İz Bırakanlar

İnsan kalbi değişkenliğiyle meşhurdur, hep aynı duyguda sabit kalmaz.”

Yaşadığımız hayatın bir akarsu gibi olduğunu düşünüyorum. Kaynağından fışkırmış çeşitli yerlerden geçip belirli bir noktaya varacak bir akarsu. Bazı akarsuların yatağı çok sakin ve düz; bazılarının ki ise engebeli ve kıvrımlı. Bazı akarsular temiz ve berrak, bazıları çamurlu ve bulanık. Bazıları ılık ve tatlı, bazıları soğuk ve acı… Her nasıl olursa olsun akıp gidiyor işte. Ve giderken geçtiği yerler aslında dokunduğu, İz bıraktığı hayatlardır.

Bir şekilde onların bize, bizim onlara etkimiz oluyor. Sularımız birbirine karışıyor, bazen beraber akıyoruz ya da karışmak hoşumuza gitmiyor akacağımız yatakları değiştiriyoruz. Ama her ne olursa olsun asla bir önceki kimyamızla aynı kalmıyoruz, kalamıyoruz. Herakleitos’un “aynı suda iki kez yıkanılmaz.” sözü tam da bunu çekirdekleştiren bir söz. Aynı suyu, aynı zamanda, aynı mekanda, aynı kimyayla ikinci kez bulamayız, çünkü sürekli bir akış ve değişim halindeyiz.

İnsan akarsudur, sudur. Yerinde durmaz yaşar. Akar, akarken karşılaştığı kimi akarsulardan hızlıca geçer, kimisinde durur sakinleşir; etkileşir. Suyu acıyken karşılaştığı tatlı bir akarsu yumuşatır onu ya da sakince aktığı yatağını terk edip gürül gürül coşup akacağı bir akarsuyla birleşir. Her nasıl olursa olsun akıp gidiyoruz ve bir etki, bir yaşanmışlık bırakıyoruz. Yolun sonuna kadar.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.