M. Meeker — Internet Trendleri Notlarım

On gündür notlarımı paylaşacağım dedim ama kısmet bugüneymiş. Her sene merakla beklenen sunumda nereleri işaretlediğimi paylaşayım istedim.

Öncelikle şunu söylemek lazım, rapor oldukça kalınlaşmış. Bazı bölümler neredeyse ayrı bir rapor olacak kadar kapsamlı.

Herkesin gözlemlerini okumuşsunuzdur zaten, o yüzden herkesin gördüklerini tekrar okumamanız için yazmıyorum.

29. sayfadaki hikayenin bütününü düşünerek reklam verme olayı oldukça iyi. Yani reklamlar genelde anlık bir gösterimdir ama belirttiğim sayfada kullanıcının hikayesinde (işe gitme, okula gitme) nereye oturduğuna dair ipuçlarını kullanarak reklam verme oldukça güzel.

Influencer ve UGC konusu övülmüş. Influencer marketing konusunda son zamanlarda Türkiye’de çok girişim çıktı, bu sunumu görünce sevinmişlerdir.

43–45 arası sayfalarda Image recognition’ın reklamcılığı nasıl değiştireceği ile ilgili güzel bilgiler var. İleride instagram’da paylaştığınız bir fotoğrafta etiketlemediğiniz halde arkada duran yarısı içilmiş bir Starbucks kahvesini anlayıp size rakip kahvecinin kahvesini önerecek reklamlar görmeye başlayabiliriz.

FIRSAT: Fotoğraflardaki objeleri markaları ile beraber anlayan platformlar exit potansiyeli de uygun girişimler olabilir.

48. sayfada ses tanıma konusunda ne kadar ilerlendiğini gösteriyor. Bu konuda ben Türkiye ekosistemi olarak biraz olumsuz düşünüyorum. Hala robot gibi kelime kelime konuşan altyapılar var. “Bu konuşan insan mı IVR mı?” demediğimiz sürece yolumuz uzun.

68. sayfadaki “dışarıda yeme” alışkanlığının yavaş yavaş “dışarıdan siparişe” dönüştüğü ile ilgili istatistik ilginç. İki yılda %2'den %7'ye çıkan bir oran var. Türkiye’de getir, kapgel gibi yeni girişimler de bu trende uygun girişimler.

69. sayfayı Migros Money Club’ın dikkatli incelemesi gerekiyor. Kişiselleştirme ve ona uygun tekliflerin ne kadar önemli olduğu ile ilgili güzel bilgiler var.

71. sayfa da alışveriş datası ile neler yapılabileceğine çok güzel bir örnek. Yapay zeka ileride modacıların ve stilistlerin yerini alabilir!

73. sayfadaki mağaza konsepti ilginç. Şöyle bir mağaza düşünün. Her boy her renk elbise var fakat alıp götüremiyorsunuz. Deniyorsunuz ve beğenirseniz evinize gönderiyorlar. Bu sayede “şu mağazada şu renk kalmamış, şu mağazada L beden yoktu” gibi dertleriniz kalmıyor. Üstelik “şimdi kim taşıyacak bu torbaları, toplantı vs. var, elimde taşıyamam” deme konusunu da ortadan kaldırıyor.

90. sayfa uzun süredir benim de oyun firmalarına önerdiğim bir konu. Şu anda telefonumda bir seviyede tıkandığım için oynamayı bıraktığım 4 oyun var. Bu oyunları, benim oyunda zorlandığımı gördükçe biraz daha kolaylaştıran bir makine öğrenmesi çok işe yarayabilir. Bu sayede lifetime da artar.

91–97 arası hangi oyun mekaniklerini deneyebileceğiniz ile ilgili çok güzel örnekler içeriyor. Oyun girişiminiz varsa mutlaka inceleyin.

123. sayfadaki Peloton girişimi oldukça güzel gözüküyor. Spor salonları için e-üyelik (remote workout) tarzı çok güzel bir model olabilir.

128–130 arası sayfalar gamification’ın aslında hayatımızı ne kadar değiştirebileceği ile ilgili çok güzel örnekler içeriyor. Özellikle genome ve sağlık konusundaki oyunlaştırmalar ileride hayat kurtarabilir.

327. sayfa kurumların iş geliştirme ve pivotu ile ilgili çok güzel bir örnek. Görüldüğü üzere kimse yerinde saymamış, yeni alanlara girmiş.

şimdilik bu kadar…