36 günde 72 blog yazısı maratonu başlıyor…

2017'nin ilk günlerinde belirlediğim hedeflerden birisi, ortalama her gün 400 kelime yazabilmekti. Yazdığım yazıların bir kısmını akademik mecralar için kalem alırken, diğer önemli bir kısmını ise blog yazısı olarak www.seyithan.org, www.gucbende.org, ww.ileridonusum.net ve www.thinqbox.org sitelerinde yayınladım.

Kaba bir hesap yaparsak; 2017 yılında şu ana kadar 60 civarında blog yazısı (ortalaması 500–600 kelime), toplamda 30 sayfa bilimsel makale ve kitap bölümü, 50 sayfa civarında ise proje önerisi veya rapor yazdım. Yaptığım hesaba göre, yazdığım proje önerileri, rehberler, makaleler ve kitap bölümleri toplamda 20 bin civarında kelime içeriyor.

Blog yazılarının içerdiği kelime sayısı ise 30 bin civarında. Toplamda 50 bin kelime yapıyor. Bu ise günlük 400 kelime hesabıma göre 125 güne denk geliyor. Görünen o ki, 2017 yılını bitirmeye 36 gün kalmış iken yıl başında koyduğum hedefe ulaşmam mümkün olmayacak. Fakat en azından hedefin yarısından fazlasına ulaşmak adına, yıl sonuna kadar kalan 37 günde, her gün 2 yazı yazarak toplamda 74 yazı yazabilirim. Bu durumda yıl sonunu toplamda 200 günlük hedefi gerçekleştirmiş şekilde kapatabilirim.

Blog yazılarımı belli konularda yoğunlaşacağım ve zaman zaman okuduğum kitaplardan derlediğim konuları ele alacağım. Eğileceğimiz temel alanlar; yaratıcılık, inovasyon, tasarım odaklı düşünme/insan odaklı tasarım, toplumsal dönüşüm, atalet, Güç Bende! Hareketi, sosyal inovasyon ve eğitim konuları olacak.

İnsan Odaklı Tasarım ve toplumsal dönüşümün dinamikleri olarak iki başlığı kapsayacak iki farklı kitap konusunda çalışmalarım da devam ediyor. Bu bağlamda, yazdığım blog yazılarının daha sonra yayınlamayı planladığım bu iki kitabın nüvelerini oluşturuyor. Akademik bir kitaptan daha çok her kesime hitap etmesini planladığım bu kitapların ilki, tasarım kavramının artık alışılmış kalıplardan dışarı çıkarak sosyal alanları da kapsayacak şekilde genişlediğini ve önemli bir iş yapma düsturu olarak karşımıza çıktığını örneklerle anlatmaya çalışacak. Bu bağlamda, hayal ettiğimiz gelişmişlik ve refah düzeyine ulaşmak için geçirilmesi gereken zihniyet dönüşümünde Odaklı Tasarım kavramının çok önemli bir yer tuttuğunu vurgulamaya çalışacağım.

İkinci kitabın temel hedefi ise dünyanın farklı kesimlerinden vereceğimiz örnekler ile insanlara şu mesajı iletmek: “ Yaşam kalitesi yüksek olan şehirlere bakıldığında, bu sonucu ortaya çıkaran en önemli etmenlerden birinin o bölgenin sakinlerinin tabanda yaptığı yenilikçi çalışmalar olduğu ortaya çıkıyor. Bu sebeple, güzel ve yaşanabilir bir ortam oluşturmak devletin olduğu kadar senin de sorumluluğunda. Bu sorumluluğun farkında olarak karşılaştığın problemlere yeni çözüm önerile getirmen lazım. Hangi alanda ne tür yenilikler yapılabilir, kim nasıl yapmış, ne tür bir etki yaratmış? Peki bu işe nasıl girişebilirsin, hangi adımları izleyebilirsin? ” gibi sorulara da kitabımızda yer vermeye çalışacağız.

Böylece maratonun ilk gününün ilk blog yazısını tamamlamış olduk. Diğer yazı ise www.gucbende.org sitesinde yayınlanacak.