Yabancı Diziler Üzerine İki Kelam

Yabancı dizilerin gençler arasında çok popüler olduğundan bahsetmiştim. Ben de dizilerle kafayı bozan arkadaşlarımla bunun üzerine sohbet ettim.

1-) A: Konuya direk giriş yapmadan, şunu sormak istiyorum. Kaç senedir yabancı dizilerle haşır neşirsiniz ve ilk diziniz hangisiydi?
V: Yıl olarak bilemeyeceğim ama sanırım 7 sene önce The Vampire Diares ile başladım bu yola. 
M: Benim de 8–9 sene olmuştur. İlk aşkım Michael Scofield. Prison Break ile başladım. 
C: Depresyona girmemle beraber yabancı dizilere sarmam bir oldu. Ben de How I Met Your Mother ile başladım. Düşünüyorum da şimdi ilaç gibi gelmişti. İşte benim de 10 sene olmuş vay be!! 
S: Ya ben biraz popüler kültür kurbanı oldum, herkes How I Met Your Mother izliyordu, dedim bir bakıyım ben de. Sonra ipin ucu kaçtı. Haftanın 6 günü farklı farklı dizilerin yeni bölümlerini koşturuyorum. 
Ş: Hadi ben de söyleyeyim. 12 yaşındayken arkadaş grubum benden yaşça büyüktü Lost Lost Lost deyip duruyorlardı. Konulara dahil olamıyordum. Eve gittim başladım sonra o gün bugündür ben de müptelasıyım bu yabancı dizilerin. İzlemişsinizdir mutlaka, o zamanlar belliydi kimin nasıl bir hayat yaşayacağı bana göre, çünkü Sawyer’a aşık olan kızlar vs Jack’e aşık olan kızlar diye bir ayrım vardı. Sawyer’a aşık olan kızlar olarak yüzümüz gülmedi hahahahha!
S: Jack’e aşık olan kızlardandım ama benim de yüzüm gülmedi.

2-) A: Peki size göre EFSANE DİZİM BU diyebileceğiniz dizi ya da diziler hangisi?
V: Orange is The New Black
M: BREAKING BAD! 
C: The OZ abi, efsaneler kuşağında flamayı taşıyor. 
S: Lost diyorum konu tartışmaya kapalı bence. 
Ş: Bence de Lost, çok dizi izledim ama o tadı alamadım gibi sanki bir daha. Çünkü hatırlıyorum tek yaptığım Lost izlemek ve yemek yemekti o zamanlar. 
M: Siz Walter White gerçeğini göz ardı edemezsiniz ama neyse….

3-) A: Bitince hüngür hüngür ağladığınız dizi oldu mu hiç?
S: Ben Avatarı izledikten sonra bile ağlayan insanım. O kadar çok ağlamışımdır ki hangisini sayayım bilemedim.
C: Hayır, ben duygusuz bir insanım, ben hiç ağlamam öyle şeylere “ aa der ” geçerim.
M: Benim de sahneler arasında bile gözüm doluyor. 
Ş: Ben de Prison Break final yaptığında öyle çok ağlamıştım ki, sabah uyandığımda gözlerim yanıyordu. Abartmışım biraz şimdi farkettim. 
V: Ben de çok ağlak biri değilim ya, tamam diziye kendimi bazen çok kaptırıyorum ama ağladığım olmadı hiç.

4-) A: Asya dizileri hakkında ne düşünüyorsunuz peki? Var mı izlediğiniz diziler?
M: Çok salakça, ben sevmem. Çok donuk geliyor. Çok rol geliyor bana duygu geçirmiyolar bana. Herhangi bir etkileşim yaratmıyor bana. Olmasa da olur yani.
V: Tamam izlediğimiz her dizi aynı kültürden olacak diye bir şey yok. Kültürel yakınlığın ilgiliyi arttırdığını düşünüyorum. Asya kültürü bizim kültürümüze çok uzak. Ben de ısınamıyorum. 
Ş: Benim ev arkadaşım izliyordu çok. Ben de şans verdim. 1 tane izledim, ilk başlarda bir garipsedim ama sonra yapmacıklıklarına alıştım bitirdim 1 diziyi ama başka diziye de başlamak istemedim. Bollywood filmlerini bile izleyemiyorum. 
C: Benim de alışmam gerekiyor tarzına, onun yerine kendimi hiç yormadan Amerikan dizilerinden devam ediyorum. Bir de Asyalı erkekleri yakışıklı bulmuyorum. İzleyecek yakışıklı erkek olmayınca izleyesim kaçıyor doğrusu hahahaha!
S: Benim takip ettiğim 3 tane Asya dizisi var, çok hayranı değilim. Ama tatlı geliyor hareketleri.

5-) A: Bazı yabancı dizileri Türkler uyarlamaya çalışıyor, bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce uyarlamalar bir yapımın kalitesini düşürür mü?
C: Ya haberini falan yapmışlardı Shameless’ı çekeceklermiş güya Türkiyede ya hiç o dizi Türkiyede olur mu?!?!?! RTÜK diye bir gerçek var. Saçmalıktı. Zaten yapamadılar. 
Ş: Revenge’ın uyarlamasını yaptılar. Beren Saat oynamıştı hatta, güzeldi bak o. Ben baya sonunu bile bile izlemiştim heyecanla. 
M: Medcezir mesela The O.C uyarlaması, ben de onu sevmiştim. Farklı oyuncular, farklı kültüre uyarlamak değişik bir hava katıyor bence yapıma. 
V: Kaliteden söz ettiğimiz şey içeriğin özgünlüğü ise evet düşürür. Ayrıca dizilerin ait oldukları ülkenin kültürünü az ya da çok yansıttığını düşünüyorum. Bu yüzden başka bir kültüre uyarlandığında mutlaka değer kaybedecektir.

6-) A: Bugünlerde güncel olarak takip ettiğiniz yabancı diziler neler?
S: Stranger Things, Narcos, GirlBoss, Narcos, The 100, Better Call Saul sabaha kadar sayarım başka yaptığım pek bir şey yok okula gitmek haricinde. 
V: Ben de deli gibi izliyorum hangi birini sayayım? 12 Monkeys, GirlBoss, Narcos, Super Girl, Rick and Morty, The Blacklist. 
M: Rick and Morty! The Originals, Pretty Little Liars, Lucifer, Doctor Who, Bloodline. 
C: Güncel olarak Stranger Things, The 100, Empire, Elemantary, Better Call Saul. Final yapanlardan yeni başladıklarım var, Dexter, Fringe, Mad Men. 
Ş: Final yapanlardan izlediklerim var benim de. House ve Seinfeld. Güncel olarakta GirlBoss, Stranger Things, Attack on Titan, Twin Peaks. Game of Thrones’un yeni sezonunu bekliyorum bir de deli gibi ben de valla 16 Temmuz az kaldı!!!

7-) A: Son olarak Oldies but goldies dediğiniz diziler, ve animasyon olarak favori dizileriniz neler?
C: Oooo animasyon olarak Rick and Morty tabi ki! Oldies but Goldies olarakta efffsaaaneee dizim Friendstir. 
Ş: Benim de efsanem Sex and The City. Carrie Bradshaw’ın askerleriyiz. Animasyon olarak Family Guy ya kahvaltı yaparken vazgeçilmezim.
M: BoJack Horseman animasyon olarak favorim. Yeteri kadar ilgi görmediğini düşünüyorum ya, kıymeti bilinmiyor bu dizinin. Benim oldies but goldiesim Friendstir tek geçerim. 10 sezon bittiğinde boşluğa düşmüştüm. Hala açar ara sıra izlerim. 
V: Rick and Morty ve South Park çok iyi, benim de bunlar kahvaltılık dizilerim. Ya da canım sıkılınca gülmek için açtığım diziler. Coupling vardır bilir misiniz? Eski ama yeni kalan bir dizi, esprilerine hala gülerim. Çok seviyorum. 
S: The Simpson unutulmuş galiba kimse söylemedi. The Wire da benim vazgeçilmez dizimdi.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.