Uzaktan Çalışma Maceram: İlk 1 Ay

Cafe Menssana at Barcelona

Üniversite için gittiğim ve koca 7 senemi geçirdiğim Ankara’dan doğduğum şehir olan İstanbul’a geri döneli yaklaşık 1 ay oldu. Dönmemde birçok etken söz konusu ancak yazı bununla ilgili değil. Bu yazımın konusu OpsGenie’de nasıl uzaktan çalışmaya başladığım ve şu ana kadarki tecrübelerim ile ilgili.

Uzaktan çalışma git gide popüler olan bir konu. Türkiye’de de birçok başarılı yazılımcı uzaktan çalışma ile ilgili yazıyor (https://uzaktancalismak.com/). Ben de bu akıma uymuş, belki de farklı bir alana kayması ve uzaktan çalışmaya başlama şekli itibari ile değişik bir örnek olarak tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.

Geçmişe kısa bir dönüş

OpsGenie’de ilk 1.5 senemde yazılım mühendisi olarak çalıştım. Ben işe girdiğim zaman Amerika ofisleri dahil yaklaşık 20 kişiydik ve ortada toplanıp hep beraber scrum bile yapabiliyorduk. Şimdi ise 120 kişiyi geçtik!

Platform ekibi yani OpsGenie’nin core’unda başladığım macerama Integration ekibinde Slack, HipChat gibi entegrasyonları yazdıktan sonra, DevOps ekibinde cross region replication projesinde çalışarak devam ettim. Kısaca nerdeyse tüm geliştirme ekiplerinde çalışmış, her köşeyi bir şekilde görmüş oldum. Atlassian etkinliklerine katılıp sunumlar yaptım, Barcelona’da AWS User Group’ta Serverless ile ilgili konuştum. Yazdığım birkaç blog yazısından sonra da engineering blogunu kurmam ile beraber marketing tarafına bir nevi yaklaşmış oldum.

Hem İstanbul’a dönmek hem de OpsGenie ile devam etmek istediğim için CTO ve CEO’muz ile 2017 yaz başında görüştüm ve bu isteğimden bahsettim. Playground adını verdiğimiz biraz daha marketing odaklı ve OpsGenie’nin yan projelerine destek veren yeni bir ekipte 2 ay kadar çalıştım. Hem kendi isteğim hem de şirketin ihtiyaçları doğrultusunda “Technical Evangelist” pozisyonunda Marketing ekibine bağlı olarak DevOps, OpsGenie, Incident Management ve Serverless gibi hakim olduğum konularda yazıp, konuşup, OpsGenie ile ilgili kod örnekleri yazacağım bir pozisyona geçtim. İşin kapsamı ve ne demek olduğu ise ayrı bir yazı konusu.

Kısaca uzaktan çalışma hikayem böyle başladı. OpsGenie ile olan geçmişim ve birçok başka etken şirketteki ilk uzaktan çalışan kişi olmamı sağladı.

Uzaktan Çalışmaya Başlayabilmemi Kolaylaştıran Etkenler

Ofisi Türkiye’de olan, hiç uzaktan çalışan elemanı olmayan bir firmada uzaktan çalışmaya başlayabilmemi kolaylaştıran birçok etken vardı. Bunları ise şöyle sıralayabilirim:

  • Şirketin Türkiye’de (Ankara) ofisi olması (Sigorta, resmi işler, istediğim zaman rahatça gidebilme gibi avantajları var)
  • Şirketi ve iş yapış şeklini bilmem
  • Domaini bilmem
  • Teknik anlamda kendi işimi görebilmem
  • Şirkette nerdeyse herkesi tanımam ve muhabbetimin olması
  • Amerika ofislerimiz ile beraber çalışmam (onlarla zaten uzaktan çalışıyorduk)
  • Tüm iletişimin Slack gibi bir uygulama üzerinden sürdürülmesi ve bilginin kalıcı olması için yönetim tarafından da bu platformun kullanılmasının önemsenmesi
  • Bir nevi OpsGenie’nin İstanbul ayağı olabilme şansım
  • İstanbul’un büyük bir şehir olması sebebi ile Meetup gibi etkinliklerin çok olması sayesinde sosyalleşme ve yeni şeyler öğrenme imkanlarının çok olması
  • İşimin bir kısmı yurt dışında konuşma yapmak olduğu için İstanbul’dan ulaşımın kolay olması

Yaşadığım Zorluklar

İlk bir ay içerisinde yaşadığım zorluklara bakarsam, en büyük zorluk benim için çalışma ortamımı hazırlamak oldu. Evde oda değişikliği, masa ve sandalye seçimi ve bunların gelmesi biraz zaman aldı. Ancak 2 hafta kadar sonra bu sorunu çözdüm.

Çalışma Ortamım

Bazen evde sıkılıyorum. Hava güzelse mesai saatleri içerisinde trafiğe kalmadan Cafe Nero başta olmak üzere interneti ve kahvesi güzel olan kafelere gidiyorum (Mümkünse AVM’de olmayan). Anadolu yakasında çalışmak için güzel mekanlar bilenler varsa önerilere kesinlikle açığım!

Sevdiğim Yönleri

Eskiden de ofise çok yakın yerde oturduğum için yol sorunum yoktu o yüzden yataktan kalkıp çalışmanın çok büyük bir artısı olmadı benim için.Toplantılara katıldıktan sonra kendi saatimi kendim ayarlayabilmem güzel bir artı tabi ki.

Etkinliklere gideceğim zaman mesai çıkış saatini bekleyemeyip öğlenden etkinliğe yakın bir kafeye gidip oturup ordan çalışmak gerçekten güzel oluyor.

Genellikle tek olduğum için dikkatimi dağıtacak şey daha az. Tabii ev ortamında olduğum için öğlen yemek yedikten sonra ufak bir kestirmemek büyük bir zorluk :)

He bir de Reçel var - ya uyuyor ya laptobuma atlıyor :D

Uyuyan ve Saldıran Reçel

Şimdilik bu kadar, malum daha sadece 1 ay oldu :) Amacım 6 ay ve 1 sene gibi dönüm noktalarında tecrübelerimi tekrar paylaşmak.