Girişimlerin başarısız olma nedenleri

Yapılan araştırmalara göre kurulan startupların %90'ı ilk yılını doldurmadan kapanıyor. Türkiye’de bu oranın daha da yüksek olduğu düşünülüyor. Oran ürkütücü görünse de girişimcilerin hayallerine ulaşma iştahı yenilerinin kurulmasını sağlıyor.

Ülkemizdeki girişimcilik ekosisteminin mevcut durumunu Serkan Ünsal düzenli olarak veriler ile paylaşıyor. Kasım ayında 19 yeni yatırım ile 2017 yılı toplamında (126 yatırım) yaklaşık 67 Milyon Dolar yatırım yapılmış. Ülkemiz için en parlak yıl, rekor miktarda yatırım. Ancak ekim ayı sonu itibariyle ise Estonya’da yaklaşık 270 Milyon Dolar yatırım yapılmış. Bu kıyaslamaya göre almamız gereken yol da epey uzun.

Öte yandan arşivimizi genelde yatırımlar, exitlar ve başarı hikayeleri ile dolduruyoruz. Kapanan startuplar hızlıca hafızamızdan çıkıyor, startup mezarlığında yerini alıyor. Ben, başarısızlığın da başarının bir bileşeni olduğuna inananlardanım. Bu sebeple başarısızlıkları incelemek ve dersler çıkarmak; başarıya ulaşmamızda önemli rol oynayacaktır diye düşünüyorum.

CB Insights şirketinin 2014 yılında yaptığı araştırmaya göre ABD’deki girişimlerin başarısız olmasına etki eden en yaygın 20 sebep var. İlk sırada ise %42 gibi çok ciddi bir oran ile başı çeken neden “Pazarda ihtiyaç olmaması”.

İlk 3 nedene baktığımızda;

  1. Pazarda ihtiyaç olmaması %42
  2. Nakitsiz kalmak %29
  3. Doğru takımın kurulamaması %23

Girişimcilik eğitimlerimde bu tabloyu irdeliyoruz. Özellikle üzerinde durduğum husus ise “Pazarda ihtiyaç olmaması”maddesi. Yeni bir iş fikri ile yanıp tutuşan girişimcilerin eğilimi genellikle “kesinlikle herkesin ihtiyacı var, 7'den 70'e herkesin” şeklinde oluyor. Böylesine geniş bir pazara hitap eden hiçbir ürün/servis görmedim. Bu tamamen girişimcinin düşüncesi/yanılgısı. İngilizce bilmek bugün asgari bir beceri gibi görünse de, kuracağınız dil okulunun hedef kitlesi asla Türkiye’deki 80 milyonluk nüfusun tamamı olamaz.

Her hafta 3–4 girişimciden/girişimci adayından mail alıyorum. Genelde fikirlerini de hemen paylaşmıyorlar ancak tanımlarken “ihtiyacı olmayan kimse yok” tabirini kullanıyorlar. Gerçekten de böyle olabilir ancak bu tahmini veriye dönüştürmek şart. Ve veriye dönüştürmüş olmak dahi başarı için yeterli değil. Bir örnek ile aktarayım; yemeksepeti.com’u biliyorsunuz, karnı acıkanlar ile restoran/kafeleri buluşturan pazaryeri. Mayıs 2015'te 589 Milyon Dolara satıldı. Türkiye’deki en büyük exit olarak tarihe geçti. Çok başarılı bir şirket olan Yemek Sepeti’nin kurduğu irmik.com (3.yılı dolmak üzereyken) ve lokum.com (3.yılında) ise kapandı. Sermaye, pazar araştırması, sektörel bilgi ve trend, üst düzey takım kurmaya yetecek network gibi çok önemli başarı faktörlerine sahip olan başarılı ve tecrübeli girişimcilerin bu girişimleri kapandı. Dolayısıyla her girişimin kendine özgü başarı ya da başarısızlık hikayesi mevcuttur. Böylesine yüksek belirsizlik söz konusuyken bir girişimcinin hiçbir veriye dayandıramadığı “herkesin ihtiyacı var” tezi baştan çürümektedir, gayri ciddi bir yaklaşımdır.

Pekala ne yapmalıyız?

İş fikrimizi hedef kitlemize doğrulatmalıyız. Yaşandığını farz ettiğimiz sorunun gerçekten var olup olmadığını, yine farz ettiğimiz hedef kitleye sormalıyız. Bu aşama girişimin temeli niteliğindedir. Ne kadar güçlü ve sağlıklı veri elde edersek atacağımız adımlar da o derece sağlam olacaktır. Yaşanan sorun ve üreteceğimiz çözümün bir pazarı olup olmayacağını tespit etmeden yol almak bu belirsizlik deneyinde çok daha büyük bedeller ödetebilir. Bu aşamanın en önemli amacı, işletme kurmadan, pek çok maliyetlere katlanmadan iş fikrini, pazarda böyle bir ihtiyaç olup olmadığını test etmektir. En az (ancak yeterli) sermaye ile fikrin tutup tutmayacağını veriye dayandırmaktır.

Nasıl yapabiliriz kısmını bir başka yazıda kaleme alalım. Girişimlerinizde bol şans!


Originally published at Serkan Emir.