Yeni Hobimiz: Yabancı Diziler

Son 10 yılda yabancı dizi izlemek ciddi anlamda özellikle Türk gençleri arasında hobi olmaya başladı. Ben de bunlardan bir tanesiyim ne ara kendi ülkemin dizilerinden daha çok başka ülkelerin dizilerini takip etmeye başladım? Nasıl buna alıştım ve nasıl buna devam ediyorum? Kendimi, kendime bu soruları sorarken buluyorum. Çünkü gerçekten Aşk-ı Memnudan sonra hiçbir Türk dizisini izlemeye başlayamadım hiçbiri ilgimi çekemedi. Şans verdim şans vermedim değil, fakat bir noktadan sonra çok tahmin edilebilir oluyorlar ve insanın izleyesi kalmıyor. İlk yabancı dizi izlemeye sanırım 12 yaşımdayken başladım. Tahminimce bir çoğunuz gibi, benim de ilk izlediğim yabancı dizi Losttu. Genelde ilk yabancı diziler ya Losttur ya da Prison Breaktir. Ben Lost grubundaydım. 12 yaşında çok harika bir ingilizcem yoktu, alt yazılar falan sıkıntı olur diye düşünüyordum fakat öyle olmadı, izledikçe izledim. Sadece kendi arkadaş ortamım için konuşmuyorum tanıştığım birçok insanla muhabbet ederken gördüm ki, öyle ya da böyle herkes bir şekilde bu yabancı dizileri izliyor. Eski ev arkadaşım Asya dizileri fanatiğiydi mesela, yeni ev arkadaşlarım da aynı benim gibi genelde Amerikan dizilerini takip ediyorlar. Ve ilginç bir şekilde etrafımda Türk dizilerini izleyen neredeyse hiç kimse yok. Gerçekten inanılmaz bir şekilde sürekli yabancı dizileri takip edip izleyen bir kitle var ve bu kitle gittikçe büyüyor. Narcos’un ilk sezonu çıktığında 32 yaşındaki kuzenim ve 45 yaşındaki babam bile Narcos izlemeye başladılar. “ Alt yazılı izlemeyi sevmiyorum bunun dublajı yok mu “ diyen kişilerdi. Neden izliyorsunuz diye sorduğumda cevapları genel hatlarıyla şu şekildeydi: “ Türk dizileri kabak tadı vermeye başladı, klasik aşk üçgenlerinden başka konu işlenmiyor, hepsi aynı şeyin laciverti. “ ve benim de dediğim gibi çok tahmin edilebilir diziler. Bir diğer düşünceme göre yabancı dizilerin bu kadar çok popüler olmasının sebepleri, prestij, ayak uydurmak ve çağın gerisinde kalmadığını ispatlamak. Evet! Tam olarak düşündüğüm bu ve bence haksız da sayılmam. Çünkü bir ortamda Game of Thrones muhabbeti açıldığında “ Ben izlemiyorum yaaaaa “ diyen biri çıkarsa ” NASIL IZLEMEZSIN!? “ şeklinde bir tepki alıyor doğruya doğru. Bunun yanında globalleşen dünyada ,hep bu kelimeyi kullanmak istemişimdir, sınırlar kalkıyor. İngilizce bilmek bir artı olarak görülmüyor bile, bireylerden bir çok şeyi bilmeleri, dünyaya ayak uydurmaları bekleniyor. Hal böyle olunca evde oturup Kiralık Aşk izlemek yerine, Vikings izliyorlar bir şeyler görmeye,öğrenmeye çalışıyorlar. Yabancı dizileri izlemek bize aynı zamanda farklı kültürleri tanımamıza yardımcı oluyor. Kore’ye gitmeden Kore’nin yemek kültürünü, günlük yaşamını, kıyafetlerini aslında toplumun yapı taşlarının çoğunu yabancı dizileri izleyerek öğrenebiliyoruz. Dilimizi geliştirmemiz dışında, bence bu yabancı dizilerin bize kattığı en büyük artı. Yabancı Dizilerin tahmin edilemeyen yanından daha çok, konuların ilgi çekici, yapımların kaliteli olması var. Türk gençleri, tüketiciler artık eskisi kadar saf değil, görüyorlar, karşılaştırıyorlar ve tercihlerini Türk dizilerinden yana kullanmıyorlar. Türk dizileri hakkında kötü konuşmak istemiyorum fakat, 2 saati geçen sürelerin yanında sonu gelmeyen reklamlar, konuların basitliği bizi Türk dizilerini izlemekten uzağa itiyor açıkçası. Ülkemizde malesef ciddi anlamda bir korsan kültürü var. İstediğimiz yabancı diziye istediğimiz zaman ulaşabiliyoruz hepsi elimizin altında. Bunun gibi sebepler yabancı dizi kültürünü ortaya çıkartıyor. Ve biz de yabancı dizi izlemeyi hayatımızın bir parçası haline getirdik. Game of Thrones’u beklediğimiz kadar başka bir şeyi beklediğimizi hatırlamıyorum. Ed Stark öldüğünde hepimiz ağlamamış mıydık? Seviyoruz bu hayatı. 
Sevgiyle kalın öpüyorum
hadi BIY!