1 Ağustos

Ofiste klima bozulmuş. Sıcaktan içim geçmiş. Oturduğum Bürosit’de uyuyakalmışım. Sen hatırlamazsın. Yıl o zaman 1291. Rüyamda üç İsviçre kantonu birleşmiş, üzerime üzerime geliyor. Karabasan gibi çökmüş üstüme bağıracağım, bağıramıyorum. Elim ayağım kalkmıyor. Tutturmuşlar illa biz İsviçre’nin temelini atacağız. Bize mani olma. Önümüzden çekil falan. Atın tabi atın. Bok var. Anca kayıt dışı para belli olmasın diye banka hesabı açarlar sizin ülkede… Kan ter içinde uyanıyorum sabah ezanıyla. Tövbe yarabbi.

Lan bi durun diyorum içimden. Zaten İskoç parlamentosu Papa’yı artık iplemeyeceğini bildirmiş herkes viskisini önünden içsin demiş. Kurmuşlar dört başı mamur bir kilise, orda da Guns’n Roses November Rain’i çekiyor. Kutsal mekanda solo üstüne solo atıyor ipnetor Slash…

O zamanlar bugün gibi değil ki bilader. Huzur ortamı yok, ortalık karışık… Düşün, Katolik bir rahip gidiyor Fransa Kralı 3. Henri’yi bıçaklıyor. Koskoca kral sen oracıkta öl… Thierry Henry’nin adı nerden geliyor sanıyorsun. İşte bunlar hep Büyük Ortadoğu Planı…

Tüm bunlar aklımdan geçerken telefonum çaldı. Arayan Lala Mustafa. “Efendim Lala” dedim. Sen bu saatte hayırlı bişeye aramazsın. “Müjde” dedi “Başgan Müjde” “Kıbrıs’ı fethettik. Artık adayı kumar cennetine dönüştürebiliriz.” “Biliyorum Lala biliyorum. Ceride-i Havadis’te okudum. Bizim İngiliz Churchill çıkardı gazeteyi. Bugün ilk sayı. Altılı çelik tencere seti veriyor 30 kupona. Seferdeysen haberin yoktur. Cahıl kalma!”

Sözlerimden alınmış olacak ki yüzüme kapattı telefonu. Çok da fifi diyerek FIFA açtım PS4’de. Bari dedim gün doğana kadar 2 el random maç atayım. Tam maça başlayacağım üst köşede nal gibi yanan PS Messages dikkatimi çekti. Cezayirli Hasan Paşa… “Kasımpaşa’da Deniz Harp Okulu’nu açıyoruz. Kokteyl prolonge var, seversin. Sakın kaçırma.”

Salon erkeği kimliğimden bi kere vazgeçmiş değilim. Bu toplantı faresi yaftası ne zaman yapıştı üstüme, bilemedim. Hemen cevapladım tabi durur muyum? “Oğlum Hasan. Kimdir sana basan? Gel bugün beraber bi NATO’ya başvuralım. Gerçi yılar yıllar sonra ne NATO üyeliğimizin selameti kalır ne de Deniz Harp Okulu. Kapatırlar şerefsizim.” Cezayirli hemen cevapladı “Tövbe de!”

Ne diyecem banane. Akşama Berlin’e uçağım var zaten. Olimpiyatları izleyeceğim. Güreş’te iddialıyız. Yaşar Erkan’a bastım parayı, bekliyorum. Neyse lafı uzatmayayım, vardık Berlin’e, metroyla hoop Olimpiyat Stadı. Yerim çıtır. Hemen şeref tribününün altı. Üst tarafta, kendisine devamlı Führerim denilen kare bıyık bi delikanlı oyunları başlatacak. Gözüm bi yerden ısırıyor da çıkartamıyorum. Sanırım Youtuber…

Delegasyonda yanımdaki gençten çocuğa döndüm “Ya” dedim “Futboldan ötesi yalan dolan. Yok diskmiş, yok ciritmiş.” “He valla abi” dedi “Ben de milli takımı izlemek ve TRT’ye yorumlamak için gönderildim valla. Duruyoz burda da, boş.” “Sorma bilader” dedim “Ben de görevdeyim. Burada olmasaydım muhtemelen şu an Sibel Can’ın doğum gününde alkolün dibine vuruyordum.” “Sibel Can da mı bugün doğmuş abi” dedi genç delikanlı. “Tesadüfe bak. Benim de doğum günüm bugün. Koskoca Sibel Can ile aynı gün doğmuş biri var karşında abi” dedi gülümseyerek. “Bilader tanıdık geliyorsun gözüme Ömer Üründül mü yoksa” dedim. “Yok be abi” dedi “Kolektif futbol muyum ben? Hem zaten futbol çok enteresan bir oyun değil. Sonuçta Almanlar yeniyor.” “Memnun oldum” dedi elini uzatarak. “Ben Vedat.”

İşte o gün Beşiktaş’ın unutulmaz kaptanı Vedat Okyar ile tanışma şansını elde eden azınlığın arasına süzülüp girdim.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.