeneğinden hiç haz etmiyorsunuzdur; o yüzden mail adresinizi ve upuzun, bol rakamlı, büyük harf-küçük harfli, birkaç sembollü can sıkıcı şifrenizi giriyorsunuzdur. Nihayet, Facebook diyarına giriş yapmışsınızıdır fakat o da nesi? İki beğeni, sıfır mesaj, sıfır arkadaşlık isteği… Sonuç: Derin bir hayal kırıklığı, önemsenmeme hissi, kızgınlık, kırgınlık… Biraz sessizlik ve ardından bu düşüncenizden pişman olmuşsunuzdur. Belki de sadece durgun bir haftaydı diye düşünmüşsünüzdür. Arkadaşların da tıpkı senin gibi Facebook’a girmemiş olabilirdi.

Sosyal medyanın depresyon, tatminsizlik, stres, bağımlılık, takıntı, paranoya ve benzeri psikolojik bozukluklara neden olduğuna dair haberler devamlı karşımıza çıkar oldu. Facebook depresyonu, Whatsapp paranoyası terimleri yakın zamanda literatüre bile girebilir. Bu yazıda son birkaç yıl içinde sosyal medya platformlarıyla ilgili yapılmış araştırma sonuçlarına göre karşımıza çıkan sosyal medya kaynaklı anomalilere biraz açıklık getirerek değineceğiz. Anomali yani normalin sınırlarında olan davranış, davranış bozukluklarında çok ileri boyutlara gidebilecek yolun ilk durağı.. Sosyal medyanın doğrudan bu anomalilere yol açtığını söylemek hakkaniyetli olmaz. Buna rağmen altını çizmenin tam zamanı: “Ruh sağlığımız tehdit altında olabilir”

Kıskançlık ve Negatiflik

Birkaç gün önce The Economist dergisinde Facebook’la ilgili içinde şöyle bir ifade geçen yazı yayınlandı: “Öyle görünüyor ki sosyal network kullanmak insanları daha sefil yapıyor.” Yazı şöyle devam ediyor: “Geçmiş araştırmalar şunu gösteriyor ki Facebook kıskançlık, sosyal gerilim, asosyallik ve depresyonla doğrudan ilintili. ….muhtemelen sosyal medyayı daha fazla kullananlar daha çok negatif duygu hissetmeye eğilimli. …584 genç katılımcıyla yapılan deneyden sonra edinilen bulguya göre Facebook’un kullanıcılarında yarattığı en yaygın duygu kıskançlık. “

Kıskançlık korku, kızgınlık ve endişenin bütünleştiği bir duygusal reaksiyondur. Michigan State Üniversitesi araştırmacısı Dr. Ethan Kross’un Facebook deneyine göre Facebook’un yarattığı kıskançlık hissi normal olarak kabul edilebilecek eşiğin üzerinde. Araştırmalar gösteriyor ki kadınlar ve erkekler farklı gerekçelerle kıskançlık duymakta ve Facebook hem kadınların hem de erkeklerin kıskançlık duyabileceği içeriği ihtiva etmektedir.

Humboldt Üniversitesi Bilgi Sistemleri Enstitüsü’nden Hanna Krasnova, kıskançlığın boyutlarını şu sözlerle gözler önüne sergiliyor:

“O kadar çok kişinin kıskançlık temelli negatif Facebook deneyime sahip olduklarını gördüğümüzde çok şaşırmıştık. Kendilerini yalnız, kızgın ve öfkeli hissediyorlardı. Onlarla konuştuğumuzda bir süre sonra Facebook’u bırakacaklarını ya da kullanmayı azaltacaklarını söylüyorlardı.”

İnsanların kendilerini diğerleriyle kıyaslaması ve yeterince etkileşim almadığını düşünmesi kızgınlıkların temelinden yatan en büyük sebep.

Endişe, Stres ve FOMO

Edinburgh Napier Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre Facebook’ta daha çok arkadaş daha çok strese sebep oluyor. İki yüz öğrenciyle yapılmış online ankete göre katılımcıların:

• %12'si Facebook’un kendisini endişelendirdiğini,

• %63'ü arkadaşlık teklifinine cevap vermeyi ertelediğini,

• %32'si arkadaşlık tekfini reddettiğinde kendisini suçlu ve rahatsız hissettiğini,

• %10'u arkadaşlık teklifi almaktan hoşlanmadığını ifade ediyor.

Öğrencilerin büyük çoğunluğu Facebook’un en iyi yanının arkadaşlarıyla irtibatı koparmamak olduğunu söylüyor. Bu araştırma gösteriyor ki öğrenciler FOMO’dan müzdarip. FOMO(fear of missing out) sosyal platformda olmadığı zaman çok önemli haberler/bilgiler kaçırdığına, olayların dışında kaldığına dair endişe duymaktır. Günümüzde yalnızca Facebook değil diğer birçok platform kullanıcıları benzer endişeyi sıklıkla yaşıyor. FOMO hem bir sosyal platform bağımlılığı hem de takıntısı…

Depresyon

Amerikan Pediatri Akademisi’nin(AAP) raporu, sosyal medyada uzun süre vakit geçiren gençlerin ve çocukların bir süre sonra depresif semptomlar gösterdiği bilgisini veriyor. Bu depresyon türü literatürde araştırmacılar tarafından “Facebook depresyonu” olarak adlandırılmaya başlandı.

Asosyallik

Aslında sorulması gereken en temel soru şu: Asosyal insanlar mı sosyal platformları sık kullanır yoksa sosyal medyayı çok sık kullandıkları için mi asosyaldirler? Bu sorunun cevabı her ikisi olabilir. Yeni medyanın, dijitalleşmenin tabii sonucu da olabilir. Sosyal medya sosyal izolasyonun sebebi değil semptomu. Asıl sorun yenileşmenin kendisinde. Sosyal platformlar şüphesiz bizi gittikçe yalnızlaştırıyor. Daha çok teknolojiyle yalnız olmanın yeni şekliyle karşı karşıyayız. Bağlantıda ama yalnız. Fakat bu durum sanılanın aksine normalleşiyor.

Narsizm

Prof. Dr. Bengi Semerci’nin çalışmasına göre sosyal medyada geçirilen süre narsizimle alakalandırılabilir. Narsistiklerin ve düşük benlik saygısı olanların sosyal medyada geçirdikleri zaman bu belirtileri göstermeyenlere göre daha fazla.

Sosyal Medyayla Doğrudan İlgili Psikolojik Bozukluklar

• Sosyal Medya Anksiyete Bozukluğu(Social Media Anxiety Disorder — SMAD): Sosyal medyada hak ettiğinden daha düşük biçimde değerlendirilme korkusu.

• Sosyal Networkte Dışlanma Anksiyete Bozukluğu(Social Network Exclusion Anxiety): Bir sohbeti kaçırma, davet edilmeme ya da sosyal medyada süregelen etkinliklere katılamama korkusunun yol açtığı bozukluk.

• Gönderi Sonrası Travmatik Stres Bozukluğu(Post-posting Traumatic Stress Disorder): Bir blog yazısı, güncelleme ya da tweet sonrası yaşanılan stres.

• Obsesif Kompulsif Sayfa Yenileme Bozukluğu(Obsessive Compulsive Refresh Disorder): Yeni içerik göremek için mütemadiyen F5'e basma takıntısı.

• Twitter Öfkesi(Twitter Rage): Twitter deneyimi kaynaklı öfke. Bu öfke yeterince (ya da hiç) RT’lenmemiş bir tweet için duyulabilir.

Gençler ve Yaşlılarda Farklı Anksiyete(Kaygı) Bozuklukları

Boston Üniversitesi Sosyal Anksiyete Bozukluğu Programı yöneticisi Stefan Hoffman’a göre yaşlılarda stresin ana sebebi Facebook ve Twitter gibi platformlarda iletileri okuma ve cevaplamaktan kaynaklanmaktadır. Gençlerin stres kaynağı ise arkaş çevresi kaynaklı sosyal baskı. Hoffman kaygı bozukluklarının henüz klinik boyuta ulaşmadığını ancak ulaşması durumunda buna hiç şaşırmayacağını söylüyor.