Gençleri kurtarma operasyonu

Böyle bir operasyon yok ancak kafayı biraz bu konulara takıp başlatmak lazım. Biz bireysel olarak çok küçük bir etki çemberine sahibiz, STK’lar zira kendi havasında. Devletin müdahalesi şart. (Eğitim, eğitim, nitelikli eğitim!)

İşim gereği fazla seyahat ediyorum, farklı bölgelerde bolca gözlem yapma fırsatım da oluyor haliyle. Eğitim için gittiğim bir şehirde farklı bir olayın içinde buldum kendimi. Şehir içi otobüse bindim. En arkada hani son kapının da arkasında kalan dar 2 kişilik koltuk vardır ya, birinde genç bir delikanlı oturuyor, yanına sıkıştım ben de. 15 dakikalık yol var önümüzde.

Çocuk biraz sancılı gibiydi, eli bandajlı, başını koyacak yer bulamıyor, nefes alışı da pek sağlıklı değil. Sordum durumunu, hastaneye gidelim dedim, “yok abi bir şeyim yok” diye yanıtladı. Sonra dökülmeye başladı;

+ Annem kalp krizi geçirdi abi, doktorlar bitkisel hayatta olduğunu söyledi. Ne demek bu tam olarak?
 — Annen hayata sıkı tutunmuş, bırakmamış sizi. Doktoru daha iyi anlatır ancak sizden yardım istiyor annen.
 + Ne yardımı istiyor, ne istiyorsa yapalım, ne istiyor neden söylemiyorlar bize madem?
 — İlgi istiyor, sabır istiyor, dua istiyor, güzel bakmanı, güzel görmeni, hayırlı evlat olmanı istiyor. Şimdi senin neyin var söyle bakalım.
 + Annemin haberini alınca hastaneye koştum, olanlardan sonra kendime hakim olamadım, cam çerçeve vurdum kırdım hastanede, elimi sardılar, ifademi aldı polisler sonra gönderdiler beni. Çıktım şeker attım ben de bir tane. Dayımlara gidiyorum şimdi.
— Ne şekeri attın, kimden buldun aldın?
 + Tanımıyorum abi, buldum bir şekilde arkadaşlara sorup. Hiç yapmadım daha önce, ilk kez böyle ağır bir şey yaşadım ve kafayı yiyecektim, gittim yaptım bir hata.

Nasihat ettim

19 yaşında gencecik eli yüzü ayağı tertemiz düzgün bir çocuk. “Sana yakışmaz, ailene yapacağın en büyük kötülük, en başta da kendine. Hayata sıkı tutun, anneni mahcup etme, sahip çık ailene, önünde uzun bir yaşam var, çamura sakın bulaşma…” diye zamanın yettiği kadar onu o buhrandan çıkarmaya yarayacak en etkili sözleri bulup söylemeye çalıştım. Bir ara “Ohh abi kendime geldim” diye sözümü kesti, derin nefes aldı. Dikkatle dinlemeye başladı ve nefes alışı da normalleşti. İşimi sordu, seminerciyim dedim. :) Sana anlattıklarımı anlatıyorum insanlara, bundan para kazanıyorum. Pek anlamadı ancak konuşma yaparak para kazandığımı düşündü. “Bana bedava oldu yani” dedi, gülüştük. Karşı çaprazımızda iki üniversiteli kız oturuyormuş, ben Samet’e bakarken o da oralara bakıyormuş. Abi kızlar da bedava seminer aldı haberin olsun dedi inmeden hemen önce. Samet’i iyi bir şekilde uğurlamak beni de mutlu etti etmesine ancak hikaye aslında çok daha derin.

Ben de dağıldım

20 dakika içine neler sığdı, neler hissettim, neler isteyip de neler yapabildim kelimelere sığmaz. En özeti bu kadar. Samet ineceği durak yaklaşınca indi, benim 2 çift sözümün etkisi ne kadar olur bilinmez. O, 19 yıllık tazeliğini koruyan kendi hayatını -o anda kaldığı yerden- sürdürmeye devam etti. Ben bütün yol boyunca (6 saatlik seyahat) deli sorularla mücadele ettim, endişe ettim, üzüldüm. Gencecik bir çocuk bu zehri satanlara nasıl istediği anda ulaşabiliyor, akıl alır gibi değil!

Bir şeyler yapmak lazım gençleri bu kötü alışkanlıklardan koruyacak. Bu zehirleri satanları ortadan kaldırmak şart! Bu geçici çözüm. Kalıcı çözüm için gençleri doğru eğitmek zorundayız. Önlerinde kendi belirledikleri, insanlık için iyi birer hedef olmalı. İyi bir insan olmak en büyük hedefleri olmalı. Bunu bu genç beyinlere işleyecek öğretmenlerimiz, ebeveynlerimiz olmalı. Liste uzar da uzar…

Sağımızda solumuzda neler olup bitiyor, bi’haberiz. Duyarlı olup, insanlık için mücadeleye gücümüz yettiğince devam etmeliyiz. Alınacak çok yol var zira.


Originally published at Serkan Emir.