Tedirginim.

Neden böyleyim peki. Gecenin bu saatinde saçma sapan bir yazı yazma girişimi de olabilir ama gerçekten yattığımda tedirgin oluyorum. İnsan yattığında ne bileyim bir şeyler hayal eder falan, ben şu an ‘yarın nerede bomba patlayacak’ düşüncesiyle tedirginim.

Malum, 14 Mart Pazartesi günü Ankara’nın göbeğinde Kızılay’da bombalı saldırı oldu ve maalesef 37 Can hayatını kaybetti. Sonra sosyal medyada bayraklar asıldı, yılmayacağız mesajları verildi, teröre lanet edildi. Bu ‘mehfum olayların’ kardeşliğimize zarar veremeyeceği falan söylendi. Olaydan 3 gün sonra her şey unutuldu ve sosyal medya iletilerinde yine komiklikler, şakalar falan…

Bu defa 19 Mart Cumartesi günü, İstanbul’un kalbinde bir bomba daha patladı ve en az 5 CAN daha hayatını kaybetti. Sağolsun sağlık bakanımız hemen çıkıp açıklama yaptı da bi nebze rahatladık (!). ‘Sosyal medyaya erişebilenler’ yine bayraklarını astı, devletin bekâsı, bu milleti bölemeyeceksiniz, tek millet tek yürek nidalarıyla vatanı yine kurtardık. Kurtardık diyorum, keza bende galeyana gelip yapıyorum.

Bu defa giden canların sayısının azlığından mıdır, alıştığımızdan mıdır bilinmez; acımız sadece 1 gün sürdü. Keza, ertesi gün derbi vardı. Pazar akşamı sosyal medya akışımızda görebildiğimiz tek şey, malum derbinin ertelenmesi üzerine bir sürü ıvır zıvırdı. Çok azınlık bir kitle dışında kimse daha bir gün önce kaybettiğimiz 5 can hakkında konuşmuyordu.

Bu kadar insanın bu kadar umursamaz olmasını görüp, bu insanlar aklını mı kaçırdı diye düşünürken; hali hazırda görevine devam eden hükümet sözcümüzün bir gün önce yaptığı, “Ne yaparlarsa yapsınlar, yol yapmaya köprü yapmaya devam edeceğiz.” açıklamasını gördüm.

Toplum olarak delirdiğimize kanaat getirdim. Yada belki bi ihtimal imam osurursa cemaat sıçar gibi bir durumda söz konusu olabilir. Sağolsun hükümet sözcümüz böyle dediğine göre, o zaman normal hayatlarımıza dönmemiz gerekiyordu. Ne de olsa yol ve köprü yapılacaktı. Giden 5 canın ateşi de bizim ocağımıza düşmediğinden, nasıl ferahladık anlatamam(!).

Sonra başka başka yorumları görünce aklım iyice gitti!

Biraz zor olacak ama bi düşünün, bir terör saldırısı oluyor ve bunu duyar duymaz ağzımızdan çıkan yada yazıya döktüğümüz ilk cümleler, “Allah belalarını versin” yada ne bileyim, “Allahım sen bunu yapanları cezasız bırakma”, hatta “Boyları devrilsin” yazanını gördüm.

Düşünsenize ya, bir terör saldırısı oluyor ve hiç kimsenin ilk düşündüğü şey “Lan bu ülkenin istihbaratı, emniyeti, yada bu işlerle ilgilenen her kimse ne yapıyor” olmuyor. Allah cezalarını versin oluyor. Yahu din ve devlet işleri nasıl bu kadar saçma şekilde bir konuda birleşir buyrun burada. Dua okuyarak terörist öldüren görmedim ben henüz. Ya da ne bileyim, boyun devrilsin deyince boyu devrilen. Öyle olsa tüm diğer dinlere mensup milletler şu an bu kadar gelişmiş durumda olmazlardı sanırım.

Ama yoook…

Allah’tan umut kesilmez sonuçta. Baktık ki, bunu önleyecek kişiler ve kurumlar bir şey yapmıyor; en üst kuruma müracaat ediyoruz hemen. Neden işinizi düzgün yapmıyorsunuz demiyoruz, sizi atlıyoruz ve yukarıya müracaat ediyoruz. Yukarıya 14 Mart’ta müracaat ettik toplum olarak ama aynı vahim olay 19 Mart’ta tekrar meydana geldi. Bu sefer ne yapacağız o zaman? Galiba bedduayı tam kıvamında edemedik diye, kendimize mi beddua etmeliyiz?

Lütfen hala mümkünken aklınızı başınıza alın da, işleri yukarıya taşımadan şu işleri halletmeyi bir öğrenelim. Bak çok basit bu. Özel sektörde X departmanında çalışıyorsun, Y departmanıyla işin var ama o departmandaki arkadaş işini yapmıyor. Bunu gidip, Y departmanının yöneticisine mi şikayet edersin, yoksa “Allah ıslah etsin” deyip işine mi dönersin? Yani bence en azından, “çalışmıyorsa siktirsin gitsin” falan dersin.

Ama artık nasıl kafalara geldiysek, hiç hesap sorma yok maalesef. Giden canlar var ama hala facebookta ‘yağmur giden canlar için yağıyor’; ‘Derbide iptal oldu, Aziz yine yaptı yağacağını’, ‘Bizim 4 yıldızımız var, logomuz da bu bak’, ‘off derbi sonrası capslerim bile hazırdı’ mesajları var. Hiç birinizin ocağına o ateş düşmeden anlayamayacak olmanız ne kötü. Hala yukarıdan mucizeler bekleyerek, sorgusuz sualsiz ‘ohh şuraya da bi körpü bi çift şeritli yol gelecek’ kafasına girmeniz ne kötü!

Temennim, O logolardaki yıldızlar, o derbi, o capsleriniz bi tarafınıza girsin. Hangisi ölen 1 can ediyor? Bana bunu bi anlatın ya hangisi giden gencecik canları geri almaya yetiyor? Derbide 3 gol atsanız geri gelecek mi Ozan Can?

Yoksa siz de gidenler geri gelmiyor diye hayatlarına hiç bir şey olmamış gibi devam edebilenlerden misiniz?

Bir dönüp bakın, Irak’a, Suriye’ye, Filistin’e. Nasıl başlamış orada bu çatışmalar bir değerlendirin. Şehrin göbeğinde canlı bombalar patlarken nasıl da umursamamışlar, şimdi Ege Denizi’nde ölen Suriyeliler. Bize dokunmayan diye nasıl sessiz kalmış Irak’lılar.

9/11'i yapanlar müslümandı; Charlie Hebdo’yu öldürenler müslümandı, İŞİD ya da DAİŞ her neyse müslüman, Rabia Katliamını yapan müslümanlardı. Şimdi bir sorun kendinize din her şeye çözüm müdür? Oğlunuz dini bütün bir müslüman öğretmeni tarafından tacize uğrasa, ‘neyse ki müslüman’ deyip rahatlar mısınız mesela? Yada “Allah cezalarını versin” dediğinizde içiniz rahatlıyor mu gerçekten? Sorumluluklarını yerine getirmeyen insanları baştacı ettiğiniz için hiç içiniz sızlamıyor mu?

Sızlamıyorsa sorun yok, bu yazı sizin için vakit kaybından öteye gidememiş demektir.

Ama içiniz sızlıyorsa…,

O zaman uykusuz geçireceğiniz çok gece var demektir, benim gibi ve benim gibi düşünen bir çok insan gibi.

Like what you read? Give Silence a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.