Güneşli Bir Günden Kalıcı Bir Merhaba..

İlk yazıma merhaba diyerek başlamak istedim.

Aslında yıllardır farklı alanlarda, iş amaçlı, uzun dosyalar hazırlıyor, içerikler yazıyorum. Ama dediğim gibi hepsi iş amaçlı. :)

2 gün önce Access Consciousness eğitmenlerinden birinin online canlı eğitimine katıldım. Ertesi gün de eğitimden aldığım notları derleyip özetledim ve yakın arkadaşlarıma gece e-posta ile gönderdim, onlar da bilgilensin diye..

Sabah uyandığımda dostlarımdan birinin güzel mesajları vardı telefonumda. “Eline sağlık. Senin yazım dilini çok beğeniyorum. Sen öykü gibi bir şeyler yazıyor musun? Deneme yapsan mı acaba? Hayal gücün de var. Cevherler boşa gitmemeli.”

Yeni günü böyle motive olmuş, neşeli bir şekilde karşılamak iyi geldi açıkçası :)

Kahvaltıda hemen eşime sordum, “blog açsam, eğitim ve etkinlikler sonrası öğrendiklerimi, görüşlerimi paylaşsam nasıl olur” diye.. O da “iyi fikir, medium.com sitesi var, orada açabilirsin” dedi ve ben aynı gün yani bugün :) hemen kendime bir hesap açıp işte bu ilk yazımı yazdım. (Bugün 29 Ocak 2015)

Yeni öğrendiğim bilgileri paylaşmayı sevmişimdir. Genelde sohbet ortamlarında kısa kısa aktarırım, insanlar etkilenirse ve isterse anlatmaya devam ederim.

Daha önce de blog açmamı öneren yakınlarım oldu. Ama nedense ben hep “zaten çok yazan var, insanlar kısa şeyleri okumayı seviyor, ben ne yazıcam şimdi, beğenilmezse..” gibi farklı negatif düşüncelerle kendimi durdurdum. Bugün ne oldu bilmiyorum :) Daha güzeli, keyiflisi neler olabilir acaba?

Niyetim uzman olduğum bir konuda yazmak değil. Amacım, kendime aldığım bilgi notlarımı, bir yerlerde öğrendiklerimi yazarak paylaşmak..

Okumak da okumamak da, beğenip kaydetmek de silmek de serbest :) Herkes özgür :) Ben de böylece kimseye beğendirme endişesine girmemiş olurum. Kimse okumazsa da kendim, unuttuklarımı hatırlamak için döner döner okurum. :))

Her olayın, insanın, markanın “hikaye”si, akılda kalıcı olanmış..

İşte benim yazma hikayem de böyle..

Not: Sabah sabah beni mesajı ile mutlu eden ve yazı yazmaya başlamamı bir kaç içten sözle teşvik eden sevgili dostum Seçkin Çelik’e en derin teşekkürlerimle.. Her zaman bu hikayemin bir parçası olarak kalacaksın. :)

Sevgi’ler..

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.